İstanbul’u yiyorlar, gözleri varaklı...
Mine G. Kırıkkanat
Son Köşe Yazıları

İstanbul’u yiyorlar, gözleri varaklı...

14.06.2020 07:00
Güncellenme:
Takip Et:

“Kadim şehirlerin en önemli güzelliği, ana karakterlerini kaybetmeden yeniyi bünyesinde eritmesi, özlerinden katarak yeniden yoğurmasıdır. İstanbul bu açıdan gerçekten müstesna bir şehirdir. Ama biz bu şehrin kıymetini bilmedik, bu şehre ihanet ettik, hâlâ da ihanet ediyoruz, ben de bundan sorumluyum...”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bunları söylediğinde takvimler 21 Ekim 2017’yi gösteriyordu. Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğuna oturduğunda henüz 4 yaşındaydım. Belediye başkanlığının ardından önce başbakan, sonra da cumhurbaşkanı oldu. Yani ben, son 25 yılda İstanbul’a ilişkin her kararda belirleyici olan Erdoğan ve temsil ettiği siyasi zihniyetin yönettiği kentte büyüdüm.

Mesleğe başladığımda henüz 19 yaşındaydım. O günden beri İstanbul’un nasıl talan edildiğini anlatan haberlere imza atıyorum. Erdoğan’ı dinlerken tek yapabildiğim, gülümsemek olmuştu. Bir itirafta bulunuyordu, ama bu bana hiç samimi gelmemişti.

Sonrasında yaşananlar, samimi olmadığını kanıtladı. İstanbul’a gerçekten ihanet edilmişti. Ormanları katledilmiş, parkları, bahçeleri beton bloklar arasında sıkışmış, birbirinden değerli arazileri yandaş müteahhitlere peşkeş çekilmiş, tarihi binaları restorasyon adı altında kimliğini yitirmiş bir kent haline gelmişti. Ancak Erdoğan’ın itirafının ardından İstanbul’un kaderinde hiçbir değişiklik olmadı. “İhanetten ben de sorumluyum” demesine karşın, ihanet tüm hızıyla sürdü.*

Vakıflar ve kıyaklar güncesi

Gazetemiz Cumhuriyet’te gündem yaratan haberleriyle gazetecilik mesleğinin yüzünü ağartan Hazal Ocak’ın Cumhuriyet Kitapları’ndan çıkan İhanet başlıklı çarpıcı kitabı, bu kadim şehre karşı işlenen rant suçlarının adeta savunmaya hiçbir şans tanımayan, kusursuz iddianamesi.

Nüfusu pek çok ülkeden, örneğin Belçika ya da Yunanistan’dan daha fazla olan bu megakentin nokta köşelerinde yaşayan bizler; yarım yüzyıldır süren, son çeyrekte ise inanılmaz bir yıkıma dönüşen rant talanını sadece ana hatlarıyla biliyoruz.

Neleri biliyoruz?

İstanbul’un silueti deyince akla gelen tarihi yarımadanın bin yıllık mazisine ölümün gölgesi gibi çöken 16/9 kulelerini biliyoruz. Ataköy Beton Kule sahilini biliyoruz. Megakentin ciğerleri Kuzey Ormanları’nı söken, köyleri, meraları, tarlaları, su havzalarını yok eden, hayvanları doğal habitatlarından süren 3. köprü ve 3. havalimanını biliyoruz.

Ortası yapılmadan kenarları satılan ve zaten yapılırsa, çevre felakatine yol açmakla kalmayıp beklenen Marmara depreminde İstanbul’un bir ucunu denize gömecek olan; bencileyin “çılgın proje”den çok zekâ geriliğine delalet Kanal İstanbul’u biliyoruz.

Taksim’in nasıl tarumar edildiğini biliyoruz. Boğaziçi talanını, Galataport’u, Surlar’a ve pek çok tarihi yapıya reva görülen abuk restorasyonları, İstanbul’un dam üstünde saksağanı Çamlıca Camisi’ni biliyoruz.

Yassıada’nın çirkinlik abidesi olarak dikildiğini gördük; Sivriada’nın beton mezara dönüşümünü yaşlı gözlerle izliyoruz... Muhteşem Haydarpaşa Garı’nın nasıl bir güdüklüğe kurban edileceğini de tahmin ediyoruz.

Haçlı yağmasından Hilal talanına

Ama bilmediklerimiz, bildiklerimizin on katı!

Hazal Ocak’ın belgesel kitabını okurken, şahsi tarihim yüzünden daha çok acıdı içim...

Osmanlı’da kız çocuk doğumları 1880’lerden öteye kayda geçirilmeye başlandı.

Annesinin anneannesi, 1 Temmuz 1820’de Sultanahmet Mahallesi’nde

Ebubekir ve Havva’dan doğma Ayşe Sıdıka Hanım’ın torun tayfasından annem Şadiye, “Yedi göbek İstanbullu” olmakla övünürdü. Yedi göbek önceki atalarının nereden geldikleri sorulduğunda da “Fatih’in ordularıyla gelmiştir!” deyip çıkardı işin içinden.

Ana tarafından böyle bir İstanbullu olarak, Büyük Konstantin’in “dünyanın merkezi” Yeni Roma Başkenti olarak inşa ettirdiği ve 11 Mayıs 330 sabahı Aya İrini’deki görkemli törenle Bakire Meryem’e ithaf ettiği Nova Roma’nın kadim tarihini anımsatmak görevimdi. Bir Hıristiyan Masalı’nı** yazdım. Dolayısıyla Fatih Sultan Mehmet’in bu eşsiz mirasa nasıl hayran olduğunu, korumak için aldığı önlemleri ve zaten kendisinden sonraki sultanların da kentin estetiğini bozmamaya nasıl özen gösterdiğini en iyi bilenlerdenim.

Hazal’ın “emsalsiz ihanet” diye adlandırdığı ve acımasız olduğunca yıkıcı rant talanı; İstanbul tarihinde ancak 1204’teki Haçlı yağmasıyla boy ölçüşebilir ve kente verdiği zarar geriye düşmez, ileri geçer!

Konstantinopolis, her şeyini çalan ve çalamadığını yakan, yıkan Katolik Haçlılar’ın yağmasından sonra yaralarını sarabildi, yıkılanın yerine yenisini yapabildi; fetihten sonra da yüzyıllarca korundu.

Ama canım İstanbul, elli yıl bile dayanmayacak, her biri ucube yüzlerce kulenin bağrına hançer gibi saplandığı ve 1960’larda başlayıp AKP iktidarıyla şaha kalkan Beton Hilalciler yağmasının altında kaldı.

Korkunç gerçek şu ki İstanbul, tarihini olmasa bile coğrafyasını büyük bir depremle geri alacak ve son işgalcilerinden de ancak böyle kurtulacak.

(*) Hazal Ocak, İHANET Bir İstanbul Güncesi / Cumhuriyet Kitapları, 2020

(**) Bir Hıristiyan Masalı / Kırmızı Kedi Yayınevi, 11.Baskı 2019

Yazarın Son Yazıları

Cumhuriyet’in değerli okurlarına...

Son günlerde yaşananlar üzerine yazılarıma bir süre ara veriyorum.

Devamını Oku
27.04.2026
Açıklama ve özür

Sosyal medya platformu X’te yaptığım yanlış bir paylaşım, önce şahsıma, ardından Türkiye Cumhuriyeti’nin en değerli belleği, ilkelerinin temsilcisi gazetemiz Cumhuriyet’e haksız ve çirkin saldırılara yol açtı; ölçüsüz, vicdansız bir lince dönüştü.

Devamını Oku
26.04.2026
Amos gibi sözleşmek

Takvim birinci yüzyıldı, Caius Titus bir senatör...

Devamını Oku
26.04.2026
Yenilen yüceler, yiyen cüceler

2012 Yüksek Askeri Şurası, kararların altına imza atanların tarih önünde üstlendiği vebal ile özel bir yere sahiptir

Devamını Oku
19.04.2026
İşte deve, işte meydan, haydi rasgele!

Doksan yaşına bastığı 2023 yılında yitirdiğimiz Duygu Sağıroğlu, Türk sinemasının hem eğitmen hem yönetmen bir büyük ustasıdır.

