Donananlar ve donanlar
Mine G. Kırıkkanat
Son Köşe Yazıları

Donananlar ve donanlar

18.06.2023 03:00
Güncellenme:
Takip Et:

Don, bizim dilimiz ve kültürümüzün temel direği, en önemli sözcüğüdür. İki anlamı vardır. Hem iktidarı betimlemeye yarar hem muhalefeti...

İç çamaşırı yokluğu olarak donsuzluk, yoksulluk anlamıyla iktidarsızlıkla özdeşleşir. Oysa donamak, donatmak, donanmak gibi eylemler, hep don sözcüğünden türeyen ve zenginlik yani suyun başını tutmakla ilgili, muktedir ifadelerdir.

Hatta kültürel zenginlik, bilgi birikimini bile “donanım” kavramıyla anlattığımıza bakılırsa, başla kıç arasındaki evrensel ilişkiyi, kuşkusuz en kısa, belki de en doğru yoldan kuran bizim dilimiz, Türkçedir. 

Meğer bizim muktedir “baş”lar, ne kadar açmış donanmaya, ey okur!

Nerede Hz. Muhammed’in öğütlediği tevazu, nerede bunlar... 

“Bir lokma, bir hırka” felsefesinden “Ye kürküm ye” pratiğine, kıtlıktan çıkar gibi iştah ve hırsla daldılar; yirmi bir yıldır yiyor, durmuyorlar. 

DONANMAYA DOYMAYANLAR

Hanımlar pahalı tesettüre, beyler markalı lacilere, evler görgüsüz mobilyalara, garajlar lüks arabalara, kız kızan şirketleri ihale ve vakıf cukkalarına, banka hesapları öbek öbek destelere, donana donana doymuyorlar. 

Uhrevi mutluluğu dünyevi mutluluğun üstünde tutan bir dinin müminleri olarak doğrusu pek tuhaflar. Ölümlü dünyanın kul gözünü sonunda toprakla doyuracağını, cehennem korkusunu unutmuşa benziyorlar. 

Bazıları, cennete bile inanmıyor. Ölümden sonra sınırsız cima vaadine kulak asmıyor. Yaşamını huriler ve hatta nurilerle donatıp donlarını da dünyevi iktidar tablosuna asıyor.

Yirmi bir yıldır yaşayıp gördüğünüz gibi, Türkiye’nin muktedir başları, büyülü “don” sözcüğünün salt iç çamaşırdan yola çıkan donanmak, donatmak türevlerini kullanıyorlar. 

DONDURMAYA DOYMAYANLAR

Oysa “don”un zenginleşmekle hiç ilgisiz, soğuk bir anlamı daha var. Buz kesip katılaşmayı ifade eden tüm sözcük ve eylemler, donmak, dondurmak, dondurma, derin dondurucu vb. yine bir dondan çıkıyor; ama ne yazıktır ki bu dondan çıkıyor. 

Zaten muhalif Türkiye’nin makûs kaderi de bir donla başlıyor, bir donla sürüyor. Çünkü yirmi bir yıldır donanan bir iktidarda donsuz kalan muhaliflerin temsilcisi olması gereken başlar don üstünde ikili oynuyor: Muhalefet vekillerinin TBMM’deki ayrıcalıkları, partilere devlet ödemeleri, belediye rantları falan derken hem ufaktan ufaktan donanıyor hem de işgal ettikleri koltuklarda donup kalarak son kullanma tarihlerini uzatıyorlar.  

Hele bir ana muhalefet var ki Deniz Baykal tarafından konulduğu derin dondurucuda edindiği katılığı, hiçbir elektrik kesintisi, hiçbir seçim şoku çözemiyor.

DERİN DONDURUCUDAKI MUHALEFET

Dünya değişiyor, Türkiye hep daha kötüye doğru değişiyor; CHP ne ileri gidiyor ne geri. Olduğu yerde duruyor. 

Oy oranı yüzde 25’te donmuş. 

Dört ila yedi dönemdir TBMM’ye kazık çakan 21 milletvekili (adları sosyal medyada var), dondurma işlemi sırasında koltuklarına yapışmış. Kazınarak çözülemiyor, taze güçlere, yenilere yer açılamıyor o koltuklarda.

