Bakan Oğlu Olmak İstiyorum!

22 Aralık 2013 Pazar

Aile toplanmış, anneanneler, dedeler yılbaşını kutlamaya hazırlar. Evin küçük oğlu, suratı bir karış dolaşıyor, anne oğlunu bir kenara çekip soruyor, “Ne var, hediyeni mi beğenmedin?” Oğlan avazı çıktığı kadar bağırıyor: “Evet!”, anne şaşkın, “Sana istediğin bilgisayar oyununu aldık, sevinmelisin.” Oğlan ağlamaya başlıyor: “Bir bilgisayar oyunu nedir ki, ben bir para sayma makinesi istiyorum! Ve çok para istiyorum, o paraları saymak istiyorum, arkadaşlarıma dağıtmak istiyorum, acayip bir havam olsun istiyorum! Anne ben bakan oğlu olmak istiyorum!”
Öğretmen anaokulunda çocukları toplamış, çocuklar birbirlerine hediye almışlar ve hediyeler açılmış, kimsede bir sevinç yok. Kös kös duruyorlar, öğretmen soruyor, “Ne oldu çocuklar?” İçlerinden biri el kaldırıyor: “Öğretmenim bu hediyeler hiç iyi değil. Keşke biz de bakan oğlu olsak, diye düşünüyoruz. O zaman çok paramız olur, size de en güzel hediyeyi alırız.”
Adam çok öfkeli, yılbaşı gelirken mal verdiği esnaftan alacağını alamamış, durum vahim, bu kaçıncı telefonu, karşısındaki her seferinde, “Abi ayağına düştüm. Malı satamadım vallahi billahi yılbaşına kuruşsuz giriyorum” diye başlıyor ağlamaya, adam delirecek, çeklerinin vadesi gelmiş ama para yok. Yok! “Ah anacığım” diye başlıyor söze, “ah, bir bakan bulamadın evlenecek, sevdiğin adama gittin de ne oldu? Ah, anacığım ah, bari bir bakan bulamadın bir müsteşar bulaydın da şu gariban oğlun, yılbaşında hanımına bir Mercedes, oğullarına birer cip alaydı. Ah kader ah!”
Genç adamın canı çok sıkkın, kredi alıp bir kafe-restoran açtı ama içki ruhsatını bir türlü alamıyor. Üç aydır uğraşıyor, ama içki ruhsatı bir türlü çıkmıyor. İçki vermeyince de yaptığı onca masrafı çıkarmak bir yana, içeriden yiyor. Karar verdi, kendi kendine şöyle düşündü. “Bu ülkede bakan oğlu olmayana ekmek yok. Bizim babamız da bakan değil, o zaman daha küçüklere bakacağız, en iyisi ben belediyede bir torpil bulmalıyım.” Buldu da. Mahallesinde bir belediye zabıtası oturmaktaydı ve adamın son model bir Audi’si vardı. Patronların prestij arabası Audi olduğuna göre bu adam işini iyi bilen bir adamdı. Adamın kapısını çaldı, anlaştılar ve üç gün sonra genç adam içki ruhsatını aldı.
Televizyonda, bakan oğullarının para tomarlarını gören genç bir kız, “Vay canına!” dedi, “zengin koca için yaptığım planları değiştirsem iyi olacak. Hemen başlamalıyım. Kaç bakan var, kaçının oğlu var, internetten bulurum. Sonra Facebook’a girip ilgi çekici bir kimlikle işe başlarım. Yoksa bir banka müdürü mü tavlamalıyım? Ama para koymak için ayakkabı paketi çok riskli. Hele şimdiden sonra, çünkü bundan böyle hırsızların ilk bakacağı yer ayakkabı kutuları olacaktır. En iyisi parayı davlumbaza yerleştirmek. İyi akıl ama hemen internetin başına oturup işe koyulmalıyım.”
Üç sokak çocuğu, ellerinde tinere batırılmış pamuklar, sahildeki çimenlerin üstüne yayılmış hayal kuruyorlar. İçlerinden biri, arkadaşına döndü, “Oğlum bugün ne hayali görüyorsun?” diye sordu. Öteki kıkır kıkır gülerek, “Arkadaş, ben bugün bakan oğluyum” dedi, “paralardan üstüme sıcacık bir battaniye yaptım. Bu arada Başbakan da beni ziyarete geldi. Arkandayım evladım, diyerek sırtımı okşadı. Hadi bu kadar, paradan battaniye de pek sıcak tutuyor.”

Bu satırları yazan yazarın notu:
Ben de bakan kızı olmak istiyorum. Ayrıca bir arkadaşım hemen bir hesap yaptı, ortaya çıkan rüşvet olayındaki paraları topladı ve 70 milyona böldü. Kişi başına 4532 Türk Lirası düştü. Yılbaşı öncesi hiç de fena değil. Bakancığım hepsi senin mi? Ben de isterim ben de!  


Yazarın Son Yazıları

Koronayla söyleşi (3) 13 Eylül 2020
Alkollüydüm abi! 23 Ağustos 2020
İmdat! Fren patladı! 26 Temmuz 2020
Virüsle söyleşi (2) 19 Temmuz 2020