Mehmet Ali Güller

Cumhuriyetin yeniden inşası

29 Ekim 2020 Perşembe

Atatürk’ün kurduğu ve Türk gençliğine emanet ettiği Cumhuriyet, büyük ölçüde yıkıldı. Bu gerçeği görmek, bugünün kritik sorunudur. 

Bu gerçeği görmezsek görevimiz “Cumhuriyeti koruma” aldatmacası şeklinde sürer ve “tam yıkılışı” izleriz. Bu gerçeği görürsek Cumhuriyeti yeniden inşa etme görevimizi saptarız. 

O Cumhuriyet, bu cumhuriyet değil

Kuşkusuz “Cumhuriyetin büyük ölçüde yıkıldığı” gerçeğini kabul etmek güçtür, dile kolay gelmez, ağzımız mühürlenir... 

Ama gerçektir, acı gerçektir...

Ali Sirmen ustamızın iki gün önce köşesinden önemle belirttiği gibidir tablo: “O Cumhuriyet, bugünkü cumhuriyet değil. Bugün 29 Ekim 1923’te ilan edilen Cumhuriyetten geriye hiçbir şey kalmamıştır. Şimdi ancak onu yeniden kurmaya çalışabiliriz.”

O Cumhuriyet, dünkü cumhuriyet de değil

Evet, o Cumhuriyet, yani Atatürk’ün Cumhuriyeti, bugünkü cumhuriyet değildir ama aslında dünkü cumhuriyet de değildir.

İşte bir örnek:

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD), 1994 yılında Galatasaray Lisesi’nde bir toplantı düzenler. “Atatürk’ün Cumhuriyeti Nereye Gidiyor?” konulu toplantının konuşmacısı Ahmet Taner Kışlalı’dır.

Kışlalı şöyle der: “Atatürk’ün Cumhuriyeti kaldı mı ki nereye gittiğini tartışıyoruz? Asıl, onu nasıl yeniden kurabileceğimizi tartışmalıyız.”

Ancak aradan geçen 26 yılda, “yeniden kurmayı” değil, “korumayı” esas aldık. Böyle yaptığımız için de bugünlere geldik...

Bugünün gerçeği

Cumhuriyetin “büyük ölçüde yıkıldığı” gerçeğini gösteren onlarca örnek vardır ve en önemlileri şunlardır:

1. Cumhuriyet, milletin egemenliğidir. Milletin vekilleri aracılığıyla egemenliğini uyguladığı yer de Meclis’tir. Ancak bugün egemenlik Meclis’ten Saray’a geçmiştir.

2. Cumhuriyet, ümmetin bir devrimle millet olmasıdır. Bugün tersine ümmetleşme süreci yaşanıyor... 

3. Cumhuriyet, kulun yurttaş olmasıdır. Bugün yurttaşlığın yerini müritlik almaya başlamıştır.

4. Cumhuriyet, ortaçağ ilişkilerinin tasfiyesidir. Cumhuriyetin kapattığı tarikatlar, cemaatler bugün iktidardır; Cumhuriyetin yasakladığı şeyhler toplumun üzerinde otorite yapılmıştır.

5. Cumhuriyet, eğitimin birliğidir. Bugün pratikte ikili bir eğitim yürütülmektedir.

Bekçilik değil, devrimcilik

Cumhuriyet neden “büyük ölçüde yıkıldı” peki? 

Mustafa Kemal Atatürk’ün “arasız devrim” yolu tutulmadı, sürdürülmeyen devrim önce kireçlendi, sonra katılaştı ve en sonunda Cumhuriyet karşıdevrimle, Cumhuriyet karşıtlarına teslim edildi.

Kısacası Cumhuriyet, “bekçilikle” korunamadı, korunamazdı... 

Cumhuriyet, ancak devrimcilikle korunabilirdi.

Aynı nedenle Cumhuriyet ancak devrimcilikle yeniden inşa edilebilir.

Bugünün büyük gerçeği budur.

Cumhuriyet cephesi

Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir” sözü, bir devrim formülüdür: Devrimle Cumhuriyet kuranlar, devrimle milletleşmiştir.

Geniş köylü kitlesi, olduğu kadar işçisi, esnafı, zanaatkârı, tüccarı, askeri, öğrencisi, aydını tek cephede toplanmış ve önce padişahın Kuvayi İnzibatiyesi’ne karşı, ardından da emperyalistlere karşı kuruluş ve kurtuluş mücadelesi vermiştir.

Mustafa Kemal’in devrimciliğinin büyüklüğü, sağlam bir cephe inşa edebilmesindedir; Anadolu’nun fakir köylüsüyle, İstanbul’un aydınını aynı örgütte bir araya getirebilmesidir.

Bugünün işi de cumhuriyetçilerin bir araya gelebilmesidir, bir “Cumhuriyet Cephesi”nde toplanabilmektir... 


Yazarın Son Yazıları

Stratejik özerklik 21 Kasım 2020
‘Tek adam’ devleti 19 Kasım 2020
Trump mı, Biden mı? 2 Kasım 2020