Mehmet Ali Güller

Yang-Sullivan zirvesi

09 Ekim 2021 Cumartesi

Çin Komünist Partisi (ÇKP) Merkez Komite Üyesi Yang Jiechi ve ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan’ın İsviçre’nin Zürih kentinde yaptığı görüşme, iki küresel gücün mücadelesi bakımından önemliydi.

ÇKP Merkez Komitesi Dış İlişkiler Ofis Direktörü ile Amerikan dış politikalarındaki etkisi zaman zaman dışişleri bakanlarının önüne geçebilen Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı’nın buluşması, aslında Çin’in en yüksek diplomatı Yang Jiechi ile ABD’nin en etkili isimlerinin başında gelen Jake Sullivan’ın, ilişkilerin nasıl seyredeceğine yön tayin etme mücadelesiydi…

ÇİN VE ABD’NİN KARŞILIKLI MESAJLARI

ABD ile Çin arasındaki altı saatlik Zürih Zirvesi, iki küresel gücün “sorumlu rekabet” mi, yoksa “işbirliği” mi tartışması diye tek bir cümleyle özetlenebilir.

Yang Jiechi’nin muhatabına verdiği beş temel mesaj vardı:

1) “ABD Başkanı Joe Biden’ın ‘yeni bir Soğuk Savaş istemiyoruz’ açıklamasını takdir ediyoruz.”

2) “Pekin, Washington yönetiminin ‘rekabet’ odaklı siyasetini onaylamıyor.”

3) “Çin ve ABD işbirliği yaptığında bundan iki ülke ve tüm dünya fayda sağlar. Çin ve ABD çatıştıklarında ise hem iki ülke hem de dünya acı çeker.”

4) “Washington’un rasyonel ve uygulanabilir tekliflerine açığız.”

5) “Tayvan, Hong Kong, Sincian gibi konular Çin’in egemenlik alanına girer.”

Jake Sullivan’ın ise üç temel mesajı oldu:

1) “Washington yönetimi, ‘Tek Çin’ ilkesine bağlı.”

2) “ABD olarak ilişkileri ‘sorumlu rekabet’ yaklaşımı içinde yönetmek istiyoruz.”

3) “Küresel kaygı yaratan konularda işbirliği yapmak istiyoruz.”

YUMUŞAMA DÖNEMİ Mİ?

Yang-Sullivan zirvesi, Çin’de genel olarak “yumuşama sinyallerinin son halkası” olarak değerlendirildi.

Çin’in merkezi yayın organlarından Global Times, zirveyi yorumladığı editoryal başyazısında, ABD’nin son dönemde çatışmadan ziyade rekabet ve işbirliğini öne çıkardığını belirtti. Gazete bu görüşüne dayanak olarak da iki yeni gelişmeyi gösterdi: ABD Ticaret Temsilcisi Katherine Tai’nin “Çin’le yolları ayırmak değil, köprü kurmak istiyoruz” mesajı ile Huawei yöneticisinin serbest bırakılması…

Global Times’ın bu “olumlu” yaklaşımları, yine de haklı bir uyarıyla bitiyor: “Hegemonik zihniyet başarısız olmadıkça vazgeçmez.”

STRATEJİK GERİLEME

Kesinlikle. Hegemonik zihniyeti başarısız olmadıkça, emperyalist ABD Çin’i ve Rusya’yı hedef almayı sürdürecektir.

ABD’nin “yeni bir Soğuk Savaş istememesi”, hegemonyasının zayıflaması ve stratejik gerilemesi nedeniyledir. ABD o gücü kendinde bulsa ya da AB başta, müttefiklerini buna ikna edebilse, elbette yeni bir Soğuk Savaş isteyecektir.

ABD’nin hegemonyasının zayıfladığı bir olgu: Afganistan’dan çekilmesi o nedenle. ABD muharip güçlerinin 31 Aralık’ta tamamlamak üzere 7 Ekim’den itibaren Irak’tan çekilmeye başlaması da o nedenle. (Bunun Suriye’deki varlığını sağlamlaştırma hamlesi olduğunu iddia eden görüşlere katılmıyoruz, tersine Irak’taki varlığını yitiren ABD, Suriye’de de zayıflar.)

TAKTİK ATAK

Kısacası, ABD küresel ölçekte bir stratejik çekilme halindedir; ancak taktik planda özellikle Hint-Pasifik bölgesinde ataklar yapmaktadır.

İşte ABD, İngiltere, Avustralya üçlüsünün AUKUS adıyla bir Anglo-Sakson ittifakı kurması ve ABD’nin Avustralya’yı Çin’e karşı bir nükleer üs yapmaya çalışması o taktik adımlardan biridir.

İşte ABD’nin Tayvan’a yeni silahlar satma kararı alması, ABD özel kuvvetlerinin Tayvan ordusunu gizlice eğitiyor olması, Pentagon’un Tayvan’ı Çin’e karşı bir askeri üs olarak ele alması, o taktik adımlardan biridir.

Ancak Çin’in bu adımlara yanıtları, çok sert oldu. Tayvan hava sahasında beş gün boyunca 50’den fazla uçak uçurmak, ABD’ye en yüksek perdeden verilen yanıttı.

Avustralya da en büyük ticaret ortağı Çin olduğu için, yakında nasıl bir sorunlu işbirliğine girdiğini görmeye başlayacaktır.

Kısacası, yeni bir dünya kurulurken sancılı süreçler de olacaktır.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları