1 Mayıs, işçinin ve emekçinin ‘korona’sı

01 Mayıs 2020 Cuma

Tüm dünyaya yayılmış tehlikeli bir virüsün tehdidinden doğabilecek kayıpları azaltmak için alınacak en önemli tedbirin temassızlık olduğu bilinirken...

Herkese “evde kal” denilip evde kalmayanlara cezalar kesilirken...

İnsanlar çok sevdikleri yakınlarından bile uzak durmaları gerektiğine ikna olup evlerine kapanmışken;

Siz kendinizi yoksul ve yoksun hissetmeyin diye...

Siz her şeyin bir an önce eski düzenine dönebileceğine güvenmeye devam edebilin diye...

Sizin dolabınızdan sevdiğiniz yiyecekler eksik olmasın diye...

Sizin evde oturmaktan canınız sıkılmasın diye...

Siz mevcut düzenin büyüsünden çıkmayın diye...

Siz alışkanlıklarınızı ve zaaflarınızı hiç sorgulamayın diye...

Siz ihtiyaç nedir, tüketim ne anlama gelir düşünecek fırsat bulamayın diye...

Siz sistemden şüphe duyacak bir noktaya gelmeyin diye...

Siz neye rağmen hayatta kaldığınızla ve kimin ne yüzünden hayatını kaybettiğiyle bir ilişki kurmayın diye;

Buzdolabınız boş kalmadıysa...

Maddi imkânlarınız ölçüsünde dilediğiniz her türlü yiyeceğe ve içeceğe ulaşabildiyseniz...

Ekranda gördüğünüz kıyafet kapınıza geldiyse...

Arabanız bozulduğunda tamirci bulabildiyseniz...

Çamaşır makineniz çalışmadığında servis çağırabildiyseniz...

Çayınız, kahveniz, gazlı içeceğiniz ya da şarabınız, rakınız bittikçe yenisini ısmarladıysanız...

Ve haberlerde hayatın normale ne zaman döneceğinin açıklanmasına odaklandıysanız...

Ülke ekonomisi tamamen batmadıysa...

Ekonomik sistem ayakta kaldıysa...

Çark bir şekilde dönmeyi başardıysa...

Bunların hepsi bu süreç içinde işe gidip gelmeye devam eden işçiler ve emekçiler sayesinde oldu.

Siz kişisel izolasyonunuz için evinize kapanmışken...

Onlar her gün evlerinden çıktılar.

Siz bugün evde neyle oyalansam diye düşünürken...

Onlar sokaklarda yürümek, otobüse, metroya, vapura, servise binmek, kilometrelerce yol kat ederek işe gidip eve dönmek zorunda kaldılar.

Siz marketten gelen torbaları dezenfekte etmeye çalışırken...

Onlar yemekhanelerde yemek yediler.

Siz evlerine kimselerin girmesini istemediğiniz yaşlılarınızı, önemli bir sağlık sorunu olan yakınlarınızı korumaya alırken...

Onlar her akşam mecburen aynı evde yaşadıkları yaşlılarının, hastalarının yanlarına döndüler.

Ve belki de kendileri bizzat yaşlı ya da hasta oldukları için sessizce öldüler.

Siz muhtemelen bedenen ve ekonomik yönden güçlü olduğunuz için bu salgından sağ çıkacaksınız.

Ama acil ve hayati işler dışında da üretimi durdurmayı göze alamayıp, insan hayatına kâr ve zarar ekseninde bir değer biçmenin mantığını tüm dünyaya dayatan sistem bu salgından sağ çıkarsa...

Bilin ki bunu güçlü olduğu için değil kötü olduğu için başaracak.

Ekonomi, kurtulursa, sadece ve sadece sizden daha çok çalışan, daha az kazanan ve sizden daha çok ölenler sayesinde çökmekten kurtulacak.

Kendisini size;

Buzdolabınızdaki kanserojen yiyeceklerle...

Bankalardan rahatça aldığınız ve çok zor kapattığınız kredilerle...

Asla nereye gittiğini bilemediğiniz ama düzenli ödediğiniz için kendinizi hep iyi bir vatandaş zannettiğiniz vergilerle sevdirmeyi beceren sistem...

Çarkını hâlâ döndürebiliyor ve size hâlâ umut aşılamayı sürdürüyor.

Ve size gerçekleri unutturuyor;

Oysa salgın sonrasına dair olumlu düşler kurarken aldığınız her rahat nefesin ardında....

Bir işçinin göz göre göre resmen tehlikeye atılan hayatı var.

Sanmayın ki böyle bir zamanda işçinin ve emekçinin o zorlu hayatını tehlikeye atan...

Gerçekte sizi de adamdan sayar.


Yazarın Son Yazıları

Tek adam, çok baro! 1 Temmuz 2020
Sevdiğim kadın adları 26 Haziran 2020
İştah ve kötülük 10 Haziran 2020
Gezi darbesi? 29 Mayıs 2020
Geçmiş olsun 22 Mayıs 2020
Fotoğraflardaki kızlar 15 Mayıs 2020