Deyyus-u Ekberlerimiz

17 Eylül 2021 Cuma

Türkiye’nin artık iki reisi var. Şahsım ve Sedat. 

Birinin muktedir, diğerinin muhalif olması çelişki yaratmıyor. Mafyalaşan devlet ile devletleşen mafya zaten aynı kapıya çıkıyor. Halkımız anladı. “Devlet baba” ile “mafya babası” arasındaki işlevsiz ayrımı kaldırdı, her ikisine de Reis diyor. Ama son zamanlarda sözünün tersi muktedir reisten bıktı, “Sözümün eriyim” diyen muhalif reisin ağzına bakıyor. Soluklar tutuldu, Sedat Peker’in Deyyus-u Ekber İbşir Paşa’dan bile büyük, asrın pezevengini açıklaması bekleniyor.

Doğrusu benim de yüreğim ağzımda. Asrın liderimizi yetiştiren bu topraklarda, asrın pezevengi kim ola?

Herhangi bir pezevengin kesatlığı, vasatlığı ve hasatlığı, müşterinin azlığına, çokluğuna… ya da eşi benzeri olmayan bir müşterinin şanına, şöhretine bağlıdır. 

Gerek Osmanlı, gerekse Türkiye Cumhuriyeti tarihinde pek çok deyyus-u ekber var. Geçen yüzyılın ekberini, Başbakan Adnan Menderes saptamıştı. “Sarışın metres”le buluştuğunda, Emniyet müdürü atadığı kocası, polis üniformasıyla Park Otel’in kapısında nöbet tutardı. Ama “asrın pezevengi olmak”, ister istemez “asrın müşterisi”ni düşünmeyi gerektiriyor. 

O da ancak ekber ve erşed bir muktedir olabilir!   


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Hayal gezginleri 10 Ekim 2021
Ilımlı hevesler 3 Ekim 2021