Yıllardır, CHP’nin Ankara’daki genel merkezini ziyaret eden yabancı gazeteci arkadaşlarımdan dönüşte hep aynı sözü duyarım: “Politbüro!”

Politbüro derken, CHP’nin MYK’sini zaten sistem donduğu için çöken eski Sovyetler Birliği Komünist Parti Merkez Komitesi Politik Bürosu’na benzetirler...

Haksızlık ettiklerini düşünürdüm, meğer doğruymuş.

POLİTBÜRO DONUKLUĞU

Takdir edip saygı duyduğum, idealist, dürüst ve çalışkan CHP’li, eski Kadıköy Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu, yıllarını verdiği partisinin niçin donup kaldığını tüm parametreleriyle açıklayan bir kitap yazdı: Çatlağın Arkası.* CHP’nin köhne iç dünyasını irdelemesine “Şimdi sırası değil” denmesin diye de kitabın dağıtımını seçim sonrasında başlattı. Seçimlerin niçin kaybedildiğini anlamak isteyenlerin dikkatle okuması gereken kitapta Aykurt Nuhoğlu, CHP’nin “politbüro”sunu bakın nasıl anlatıyor:

“MYK’de kararlar oluşturulur, parti meclisi sessizce onaylar. On sekiz kişilik MYK’yi genel başkan atar. Herhangi bir karar almak için çoğunluğu sağlamakta hiçbir zorluk yaşanmaz. MYK üyeleri ve genel sekreter önceleri parti meclisinde gizli oyla seçilirdi; zamanla bu yetki genel başkana verildi. Bugüne gelindiğinde, genel başkan ve yakın çevresi daha güçlenmiş oldu.”

BUZULDAKİ FOSİL

“Genel başkanın çevresiyle uyumlu olmak aday olmanın önünü açar. Parti üyeleriyle pek ilgilenmek gerekmez. Yukarıdan aşağıya oluşan otoriter bir yapının nimetlerini, dar bir grup, kendi çıkarı için kullanır. Yaptıkları tek şey, partinin bugünü ve geleceğiyle ilgili kararların tartışılması görevini genel başkan ve MYK’ye bırakmaktır. Politika oluşturulamamasının nedeni budur. Toplantılarda ses çıkarmama devri başlamıştır. Genel başkan ve MYK ne derse doğrudur. Onlarla tartışmaya girmek, bir sonraki dönemde seçilmemek demektir. Görmeyeceksin, konuşmayacaksın, alkışlayacaksın, efendi olacaksın...”

Derin dondurucudaki CHP’nin nasıl fosilleştiğini anlatan bu kitabın içeriğine önümüzdeki hafta tekrar döneceğim. 

Çünkü CHP yaşama döndürülmeden, Türkiye yaşadığımız çağa döndürülemez.

* Çatlağın Arkası, Yazılama Yayınevi, 2023.

Yazarın Son Yazıları

Cumhuriyet’in değerli okurlarına...

Son günlerde yaşananlar üzerine yazılarıma bir süre ara veriyorum.

Devamını Oku
27.04.2026
Açıklama ve özür

Sosyal medya platformu X’te yaptığım yanlış bir paylaşım, önce şahsıma, ardından Türkiye Cumhuriyeti’nin en değerli belleği, ilkelerinin temsilcisi gazetemiz Cumhuriyet’e haksız ve çirkin saldırılara yol açtı; ölçüsüz, vicdansız bir lince dönüştü.

Devamını Oku
26.04.2026
Amos gibi sözleşmek

Takvim birinci yüzyıldı, Caius Titus bir senatör...

Devamını Oku
26.04.2026
Yenilen yüceler, yiyen cüceler

2012 Yüksek Askeri Şurası, kararların altına imza atanların tarih önünde üstlendiği vebal ile özel bir yere sahiptir

Devamını Oku
19.04.2026
İşte deve, işte meydan, haydi rasgele!

Doksan yaşına bastığı 2023 yılında yitirdiğimiz Duygu Sağıroğlu, Türk sinemasının hem eğitmen hem yönetmen bir büyük ustasıdır.

Devamını Oku
12.04.2026
Uzun bir suikast

Kısaca “yayılmacı sömürgenlik” demek olan emperyalizm, çağlar boyunca biçim değiştirmiş ama DNA’sı aynı kalmış egemenlik gasbıdır.

Devamını Oku
05.04.2026
Hıristiyan İranlılar

2010’lu yıllarda İstanbul’da, Cezayir asıllı Fransız bir kadın diplomatla ahbap olmuştum.

Devamını Oku
29.03.2026
Paçozluk liginde bir liyakat şampiyonu

Paçozluk liginde bir liyakat şampiyonu

Devamını Oku
22.03.2026
Kadir İnanır onaylı erkeklik

Mine ve Ali Sirmen, her yıl birkaç gün Marmaris’e gider ve daima Art Otel’de kalırlardı.

Devamını Oku
15.03.2026
Sınır ötesi operasyonda kuşkonmaz ikilemi

Takvimler 1995 yılının nisan ayını gösteriyordu.

Devamını Oku
08.03.2026
Namus yorgun, vicdan helak

İyi insansanız; insan, hayvan, hatta orman, dere, göl vb. gibi tehlikeye düşen bir varlığı savunur ve bazen kurtarabilirsiniz de.

Devamını Oku
01.03.2026
Özerk Amerikancılar

Ernest Grenier, İkinci Abdülhamit döneminde Osmanlı borçlarını düzenlemek için kurulan IMF’nin atası Düyunu Umumiye’nin müfettişi ve casusudur.

Devamını Oku
22.02.2026
Hiç kimsenin kızları...

Ben dahil birçok genç kadın, Epstein’in bizden ne istediğini öğrendikten sonra bile onun inine geri döndükleri için eleştirildi.

Devamını Oku
15.02.2026
Küresel kötülük ittifakı

1989 yılı mart ayı ortalarıydı.

Devamını Oku
08.02.2026
Sözü demokrat, özü faşistler

Osmanlı Devleti’nin dış borçlarını toplamak için kurulan zamanın IMF’si Düyunu Umumiye’nin müfettişi ve Fransız casusu Ernest Grenier*, anılarının Kürdistan başlıklı bölümünde anlatır...

Devamını Oku
01.02.2026
Tetikte siyasi erk, hedefte İstanbul Erkek

Geçen hafta, kardeş yazarımız Barış Pehlivan’ın kaleminden İstanbul Erkek Lisesi’nde çevrilen dinci dümeni okudunuz.

Devamını Oku
25.01.2026
Hrant Dink’in iki ölümü

Yarın 19 yıl olacak, içimizdeki en insan kaldırımda cansız yatalı ve üstüne serilen muşambaya sığmayan ayaklarındaki tabanı delik papucuyla unutulmaz olalı...

Devamını Oku
18.01.2026
Güney Amerika’ya Ortadoğu modeli

Beyaz Saray, sosyal medyada Başkan Donald Trump’ın siyah beyaz bir fotoğrafını yayımlıyor, üstüne küçük harflerle “No games” altına büyük harflerle FAFO yazıyor.

Devamını Oku
11.01.2026
Ve Tanrı aşkı yarattı

Gazeteci, o sabah dörder dörder çıktı çalıştığı derginin eski ama soylu mermer merdivenlerini.

Devamını Oku
04.01.2026
Hemingway için “ikinci Truva kuşatmasının sonu” (2)

9 Ekim 1922 tarihli Toronto Daily Star gazetesinde Ernest Hemingway imzasıyla yayımlanan “Türkler İstanbul yakınlarında” başlıklı haber...

Devamını Oku
28.12.2025
Hemingway’in Türklerle imtihanı

Kurtuluş Savaşı’nın Cumhuriyetle taçlanmasına bir yıl var ve İstanbul işgal altındaydı.

Devamını Oku
21.12.2025
Bir sosyal demokratın anıları

Halkçı Parti’nin genç milletvekilleri koşulların izin verdiği ölçüleri aşarak 12 Eylül ve sonrasındaki işkence iddialarını Meclis gündemine taşıyordu.

Devamını Oku
14.12.2025
Hello Papa, sen misin yeni baba?

Boğaz kıyılarındaki küçük Byzantion yerleşkesini Nova Roma’ya (Yeni Roma, bugünkü İstanbul) dönüştürecek yıkım-yapım çalışmaları 324 yılında başladı.

Devamını Oku
07.12.2025
Türkiye’nin ilk kitap müzesi: FKE

Fethiye, yurttaşların ormanları yanmasın diye nöbet tuttuğu ve olağanüstü güzellikte kıyı şeridine çöken muktedirlere, muktedir torpillilerine karşı kazanamayacaklarını bile bile mücadeleye girmekten korkmayan çevreciler ile yurtsever Yörüklerin diyarıdır.

Devamını Oku
30.11.2025
Karar ve tavır

Türkiye artık ulusal bir toplum değil.

Devamını Oku
23.11.2025
Onlar SAFE, bizler saf..

Hayhuy arasında kaynadı gitti...

Devamını Oku
16.11.2025
Yangın önlemek mi, keriz silkelemek mi?

Turizm, Türkiye’nin en önemli gelir kaynaklarından biri.

Devamını Oku
09.11.2025
Panik atak mı, panik aşk mı?

Kırk yaş, rastgele bir yaş değildir.

Devamını Oku
02.11.2025
İster zart, ister zurt, illaki zort

Dünyada pek çok devlet ve yönetim biçimi vardır.

Devamını Oku
26.10.2025
Yılanların yalanı

Türkiye’nin yalanları, tarihi kadar uzun, kalın ve kuyrukludur.

Devamını Oku
19.10.2025
Hayaller Riviera, gerçekler Gazze

ABD’nin en hafif deyimle en tuhaf başkanı Trump’ın Gazze’ye ilişkin bir projesi var.

Devamını Oku
12.10.2025
Siter yalha züdü çekger dirmi?

Çocukken çok sevdiğim bir oyun vardı. Belki siz de oynamışsınızdır...

Devamını Oku
05.10.2025
Al saat ver saat

Makronezya müstebiti Valdemir Potin’in ricası üzerine Mikronezya’yı barışçıl amaçlarla işgal eden 100 bin Çinli askeri doyurmak kolay değildi.

Devamını Oku
04.10.2025
Bir muhtarın çığlığı

11 Eylül 2025 tarihinde Kadıköy ilçesindeki Caferağa Mahallesi’nin kalbindeki tek mazbut (tahrip edilmemiş alan), Ali Oğlu Hüseyin Vakfı’na ait 12 dönümlük arsa için bir ihale düzenlendi.

Devamını Oku
28.09.2025
Hatırla sevgili, o makus tarifi

100 bin Çinlinin 100 bin nüfuslu Mikronezya adasını işgali, iştah ve sefayla sürüyordu.

Devamını Oku
27.09.2025
Eğriliğin ederi, doğruluğun bedeli

Dünyanın tüm kedileri aynı dili konuşur, aynı tınılarda hırlar ve miyavlarlar.

Devamını Oku
21.09.2025
Kayyum devşirme

12 Haziran 2011 genel seçimleri, Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP genel başkanı olarak girdiği ikinci, oy kullanabildiği ilk seçimdi.

Devamını Oku
14.09.2025
Sal gideyim, salla geleyim

Yalnız ve güzel ada Mikronezya’nın uyuşuk ahalisi, her şeye alıştığı gibi savaşsız gerçekleşen Çin işgaline de alışmış, minnak adayı nüfusu kadar işgalciyle paylaşmayı da kabullenmişti.

Devamını Oku
13.09.2025
Hayaller dolgun fon, gerçekler yırtık don

Güzel bir Kafkas atasözüdür: “Yükseklerde ne eserse alçaklarda onu toplarsın.”

Devamını Oku
07.09.2025
Belirsizliğe doğru

Joseph Ignace Guillotin, 1738 ile 1814 yılları arasında yaşamış bir doktor; Paris Tıp Enstitüsü’nde anatomi dersleri veren bir hocaydı.

Devamını Oku
31.08.2025