Dış politikada dört parmak hesabı
Kadri Gürsel
Son Köşe Yazıları

Dış politikada dört parmak hesabı

03.06.2016 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

Keşke dış politikada değişim dört parmak hesabının basitliğinde olabilseydi...
Bakınız, dört parmak hâlâ havada.
Lakin başlangıçta taşıdığı anlam değişti.
Erdoğan’ın dört parmağı havaya ilk kez 2013’te kalktı. Mısır’da General Sisi, İhvancı Cumhurbaşkanı Mursi’yi 3 Temmuz’da darbeyle devirdi; arkasından İslamcılar Kahire’deki Rabiatül Adeviyye Meydanı’nda toplanarak direnişe geçtiler. Yaklaşık iki ay süren bu hareket kanla bastırıldı.
Erdoğan, Sisi darbesini kendisine karşı yapılmış gibi yaşadı; iliklerinde, zihninde ve ruhunda hissetti. Haksız da sayılmazdı çünkü Sisi bu darbeyle sadece Mursi iktidarını değil, Erdoğan’ın Doğu Akdeniz Havzası’nı Tunus’tan başlayarak kuşatan bir İhvancı rejimler topluluğunun doğal lideri olma hayallerini de yıktı.
Travma büyüktü. Erdoğan, Mısırlı İslamcıların Kahire’deki meydanın adı olan Rabia’nın Arapçada “dört” anlamına gelmesine atfen yaptıkları “dört parmak” işaretini benimsedi. Türkiye’de nereye gitse taraftarlarını dört parmakla selamlamaya başladı.
Erdoğan, başparmağını açık duran avucunda gizleyip birbirinden ayırdığı dört parmağını havaya dikince, Mısırlı “dört parmak” Türkiye’de iç siyasetin günlük bir unsuru haline geldi.
Zaten devr-i iktidarlarında, dış siyaset ile iç siyaset arasındaki ayrım çizgisi neredeyse tamamen ortadan kaldırılmış, dış siyaset fazlasıyla kişiselleşmiş ve içeride iktidarın tahkimi için yapılır olmuştu.
AKP dış siyasetinin hemen bütün netameli konuları birer iç politika pozisyonuna dönüştürülmüşlerdir ve bunları değiştirmenin bir iç maliyeti vardır.
Öyle olmasaydı İsrail’le Hamas ve Gazze eksenli krizleri aşmak bu kadar güç olmazdı. Mısır’la Sisi darbesi nedeniyle kopan ilişkiler tamir edilebilirdi. Suriye’de Esad’ı devirmek için bu müflis politikalara yıllarca saplanıp kalınmazdı.
Erdoğan’ın iç siyaseti neyse dış siyaseti de odur. Dört parmakta dört musibet vardır: İslamcılık, mezhepçilik, ayrımcılık ve sözde Osmanlıcılık...
İç siyasete hâkim olan İslamcı ve otoriter zihniyet değişmediği sürece Türkiye’nin dış siyaseti hep çatışma ve kriz üretecektir. Çünkü iç siyasetin yaptığı bu...
Yurtta kutuplaşma, cihanda kutuplaşma.
Ve merak ediyorum, Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, dış politikada kangrenleştirdikleri bazı alanları kastederek, “Mutlaka birtakım değişikliklere gidilmesi gerektiği zaruri görülüyor” derken bunu başarmanın yolunu biliyor mu?
Bu iş “dört parmak” hesabıyla yapılsaydı kolaydı.
Hesapta ne oldu? Dört parmak inmedi, havada kaldı ama Rabia niyetine değil. Sahibi, parmaklara yüklediği anlamı değiştirdi. Eller şimdi havaya, Nazilerden mülhem “Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet” sloganlarının işaret ettiği mantık çizgisi üzerinden “tek lider” Türkiye’sine milleti alıştırmak için kalkıyor.
Politika değişikliği tamam; maliyetsiz, temiz.
Numan Kurtulmuş’un ağızıyla konuşan Saray’ın hesabı da bu basitlikte olsa gerek. Dış politikadaki fecaatin bütün vebalini, devirdiği Davutoğlu’nun sırtına yükleyip kurtulmak...
Dört parmak”ta hallettiği gibi.
Ama olamaz. Beraberlerdi, her şeyi birlikte yürüttüler. Kimse “Davutoğlu tarafından kandırıldım” diyemez.
Önce kafalar değişecek, ki imkânsız. Değişmeyen kafalar gitmediği sürece Türkiye’nin bataktaki dış politikası da değişmez. Kimse hayal görmesin, güzelleme yapmasın.
Dört parmaktaki dört musibet gidecek, alternatif “dört parmak” gelecek...
Bir: Cumhuriyetçilik, iki: Laiklik, üç: Kurumsallık, dört: Öngörülebilirlik.
Kısaca “fabrika ayarları”.
Alternatif dört parmak yoksa, dış politikada değişim de yok.  

Yazarın Son Yazıları

İdlib’de yüzleşmek

İdlib’de yüzleşmek

Devamını Oku
07.09.2018
Osman Kavala’nın sakin mağduriyeti

Osman Kavala’nın sakin mağduriyeti

Devamını Oku
31.08.2018
Yapay zekâ ABD’yle krizi çözer mi?

Yapay zekâ ABD’yle krizi çözer mi?

