Barış isimli insanlar bu dünyada neden varlar?

02 Eylül 2020 Çarşamba

Dün, 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde barıştan bahsettik.

Bugün, 2 Eylül’de hepimiz yeniden savaştan bahsetmeye devam edebiliriz.

Neden savaştığımıza...

Savaşın neden kaçınılmaz olduğuna kendimizi ikna edebiliriz.

Sınırların önemi...

Vatanların değeri...

Ve düşmanların kalleşliği üzerinden kendimizi haklı çıkarabilecek uzunlu kısalı cümleler kurabiliriz. 

Mutlak barışın imkânsızlığına bir kez daha kolayca herkesi ikna edebilir;

Kendimiz de buna hemen ikna olabiliriz.

Ve savaşın mutlaklığını hiçbir çağda yadırgamayan insanlığın özene bezene inşa ettiği şu uygarlığın şiddeti meşrulaştıran ahlakını nereden başlayıp sorgulayacağımızı bir türlü bilemeyebiliriz.

Sınırlara toz kondurmadan...

Devletleri yıkmadan...

Mülkiyeti reddetmeden...

Adaletten kuşkulanmadan...

Tabuları umursamadan...

Kültürel mirasların ahlakını, inançların baskısını, geleneklerin ve göreneklerin kısıtlayıcılığını sorgulamadan...

İnatla içi boş barış hayalleri kuran...

Ve bu hayalleri istikrarlı bir şekilde boşa çıkan insan...

İdealize ettiği dünya ile rezil ettiği dünya arasındaki güçlü bağı hep görmezden gelir.

Bu sayede bir ülkede;

1 Eylül Dünya Barış Günü’nde en çok konuşulan konuların başında İçişleri Bakanı’nın Barış isimli bir milletvekilini hedef göstermesi gelebilir.

Barış isimli o milletvekilinin bu yüzden sokak ortasında dayak yemesine kimse şaşırmaz.

Yer yerinden oynamaz.

İçişleri Bakanı istifa etmez.

Hükümet devrilmez.

Meclis olağanüstü toplanmaz.

Sorumlular hızla bulunmaz.

Sorumlular hızla cezalandırılmaz. 

Aynı ülkede insanlar iktidarın sadece işlerini yapan Barış isimli iki gazeteciye savaş açmasına da seyirci kalabilirler.

Onların, yıllardır izini sürdükleri, hakkında haberler yaptıkları, üzerine kitaplar yazdıkları illegal örgütlenmenin devleti yıkmaya çalışmasını deşifre etmemişler gibi, devlete karşı suç işedikleri bahanesiyle suçlanıp olmayacak iddianamelerle tutuklanmalarına, yargılanmalarına isyan etmeyebilirler.

Koca bir halk haber alma özgürlüklerinin ellerinden nasıl kayıp gittiğini görmezden gelebilir.

Ve kendisine bahşedilen kısıtlı özgürlüklerle yetinerek ve sindikçe sinerek yaşamayı doğal görebilir.

Devamlı silahlanan...

Ve birbirine efelenen bu dünyada;

Adına Barış dediği çocuklar doğurup sonra onları savaşın kucağına atan insan...

Savaşla barış arasındaki farkı da bağı da görmezden gelebilir.

O yüzden “Barış” insanlık için fiilen içi bomboş bir kelimedir.

***

Şimdi bir daha düşünelim...

Barış isimli insanlar bu dünyada aslen neden varlar?


Yazarın Son Yazıları

Anarko Kemalist 16 Eylül 2020
Gırgır da Gırgır 26 Ağustos 2020
Korkunun ecele faydası 19 Ağustos 2020