Devamını Oku
12.04.2026
Uzun bir suikast

Kısaca “yayılmacı sömürgenlik” demek olan emperyalizm, çağlar boyunca biçim değiştirmiş ama DNA’sı aynı kalmış egemenlik gasbıdır.

Devamını Oku
05.04.2026
Hıristiyan İranlılar

2010’lu yıllarda İstanbul’da, Cezayir asıllı Fransız bir kadın diplomatla ahbap olmuştum.

Devamını Oku
29.03.2026
Paçozluk liginde bir liyakat şampiyonu

Paçozluk liginde bir liyakat şampiyonu

Devamını Oku
22.03.2026
Kadir İnanır onaylı erkeklik

Mine ve Ali Sirmen, her yıl birkaç gün Marmaris’e gider ve daima Art Otel’de kalırlardı.

Devamını Oku
15.03.2026
Sınır ötesi operasyonda kuşkonmaz ikilemi

Takvimler 1995 yılının nisan ayını gösteriyordu.

Devamını Oku
08.03.2026
Namus yorgun, vicdan helak

İyi insansanız; insan, hayvan, hatta orman, dere, göl vb. gibi tehlikeye düşen bir varlığı savunur ve bazen kurtarabilirsiniz de.

Devamını Oku
01.03.2026
Özerk Amerikancılar

Ernest Grenier, İkinci Abdülhamit döneminde Osmanlı borçlarını düzenlemek için kurulan IMF’nin atası Düyunu Umumiye’nin müfettişi ve casusudur.

Devamını Oku
22.02.2026
Hiç kimsenin kızları...

Ben dahil birçok genç kadın, Epstein’in bizden ne istediğini öğrendikten sonra bile onun inine geri döndükleri için eleştirildi.

Devamını Oku
15.02.2026
Küresel kötülük ittifakı

1989 yılı mart ayı ortalarıydı.

Devamını Oku
08.02.2026
Sözü demokrat, özü faşistler

Osmanlı Devleti’nin dış borçlarını toplamak için kurulan zamanın IMF’si Düyunu Umumiye’nin müfettişi ve Fransız casusu Ernest Grenier*, anılarının Kürdistan başlıklı bölümünde anlatır...

Devamını Oku
01.02.2026
Tetikte siyasi erk, hedefte İstanbul Erkek

Geçen hafta, kardeş yazarımız Barış Pehlivan’ın kaleminden İstanbul Erkek Lisesi’nde çevrilen dinci dümeni okudunuz.

Devamını Oku
25.01.2026
Hrant Dink’in iki ölümü

Yarın 19 yıl olacak, içimizdeki en insan kaldırımda cansız yatalı ve üstüne serilen muşambaya sığmayan ayaklarındaki tabanı delik papucuyla unutulmaz olalı...

Devamını Oku
18.01.2026
Güney Amerika’ya Ortadoğu modeli

Beyaz Saray, sosyal medyada Başkan Donald Trump’ın siyah beyaz bir fotoğrafını yayımlıyor, üstüne küçük harflerle “No games” altına büyük harflerle FAFO yazıyor.

Devamını Oku
11.01.2026
Ve Tanrı aşkı yarattı

Gazeteci, o sabah dörder dörder çıktı çalıştığı derginin eski ama soylu mermer merdivenlerini.

Devamını Oku
04.01.2026
Hemingway için “ikinci Truva kuşatmasının sonu” (2)

9 Ekim 1922 tarihli Toronto Daily Star gazetesinde Ernest Hemingway imzasıyla yayımlanan “Türkler İstanbul yakınlarında” başlıklı haber...

Devamını Oku
28.12.2025
Hemingway’in Türklerle imtihanı

Kurtuluş Savaşı’nın Cumhuriyetle taçlanmasına bir yıl var ve İstanbul işgal altındaydı.

Devamını Oku
21.12.2025
Bir sosyal demokratın anıları

Halkçı Parti’nin genç milletvekilleri koşulların izin verdiği ölçüleri aşarak 12 Eylül ve sonrasındaki işkence iddialarını Meclis gündemine taşıyordu.

