Halk Sahiden Bunları mı İstiyor?

29 Kasım 2011 Salı
\n

Televizyonlarda yayımlanan programların izlenme oranları, giderek ne tür program yapılması gerektiğini de belirliyor. Öne çıkan, çok izlenen ne varsa bir süre sonra benzerleri ve zamanla daha da kötü taklitleri ekranı kaplıyor.

\n

Halk bunu istiyor sözü, bizde, her tür uydurmanın, pespayeliğin, ucuz işlerin bahanesidir.

\n

Bu bahane sayesinde, o halkın sırtına basarak, onun zaaflarını kullanarak para kazanmak, ünlü olmak alışkanlık haline geldi.

\n

Bir zamanlar Barış Mançonun sabah programları vardı. Çocuklarla, sonra yaşlılarla yaptığı programlar. Bu programlar da çok izlenirdi. Aradan yıllar geçti hâlâ o düzeyde bir program bile yapılamıyor.

\n

Şimdilerde, bugün ne giyelim, bugün ne yiyelim türü programlar ve yabancı formatlardan uyarlanan birtakım yarışmalar gündemde.

\n

Bu yarışmaların çoğunda aslında yarışmacılardan çok, jüri üyelerinin kişiliği, onların konuşmaları, tavırları ilgi görüyor anladığım kadarıyla.

\n

***

\n

Gündüz kuşağında yer alan kadın ve evlilik programlarının halini söylememe gerek yok herhalde. Buralarda olup bitenler zaman zaman gündeme geliyor.

\n

Bu arada, ne kadar abuk sabuk konuşan, ona buna laf atan, olmadık saçmalıkları ciddi bir şeymiş gibi anlatan insan varsa onlar da televizyoncuların en sevdiği konuklar arasına giriyor.

\n

İlginç bir biçimde, yıllar geçerken program kalitesi ve çeşitliliği artacağına azalıyor. Genel olarak çok kısıtlı sayıda insan ve diziler etrafında dönen bir yayıncılık anlayışı yerleşiyor.

\n

Bu yarışmalarda, eğlence programı olarak nitelenen programlarda, sohbetlerde, içeriğin yerlerde sürünmesinden vazgeçtim, en azından teknik olarak bir ilerleme beklemek gerekirdi bunca yıl sonra, ama ne yazık ki o bile yok.

\n

***

\n

Peki, gerçekten de halk bunları mı istiyor?

\n

Örneğin kanal kanal kapışılan ve sahiden de komedi denebilecek derecede saçmalayan insanların ekrana çıkması için izleyiciden bir talep geliyor mu?

\n

Tabii ki gelmiyor.

\n

Ama bu insanlar çıkınca o programlar reyting alıyor.

\n

Yıllar önce verdiğim bir örnek var. Taksim Meydanı’na bir hilkat garibesi getirseniz, gelen geçen durur, bir süre merakla bakar. Ama alın evinize götürün derseniz kimse götürmez.

\n

Bu, insanların onu çok sevip bayıldığı anlamına gelmez.

\n

Yayıncıların, programcıların, yapımcıların işi, en çok tutulan zırvalığı sürdürmek değil, yeni bir şeyler bulmak, yaptıkları işi geliştirmek, izleyicinin ilgi alanlarını değiştirecek kalitede bir şeyler yapabilmek olmalı.

\n

Eğer, çok seviliyor ve isteniyor denilen insanları bir ay ekrana çıkarmazsanız sonucu görebilirsiniz. Bakalım, en ünlüler için bile arayan soran oluyor mu?

\n\n

Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Görüşmek Üzere... 10 Ocak 2013
Vergiler ve Zenginler 8 Ocak 2013
Kitap Korkusu 5 Ocak 2013