Devamını Oku
28.08.2018
Türkiye’nin tam teşekküllü krizi

Türkiye’nin tam teşekküllü krizi

Devamını Oku
17.08.2018
24 Haziran’daki ‘uçan mürekkepli mühür’ palavrasını en çok kim yaydı

24 Haziran’daki ‘uçan mürekkepli mühür’ palavrasını en çok kim yaydı

Devamını Oku
03.08.2018
Hızlı ve geçici iktidar

Hızlı ve geçici iktidar

Devamını Oku
14.07.2018
Muhalefetin bir numaralı sorunu medyadır

Muhalefetin bir numaralı sorunu medyadır

Devamını Oku
06.07.2018
24 Haziran’ın sürprizi MHP değil, ‘münafıklar’

24 Haziran’ın sürprizi MHP değil, ‘münafıklar’

Devamını Oku
29.06.2018
Bu seçimin galibi halktır

Bu seçimin galibi halktır

Devamını Oku
25.06.2018
24 Haziran’ın dört kesin sonucu

24 Haziran’ın dört kesin sonucu

Devamını Oku
22.06.2018
‘Oylarınızı çaldırmayacağız’

‘Oylarınızı çaldırmayacağız’

Devamını Oku
21.06.2018
Mantar tabancası patlasa da sandığa

Mantar tabancası patlasa da sandığa

Devamını Oku
19.06.2018
İnce, Erdoğan’ı iktidardayken ‘indiriyor’

İnce, Erdoğan’ı iktidardayken ‘indiriyor’

Devamını Oku
12.06.2018
Korkan iktidar korkutarak oy istiyor

Korkan iktidar korkutarak oy istiyor

Devamını Oku
08.06.2018
Erdoğan ‘Bay Kemal’den neden vazgeçemiyor?

Erdoğan, ‘Bay Kemal’den neden vazgeçemiyor?

Devamını Oku
05.06.2018
Muharrem İnce fenomeni

Muharrem İnce fenomeni

Devamını Oku
01.06.2018
24 Haziran’da iktidarın işi artık daha zor

24 Haziran’da iktidarın işi artık daha zor

Devamını Oku
29.05.2018
Türk Lirası’nı kim çökertti?

Türk Lirası’nı kim çökertti?

Devamını Oku
25.05.2018
Üç yıl sonra HDP yine anahtar

Üç yıl sonra HDP yine anahtar

Devamını Oku
15.05.2018
Dinamizm tamam Umutlar tamam Moraller tamam

Dinamizm tamam Umutlar tamam Moraller tamam

Devamını Oku
11.05.2018
Muharrem İnce’yle bozulan mezhepçilik oyunu

Muharrem İnce’yle bozulan mezhepçilik oyunu

Devamını Oku
08.05.2018
Basın özgürlüğü neden alerji yapıyor?

Basın özgürlüğü neden alerji yapıyor?

Devamını Oku
04.05.2018
Atı alan Üsküdar’a geçecek mi?

Atı alan Üsküdar’a geçecek mi?

Devamını Oku
01.05.2018
İç ve dış krizlerden önce baskın seçim

İç ve dış krizlerden önce baskın seçim

Devamını Oku
20.04.2018
Cihatçılar da Türkiye’ye havale

Cihatçılar da Türkiye’ye havale

Devamını Oku
17.04.2018
Saldırı sınırlı, Türkiye'nin pozisyonu etkilenmez

ABD, İngiltere ve Fransa'nın ortaklaşa gerçekleştirdiği Suriye Operasyonunundan ne anlamalıyız... Sınırlı saldırı Ankar'nın pozisyonunu etkiler mi, Esad rejimini güçlendirdi mi, harekatın zamanlaması manidar mı, harekat Putin'e de bir mesaj mı, İngiltere Başbakanı May kısa yolu mu seçti?

Devamını Oku
15.04.2018
Şimdiki mesele kimyasal silah değil

Şimdiki mesele kimyasal silah değil

Devamını Oku
13.04.2018
Hürriyet’e veda ve teşekkür

Hürriyet’e veda ve teşekkür

Devamını Oku
03.04.2018
Doğan Grubu’nun imhası, ana akım medyanın sonu

Doğan Grubu’nun imhası, ana akım medyanın sonu

Devamını Oku
23.03.2018
Afrin ve ötesi

Afrin ve ötesi

Devamını Oku
20.03.2018
Seçimi boykot, havlu atmaktır

Seçimi boykot, havlu atmaktır

Devamını Oku
16.03.2018
Arkadaşlarımızı hapiste tutarak hiçbir şey kazanamazsınız

Arkadaşlarımızı hapiste tutarak hiçbir şey kazanamazsınız

Devamını Oku
06.03.2018
İdlib’e dikkat

İdlib’e dikkat

Devamını Oku
23.02.2018
TSK Suriye’den neden çıkmaz?

TSK Suriye’den neden çıkmaz?

Devamını Oku
13.02.2018
Suskunluk sarmalındaki Türkiye

Suskunluk sarmalındaki Türkiye

Devamını Oku
06.02.2018
Uğur Mumcu’yu anmak, yalana teslim olmamaktır

Uğur Mumcu’yu anmak, yalana teslim olmamaktır

Devamını Oku
26.01.2018
Afrin savaşının öteki cephesinde durum

Afrin savaşının öteki cephesinde durum

Devamını Oku
23.01.2018
Zor, Suriye’de oyunu bozar mı?

Zor, Suriye’de oyunu bozar mı?

Devamını Oku
16.01.2018
Ölmüş bir gazeteciden ‘Sayın Yetkili’ye mektup: Tercih demokrasi ve diktatörlük arasında

Ölmüş bir gazeteciden ‘Sayın Yetkili’ye mektup:

Devamını Oku
12.01.2018
Türkiye-ABD: Krizin kara yılı başladı

Türkiye-ABD: Krizin kara yılı başladı

Devamını Oku
05.01.2018