Devamını Oku
14.12.2025
Hello Papa, sen misin yeni baba?

Boğaz kıyılarındaki küçük Byzantion yerleşkesini Nova Roma’ya (Yeni Roma, bugünkü İstanbul) dönüştürecek yıkım-yapım çalışmaları 324 yılında başladı.

Devamını Oku
07.12.2025
Türkiye’nin ilk kitap müzesi: FKE

Fethiye, yurttaşların ormanları yanmasın diye nöbet tuttuğu ve olağanüstü güzellikte kıyı şeridine çöken muktedirlere, muktedir torpillilerine karşı kazanamayacaklarını bile bile mücadeleye girmekten korkmayan çevreciler ile yurtsever Yörüklerin diyarıdır.

Devamını Oku
30.11.2025
Karar ve tavır

Türkiye artık ulusal bir toplum değil.

Devamını Oku
23.11.2025
Onlar SAFE, bizler saf..

Hayhuy arasında kaynadı gitti...

Devamını Oku
16.11.2025
Yangın önlemek mi, keriz silkelemek mi?

Turizm, Türkiye’nin en önemli gelir kaynaklarından biri.

Devamını Oku
09.11.2025
Panik atak mı, panik aşk mı?

Kırk yaş, rastgele bir yaş değildir.

Devamını Oku
02.11.2025
İster zart, ister zurt, illaki zort

Dünyada pek çok devlet ve yönetim biçimi vardır.

Devamını Oku
26.10.2025
Yılanların yalanı

Türkiye’nin yalanları, tarihi kadar uzun, kalın ve kuyrukludur.

Devamını Oku
19.10.2025
Hayaller Riviera, gerçekler Gazze

ABD’nin en hafif deyimle en tuhaf başkanı Trump’ın Gazze’ye ilişkin bir projesi var.

Devamını Oku
12.10.2025
Siter yalha züdü çekger dirmi?

Çocukken çok sevdiğim bir oyun vardı. Belki siz de oynamışsınızdır...

Devamını Oku
05.10.2025
Al saat ver saat

Makronezya müstebiti Valdemir Potin’in ricası üzerine Mikronezya’yı barışçıl amaçlarla işgal eden 100 bin Çinli askeri doyurmak kolay değildi.

Devamını Oku
04.10.2025
Bir muhtarın çığlığı

11 Eylül 2025 tarihinde Kadıköy ilçesindeki Caferağa Mahallesi’nin kalbindeki tek mazbut (tahrip edilmemiş alan), Ali Oğlu Hüseyin Vakfı’na ait 12 dönümlük arsa için bir ihale düzenlendi.

Devamını Oku
28.09.2025
Hatırla sevgili, o makus tarifi

100 bin Çinlinin 100 bin nüfuslu Mikronezya adasını işgali, iştah ve sefayla sürüyordu.

Devamını Oku
27.09.2025
Eğriliğin ederi, doğruluğun bedeli

Dünyanın tüm kedileri aynı dili konuşur, aynı tınılarda hırlar ve miyavlarlar.

Devamını Oku
21.09.2025
Kayyum devşirme

12 Haziran 2011 genel seçimleri, Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP genel başkanı olarak girdiği ikinci, oy kullanabildiği ilk seçimdi.

Devamını Oku
14.09.2025
Sal gideyim, salla geleyim

Yalnız ve güzel ada Mikronezya’nın uyuşuk ahalisi, her şeye alıştığı gibi savaşsız gerçekleşen Çin işgaline de alışmış, minnak adayı nüfusu kadar işgalciyle paylaşmayı da kabullenmişti.

Devamını Oku
13.09.2025
Hayaller dolgun fon, gerçekler yırtık don

Güzel bir Kafkas atasözüdür: “Yükseklerde ne eserse alçaklarda onu toplarsın.”

Devamını Oku
07.09.2025
Belirsizliğe doğru

Joseph Ignace Guillotin, 1738 ile 1814 yılları arasında yaşamış bir doktor; Paris Tıp Enstitüsü’nde anatomi dersleri veren bir hocaydı.

Devamını Oku
31.08.2025