Mehmet Ali Güller

Çin’e karşı AUKUS, ABD-Fransa ilişkisini vurdu

18 Eylül 2021 Cumartesi

ABD Başkanı Joe Biden, İngiltere Başbakanı Boris Johnson ve Avustralya Başbakanı Scott Morrison, yayımladıkları ortak bildiriyle, AUKUS isimli yeni bir güvenlik ortaklığı başlattıklarını duyurdular (15.9.2021).

Üç ülkenin adlarının kısaltması olan AUKUS’un temel hedefi şu: Savunma alanında ileri teknoloji paylaşımı yaparak Avustralya Kraliyet Donanması’nı güçlendirmek, bu ülkeyi nükleer denizaltılarla donatarak Hint-Pasifik bölgesinde devriye yapmasını sağlamak... 

ÇİN’DEN SİLAHLANMA UYARISI

Hint-Pasifik stratejisi, ABD’nin Çin’i bölgesine hapsetmek için Hindistan’dan Japonya’ya uzanan genişlikteki alana müttefikleriyle birlikte egemen olma projesidir.

ABD bu amaçla uzun bir süredir “müttefik organizasyonu” yapıyor. Örneğin QUAD yani ABD, Avustralya, Hindistan ve Japonya’nın dörtlü ittifakı bunlardan biri. Şimdi AUKUS da buna eklenmiş oldu. Sahada da buna paralel gelişmeler yaşanıyor. İngiltere’nin HMS Queen Elizabeth uçak gemisi, geçen hafta Hint-Pasifik bölgesine konuşlandırılmıştı.

Çin, kendisini doğrudan hedef alan bu askeri girişimlere karşı oldukça hassas ve ilk günden AUKUS’u uyardı: Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Zhao Lijian, üç ülkenin bölgesel barış ve istikrara ciddi şekilde zarar verdiğini, silahlanma yarışını yoğunlaştırdığını ve uluslararası nükleer silahların yayılmasını önleme çabalarına zarar verdiğini söyledi.

FRANSA: SIRTIMIZDAN BIÇAKLANDIK

Fakat AUKUS’a karşı asıl tepkiyi gösteren ise Fransa oldu. Zira bu ortaklık ile Fransa’nın Avustralya’yla yapmış olduğu ve oldukça büyük hacimdeki denizaltı anlaşması iptal edilmiş oldu!

Fransa, Avustralya ile 2015 yılında 40 milyar dolarlık Taarruz Denizaltı Programı imzalamıştı. AUKUS nedeniyle iptal olan bu program, Fransa için özetle Avustralya’ya nükleer denizaltıları kendileri yerine ABD’nin satması anlamına geliyor.

Paris bu duruma oldukça kızgın. Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, olayı “Sırtımızdan bıçaklandık” diye yorumladı ve Avustralya’nın güvene ihanet ettiğini savundu. Fransa Savunma Bakanı Florence Parly de anlaşmanın “işbirliği ruhuna aykırı” olduğunu açıkladı. 

Öte yandan Fransa’nın Washington Büyükelçiliği, ABD’nin bağımsızlık savaşında Fransa’nın desteğiyle İngiltere’ye karşı kazandığı Chesapeake Muharebesi’nin 240. yıldönümü nedeniyle düzenlenecek ABD-Fransa dostluk galasını iptal ettiğini ilan etti. 

AB ORDUSU ARAYIŞI

ABD Dışişleri Bakanı Blinken, Fransa’nın tepkisini bu ülkenin ABD’nin “hayati ortağı” olduğunu söyleyerek yatıştırmaya çalıştı. Ancak 40 milyar dolarlık satışın iptali, bir süredir Washington’a karşı AB içinde “stratejik özerklik” savunan Paris’i, daha da ileri adımlar atmaya götürebilir. 

Zira Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un “NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti” sözleriyle başlayan tartışma, esas olarak Avrupa’da Paris’in başını çektiği “Avrupa ordusu” kurma hedefinin bir parçasıydı. 

AB yetkilileri özellikle Afganistan tahliyelerindeki başarısızlık sonrasında bu konuyu yeniden gündeme getirdi. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, bu amaçla “Avrupa İlk Giriş Gücü” oluşturulmasını önerdi (30.8.2021). Dahası AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Macron’la bir zirve düzenleyeceklerini, ihtiyacın artık “AB Savunma Birliği” olduğunu ilan etti (16.9.2021). 

ATLANTİK RESTORASYONUNUN ZORLUĞU

Özetle, ABD Çin’e karşı bir müttefik organizasyonu yaparken bir başka müttefik organizasyonunda hasar yaratmış oluyor.

Bugünden yarına AB’nin elbette “büyük bir ordu” oluşturma şansı yok ama bunun olasılığı, dahası AB’nin ABD’den “stratejik özerklik” ilan etme çabaları, Washington’u endişelendiriyor. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in Borrell’e karşı yaptığı “AB ordusu NATO’yu zayıflatır, hatta Avrupa’yı böler” tehdidi, aslında doğrudan ABD’nin endişesini dile getiriyordu (6.9.2021).

Sonuç olarak Biden’ın Trump’tan farklı olarak “geleneksel müttefiklerle ilişkileri restore etme” hedefi, pek de başarılı ilerlemiyor. Tersine ABD’nin Afganistan’dan çıkışı, hegemonyasındaki zayıflamayla paralel olarak ABD’nin müttefiklerine liderlik edebilme kapasitesini sorgular hale gelmiş durumda.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları