Hep birlikte ölüyoruz!

01 Mart 2020 Pazar

Nerelerdesiniz, beyaz tül perdelere sarılıp “Tayyip bizi İdlib’e götür!” diye yeri göğü inletenler? Dünya nefesini tutmuş beklerken, Suriye sınırına yığılan Türk tanklarının videolarını her dakika dünyanın gözüne sokanlar, neredesiniz? Rusya, Suriye hava sahasını her türlü yabancı uçağa kapatmış, haberiniz yok mu? Yoksa önemsemediniz mi, askerlerimizin hava sahası başkalarının elindeyken, saklanacak doğal bitki örtüsü olmayan topraklarda tek tek hedef haline geleceklerini bilemediniz mi? Sizin askeri bilginiz nedir? Biraz savaş filmi izleyen biri bile bilir ki, hava desteği olmadan herhangi bir yer işgal edilemez!

İşgal edilemez diyorum, bağırıp çağırmayın, biz resmen o topraklarda işgalci bir orduyuz. Üstelik bir yandan “Suriye’nin toprak bütünlüğü bizim için önemli” diyoruz, öte yandan işgalci durumdayız. Dünya biliyor ki, Suriye ordusu ve Suriye’nin yanında yer alan Rusya orada cihatçı sürüsünü istemiyor. Ama biz neredeyse bu sürüyle el ele kol kola fotoğraf çektiriyoruz. Kimse salak değil. Cihatçıların Suriye’de neler yaptığını kimseler unutmadı. Başları kesilen insanları, tecavüz edilen ve pazarlarda köle olarak satılan kadınları kimseler unutmadı. Biz niye onlarla birlikteyiz? Büyük İslam birliğini kurmak için mi? Hâlâ anlamadınız mı Arap ve Müslüman dünyasının Büyük İslam projesi diye bir meselesi yok. Onlar petrol zengini ve kokainden sapır sapır dökülen Arap şeyhlerinin tümüyle dışa bağımlı sözüm ona bağımsız ülkeleri. 

Ne oldu İdlib’deki hava saldırısının ertesi günü Rusya füze yüklü iki savaş gemisini Boğazlardan geçirdi. Kızanlar var, “bizimle alay ediyorlar” diyenler var, geçirir. Amerika nasıl Akdeniz’de savaş gemileriyle cirit atıyorsa, Rusya da atacak, çünkü bu ülkeler süper güç! Peki bize ne oluyor, bir o yana bir bu yana savrulup duruyoruz. Rusya’ya yanaşmak için füzeler aldık, dünyanın parasını ödedik ama hangarlarda çürümeye bıraktık. Çünkü yazılımları bizim elimizde değil. Rusya’nın elinde. Sanılmasın ki NATO ve Amerika bizim yanımızda. Bir iki özlü söz söyleyip, İncirlik’ten uçak kaldırmayacaklar, Amerika olup bitenden fazlasıyla memnun, bu kapışma en çok onun işine geliyor. Birleşmiş Milletler mi? Yapmayın, şimdi hemen sınır kapılarını açıp Suriyeli mültecileri Avrupa’ya göndermeye başladık. Elimizdeki önemli kozlardan biri mülteciler. Ama artık bu koz önemini yitirdi. Çünkü Avrupa’ya gitmeye hiç niyeti olmayan, Türkiye’yi kendileri açısından son derece verimli bulan 4 milyon kişi kolunu kıpırdatmayacaktır. Yarısı asker, yarısı ucuz işçi, yarısı da Türk vatandaşı oldu. Gidenler, dikkatle bakın Batı’nın istediği donanıma sahipler. Üstelik minnet duygusuyla Batı’da ses çıkarmayan köleler olacaklar!

AKP ve CHP’liler acil toplanmışlar. Hiç kimse alınmasın, hep birlikte bu savaş için tezkere verdiniz. Oralarda ölen gencecik askerler, hepinizin rüyasına girmeli. Alıp elinize bir kâğıt kalem kaç kişinin ölümüne neden oldunuz yazın! Doğru sizin çocuklarınız yok, şehit ailelerinin evlerini hepimiz gördük, o evlerde tek tek bayrak asıldı, o evler yoksulların evleri, ölüme gönderdiğiniz çocukların evleri. O yıkık dökük evlerin bahçesinde onlar oynadı, seslerini duyabilirsiniz. O sesler size soruyor: “Ben neden öldüm!” Hadi yanıt verin! “Şehitler tepesi dolsun” diye hep birlikte ellerinizi kaldırdınız! Hep birlikte!

Diyorlar ki, günlerdir bir hava saldırısı bekleniyordu. Bu konuda yetkililer uyarılmış, bu gerçek mi? Böyle bir ihtimal varsa, neden o bölgeler sıkı bir korunmaya alınmadı. Sınıra yığılan tankların uçaksavarı yok mu? Sığınaklar yok mu? Neden yetkili kişiler suspus? Neden ?

Yetkililer susuyor, yabancı kaynaklar ölü ve yaralı sayısını bize duyurulandan çok daha fazla bir sayıyla açıklıyor. Şimdi her şeyden çok dürüst olmak zamanı. Açıkça ne kadar şehit verdiğimiz, ne kadar yaralımız olduğunu bilmek her yurttaşın hakkı! Libya’da şehit olan askerlerimizin habersiz gömüldüğünü biliyoruz. Hiç olmazsa şimdi bize dürüstçe yanıt verin ve hepimizi sakin olmaya davet edin. Çünkü bugün üç banka dolaştım ve hepsinin ATM’lerindeki para bitmişti. Şu panik havasını yumuşatın ve usulca işgal ettiğimiz Suriye topraklarını boşaltmaya başlayalım. Siz Rusya’nın arasının açık olduğu Ukrayna’ya gidip ordusuna 200 milyon bağışlarsanız Ruslar sizi alkışlamaz. Domatesinizi almaz. Gövde gösterisi yapacak zamanlarda değiliz. Hep birlikte haykırmalıyız: SAVAŞA HAYIR !


Yazarın Son Yazıları

İmdat, Z kuşağı! 5 Temmuz 2020
İhtiyarlara yer yok! 28 Haziran 2020