Mehmet Ali Güller

Türkiye’yi ABD’ye çapalama aracı: NATO

22 Kasım 2021 Pazartesi

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, 14 Haziran 2021’de yapılan Biden- Erdoğan zirvesinden önce Washington’un politikasını iki maddede özetlemişti: 

1. “Türkiye Batı’ya çapalanmış şekilde kalmalı.”

2. “Türkiye’nin, bazı kritik meselelerde ABD’yle aynı safta olması sağlanmalı” (9.6.2021).

Peki, Türkiye, Batı’ya hangi araçla çapalı tutulabilecek, hangi araçla kritik meselelerde ABD’yle aynı safta olması sağlanacak? O çapa NATO’dur!

ABD İÇİN NATO’NUN ÖNEMİ

ABD için NATO üyeliği, Türkiye’nin bir eksen kayması yaşamamasının ve neo-liberal ekonomi sistemi içinde kalmasının garantisidir.

Tamam, dünya değişmektedir, iki kutuplu dünyanın yerini beş merkezli (ABD, Çin, AB, Rusya, Hindistan) dünya almaktadır; bu durum geleneksel müttefiklik ilişkilerini değiştirmektedir, örneğin ABD kendi müttefiki AB’ye bile yaptırım uygular hale gelmiştir; dahası güç merkezleri pek çok ülkeye siyasi manevra alanı da doğurmaktadır, bu pratikte Almanya, Türkiye, Suudi Arabistan örneklerinde görüldüğü gibi farklı merkezlerle işbirliği yapabilme kolaylığı sağlamaktadır…

Ancak, ABD bilmektedir ki NATO var oldukça, üye devletleri şu ya da bu ölçüde denetleyebilecektir.

SİSTEM PARTİLERİNİN ORTAK PROGRAMI

Türk-Amerikan ilişkileri, tarihinin en kritik döneminde. ABD’nin terörü desteklemesinden Türkiye’nin ulusal çıkarlarına aykırı bölge politikaları uygulamasına uzanan geniş bir sorunlar listesi var.

Bu çapta büyük sorunlara rağmen ABD, Türkiye’yi Atlantik’e çapalı tutabileceğini düşünüyor. Üstelik iktidar değişse bile!

Çünkü AKP’den CHP’ye, MHP’den İYİ Parti’ye tüm partilerin programında iki ortak ve çok temel konu var: NATO üyeliği ve serbest piyasa ekonomisine bağlılık…

Bu partiler bağlamında iktidar değişikliği, özü itibarıyla restorasyondan ibarettir. CHP liderliğindeki bir iktidar koalisyonu, Cumhuriyet değerlerini savunma ve sosyal devletçilik bağlamında elbette Türkiye’yi bugüne göre ileri taşıyacaktır ancak Atlantik’e çapalı olma bakımından bir şey değişmeyecektir.

AKAR-KALIN-ÇAVUŞOĞLU ÜÇLÜSÜNÜN MESAJLARI

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın son NATO açıklaması, yukarıda anlatmak istediğimiz çapalamayı en somut şekilde ortaya koyuyor: “Türkiye, NATO ve Avrupa’nın sınırlarını teröre, kaçakçılığa ve insan kaçakçılığına karşı korumak için ne gerekiyorsa yapmaktadır. Türkiye, NATO’yu kendi güvenliğinin merkezine koymakta ve aynı zamanda NATO’nun güvenliğinin merkezinde yer almaktadır” (19.11.2021).

Türkiye’nin NATO’nun güvenliğini kendi güvenliğinin merkezine koymasının dün de bugün de ne anlama geldiğini, yine Akar’ın bir açıklaması üzerinden 14 Haziran 2021’de “Ordubozan NATO’culuk” başlığıyla bu köşede incelemiştik. Yeniden okumanızı öneririm. Avrupa sınırlarına nasıl bekçilik yapıldığını ise göç sorunu bağlamında Tampon Ülke isimli son kitabımda derinlemesine inceledim zaten. O nedenle Akar’ın sözlerini ele almayacağım.

Fakat bu sözleri Erdoğan’ın sözcüsü İbrahim Kalın’ın “NATO’ya kayıtsız, şartsız bağlıyız” (Der Spiegel, AA, 1.10.2021) ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun “NATO’nun birliği ve bütünlüğü, savunma kabiliyetimiz kadar önemli” (5.10.2021) mesajlarıyla birlikte değerlendirmenizi isteyeceğim.

CHP FARK ORTAYA KOYABİLECEK Mİ?

Bu iktidarın gitmekte olduğu görülüyor. Muhalefet, büyük bir hata yapmazsa, 2022’de iktidar değişecek gibi görünüyor.

Peki, CHP’nin ya da İYİ Parti’nin dış politikası NATO bağlamında AKP- MHP ittifakının dış politikasından farklı mı? Pek farklı görünmüyor… Hatta kimi politikacıların söylemlerine bakılırsa, Türkiye’nin Rusya’yla işbirliği yapmasından rahatsız olunduğu, Türkiye’yi “ABD ile Rusya arasında gidip gelmekten kurtaracakları” anlaşılıyor!

O nedenle ana muhalefet partisi “helalleşme” gibi gündemleri bir kenara bırakıp dış politikası ile ekonomi politikasının bugünkünden farklı olup olmadığını ortaya koymalıdır.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları