Mehmet Ali Güller

Tunus’ta 10 yıllık çarpışma

29 Temmuz 2021 Perşembe

Tunus’ta Cumhurbaşkanı Kays Said’in anayasanın 80. maddesine dayanarak meclisi kapatması ve başbakanı görevden alması, İhvancı Meclis Başkanı Gannuşi tarafından “devrime darbe” diye nitelendi.

Benzer şekilde AKP hükümetinin tüm sözcüleri ile AKP’den çıkan Gelecek Partisi ve DEVA Partisi de olayı darbe olarak niteledi. Böylece Erdoğan, Davutoğlu ve Babacan (ve haliyle Gül) Tunus İhvanı’nı savunma hedefinde birleşmiş oldu!

KAVRAMLAR TERSYÜZ EDİLDİ

Devrim, darbe, demokrasi gibi kavramlar, emperyalist merkezler ve o merkezlerle işbirliği içindeki siyasal İslamcılar tarafından bozuldu. Emperyalizmin klasik numarasıdır: Sömürgeciliklerini “uygarlık götürmek”, işgallerini “demokrasi taşımak”, saldırılarını “insan hakları oluşturmak” diye makyajlamadılar mı?

Neo-liberalizmin 40 yılı, aynı zamanda kamuoylarında kavramları tersyüz etme tarihiydi. Darbelere devrim, devrimlere darbe dediler çoğu zaman. Örneğin burjuva demokratik devrimi, feodalizmin ve ortaçağ güçlerinin tasfiyesiyken, emperyalizmin çıkarı gereği o güçleri yeniden iktidara taşımak “devrim” oldu! Oysa bal gibi karşıdevrimdi. İşte ülkemizde yaşananlar: Siyasal İslamcılar, cumhuriyetle, laiklikle, demokrasiyle hesaplaşmalarına “devrim” diyorlar, hatta kendilerini “muhafazakâr demokrat” diye niteliyorlar!

ARAP HALK HAREKETİ

Tunus’un bugününü analiz edebilmek, 60 yıllık mücadelesinin hangi güçler arasında olduğunu saptamakla mümkün. Tunus, 1959’da Habib Burgiba’nın devrimci atılımıyla laikleşme ve modernleşme sürecini başlatmıştı. Atatürk’ün izinden giden ve Nasırcı Arap sosyalizmini savunan Burgiba, 1987’de Zeynel Abidin bin Ali tarafından devrildi. O da 2011’de Tunus halk hareketi ile devrildi ve kaçtı.

Her ne kadar yaygın olarak “Arap Baharı” diye nitelense de o dönemde yazdığımız ortak kitapta kullandığım gibi, “Arap halk hareketi” kavramını kullanacağım. Şundan: Tunus ve Mısır’daki o süreç, öyle iddia edildiği gibi ABD’nin düğmeye basmasıyla başlamadı. Arkasında 10 yıllık işçi, sendika, öğrenci, aydın eylemleri vardı. Nitekim halk hareketinin hedefindeki 30 yıllık diktatörler olan Mübarek de Bin Ali de Batıcıydı.

O süreç iyi incelendiğinde görülecektir ki ABD, Mısır’la ilişkisini kurtarmak için son dakikaya kadar savunduğu Mübarek’i feda etmek zorunda kalacak ve sistemi kurtarabilmek için de İhvan’a yeşil ışık yakacaktı. Halk hareketinin ilk günlerinde ortada olmayan İhvan ve Mursi süreci işte öyle başlamıştı. Yani İhvan, Mısır devrimini çalmıştı!

Mısırlılar kısa bir süre sonra devrimine sahip çıkmak ve İhvan’ı devirmek için yeniden ayaklandığında, bu kez Sisi, sistemi kurtarabilmek için Mursi’yi devirdi. Yani bir kez daha Mısır’ın devrimi çalındı! (Mısır’ın geniş kesimleri için İhvan’dan kurtulmak olumluydu elbette).

Benzeri Tunus’ta da yaşandı. Orada da İhvan iktidara ortak olabildi.

BATI MÜDAHALESİ DÖNEMİ

Amerikancı-Batıcı 30 yıllık iktidarların bu şekilde devrilmesi, Washington’u yeni bir yol açmaya götürdü: Arap halk hareketinin yönünü Mısır ve Tunus gibi Amerikancı iktidarlar yerine, Libya ve Suriye gibi Amerikan karşıtı iktidarlara çevirmeye çalışmak!

Bu amaçla 14 Mart 2011’de İstanbul’da düzenlenen Değişim Liderleri Zirvesi’nde yapılacaklar konuşuldu. Başbakan ErdoğanDeğişime yardımcı olmak, istikamet tavsiyesinde bulunmakla mükellefiz” derken, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu görev ilan ediyordu: “Eğer aktif bir öncülükle değişim liderliği yürütemezsek, biz bu coğrafyada bu gelişmelerden en olumsuz etkilenen ülke oluruz.

AKP iktidarının Libya ve Suriye maceraları böyle başladı: “NATO, Libya’nın Libyalılara ait olduğunu tescil etmek için Libya’ya girmelidir” diyerek Kaddafi’yi devirme saldırısına katıldılar; altı saatte Şam’a ulaşma ve Emevi Camisi’nde zafer namazı kılma propagandasıyla Suriye’de Esad yönetimini yıkma hedefi ilan ettiler.

İNİŞLİ ÇIKIŞLI MÜCADELE

Tunus’ta Said’in hamlesi, Sisi’nin Mısır’daki hamlesine benziyor. İhvan’ın tasfiyesi için toplumsal kesimleri temsil eden siyasal güçler arasında geniş bir uzlaşı oluşmuş görünüyor.

2000’li yılların başından itibaren inişli çıkışlı dalgalanan Arap halk hareketleri, İhvancılıkla, siyasal İslamcılıkla mücadele edecek kadar enerjik ama iktidara taşıyacak “örgütlü bir güç”ten hâlâ yoksun. Bu nedenle mücadele inişli çıkışlı sürüyor.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları