Halkçılık bahane çıkarcılık şahane!

25 Haziran 2023 Pazar

“CHP yönetiminde, üye olduğum günden beri bir ‘sağlıksız üyelik’ sorunundan bahsedilir. Üyelerin, tüzüğün emrettiği demokratik yapıya gereken önemi ve değeri vermemelerini, üyeliklerin sağlıklı olmamasına bağlar: Bu üyelerle seçim, önseçim yapılamaz, bu üyelere güvenilemez vb.

Aslında partinin demokratikleşmesini, tabanın siyasi süreçlere katılmasını önlemek için kullanırlar bu bahaneyi. 

Sağlıksız üyelik sorunu değil, sağlıksız yönetim sorunu vardır. Asıl sağlıksız üyelik, yığma üyelik ve buna bağlı delege ağalığı uygulamasıdır. Bu işler parti yönetiminin kanatları altında, onayıyla yürütülmüştür, sürmektedir.

Yığma üye sorunu zamanla o kadar büyür ve içinden çıkılmaz bir hal alır ki, ipin ucu kaçar. Parti yönetimi, üyelerin kontrolsüz bir güce dönüşmemesi için üyelikleri sıfırlar, yeni baştan üye kaydına başlar. 

SEÇMENE SELAM KAYBETMEYE DEVAM

Parti yönetimi için üyelerin sağlıksız hale gelmesi budur: Kendi kontrollerinden emin olamama durumudur. Sağlıklı üyelik için tekrar kolları sıvadıklarında da yine yığma üyeliğe başvururlar; yine sağlıksız üyelik sorunu yaratırlar. Bu döngü genel merkezin onayı ve güdümüyle yürür. Çünkü merkezi tutanlar, bu sağlıksız üyelik sayesinde tutabilirler. 

Genel merkez bizzat yarattığı, desteklediği bu sağlıksız üyelik olgusuna dayanmasaydı, kaç seçim kaybetmiş bir genel başkan hâlâ koltuğunda oturamazdı. Bu kadar başarısız bir partinin hiçbir milletvekili 20 yıl boyunca aralıksız seçilemezdi, aday bile olamazdı. İlçe başkanları, il başkanları, parti üst yönetimi yıllardır aynı isimler olamazdı. Her dönem seçilen bazı isimler ancak atama yoluyla yerlerini koruyabilirdi, zaten olan da bu. 

DONDURULMUŞ YÜZSÜZLER 

Neden parti yönetimi çeşitli düzeylerde aynı kişileri atayıp durduğunu açıklamaz, medya neden bu konunun üstüne gitmez? 

Acaba neden aynı kişi, 20 yıldır, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi’ne seçilir? Kim, niye, nasıl belirlemiştir bu ismi, isimleri? CHP’den istifa edip AKP’ye katılan meclis üyelerini listelere koyanlar kimlerdir?

Parti yönetiminin istediği kadrolardır bunlar aslında. Dolayısıyla yerelden merkeze kadar parti yönetimi, kendi yarattığı sorunu gerekçe göstererek o sorunu çözmüyor. İktidarlarını böyle devam ettiriyorlar. Atamanın haklı gösterilmesi için de sürekli ‘Bu üyelerle mi önseçim yapacağız?’ diyerek üyeleri aşağılıyorlar. Sorun diye gösterdikleri örnekler, kendi yarattıkları kötü örneklerdir. 

Kendi üyesini tehdit olarak gören bir parti yönetiminin, ülkede iktidar olma şansı yoktur. 

Sorunu çözmesi gerekenler, sorunun kaynağını oluşturuyorlar. 

SEÇEN DEĞİŞİR SEÇİLEN DEĞİŞMEZ

CHP’nin tekrar açıldığı 1992’deki ilk kongrede yaşadığımız dramatik bir olayı anlatmak istiyorum: Tüzükte, sandık esasına göre üye olma zorunluluğu vardı; yani herkes kendi seçmen kütüğünün bulunduğu ilçede parti üyesi olabilirdi. İnsanlar gelip üye oldular. Fakat kurucu yönetim, bu üyelere bakınca, ilçe kongresini kazanamayacağını düşündü ve tüzüğü ihlal edip, başka ilçelerden kişileri Kadıköy’de seçmenmiş gibi gösterip üye kaydetti. 

Kadıköy’deki seçmen kütüklerinde bu isimlerin olmadığını belgeleyerek itiraz dilekçeleri verdik. Ama ilçe yönetimi, bu tartışmasız kanıta rağmen itirazlarımızı reddetti. Bu sefer CHP il başkanlığına itiraz ettik, hemen reddedip inceleme gereği bile duymadılar. Kongreyi de çok az bir farkla kazandılar.”*

BİZİM OLSUN DA ENKAZ OLSUN!

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 2018’deki tüzük kurultayında “sağlıksız üyelik” sorununa akılcı bir çözüm sundu: Üyelik aidatını ödeyen ve parti çalışmalarına katılan üyelere “aktif üye” olarak parti içi seçme seçilme hakkı ve önseçim gibi kararlara katılma yetkisi verilecek; üyelik aidatını ödemeyen ve parti çalışmalarına katılmayan üyeler “pasif üye” olarak gönüllü çalışmalar yapabilecekti. 

Ama soruna gerçekçi bir çözüm getiren bu öneri, kurultayda reddedildi.

Kemal Kılıçdaroğlu, “Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihinde kişiye endeksli siyaset yoktur” derken çok haklı. CHP bir sistem partisi. O sistem de uzun zamandır bozuk ve donuk. Çürümüşlüğünü saklayan derin dondurucu tümüyle boşaltılıp çöpe atılmalı ve salt taze değil, idealist güçler tarafından yeniden yapılanmalı. 


*Aykurt Nuhoğlu, Çatlağın Arkası, Yazılama Yayınevi, 2023.


ATEŞ VE KUM

İlk önce ateş mi tanıdı 

kumu?

Yoksa yangınlar dolusu 

çağlar mı geçti.

Zalimlerin zulümlerine 

tarih dediler.

Hepsinin tanrıları vardı.

İlk önce bebekler mi tanıdı

ölümü?

Yoksa savaşlar dolusu 

çağlar mı geçti.

Hiç kaybolmadı 

kölelerin iniltileri.

Günümüze dayandı.

Umutsuzluklarla dolu

çağlar geçti.

Zalimlerin zulümlerine 

tarih dediler.

Hepsinin tanrıları vardı.

A. Kadri ERGİN



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Toprağın çağrısı 15 Haziran 2024
İki bunak, bir yumuşak 8 Haziran 2024

Günün Köşe Yazıları