Gidersen ıslık çal

18 Mart 2016 Cuma

Senin gitmen, kalman, devletin yıkılması falan hiç mühim değil.
Bir ülke, bir halk nasıl yıkılır...
Biz bizzat nasıl yıkılırız...
İnsan, ne olursa yıkılır...
Onu düşünüyoruz.
Eğer bu ülkeden, düşünce özgürlüğüne sahip çıkan akademisyenler giderse...
Üniversiteler tamamen tekkeye, medreseye dönerse...
Bilimsellik dogmatizmin egemenliğine girerse... Hepimiz yıkılırız.
Eğer bu ülkeden, kendi menfaatını iktidarın menfaatıyla bir tutmayan; korkusuzca haber yapan gazeteciler giderse...
Haber alma özgürlüğü tümden biterse...
Kimse köşesinde iktidar aleyhine tek bir kelime bile edemezse...
Yandaş olmayanlar türlü bahanelerle tek tek hapse girerse... Hepimiz yıkılırız.
Eğer bu ülkeden, hukukun üstünlüğünü savunan, adalete gerçekten inanan hukukçular giderse...
Hâkimler, savcılar iktidar adına çalışan tetikçilere dönerse...
Yasalar yerini buyruklara terk ederse...
Anayasa yerine saraydan çıkma fermanlar ortada fır dönerse... Hepimiz yıkılırız.
Eğer bu ülkeden sözünü sakınmayan, yaratıcılığını yalakalığa çevirmeyen, bildiğini, inandığını açık açık söyleyen sanatçılar giderse...
Tiyatrolar müsamereye, şiirler ilahiye, romanlar kutsala methiyeye dönerse...
Mizahçılar sinerse...
Müzik susar, dans biter, sansür şaha kalkarsa...
Hepimiz yıkılırız.
Eğer bu ülkeden, her türlü savaşa karşı çıkan, mutlak barış için yeni diller arayan, özgürlüğü ve eşitliği savunan insanlar giderse...
Sendikalar, dernekler, sivil toplum kuruluşları kapatılırsa...
Yürüyüşler, grevler, eylemler yasaklanır, sokağın sesi kısılırsa...
Hepimiz yıkılırız.
Eğer bu ülkeden cesaret giderse... Korku her yere sinerse... Herkes evine çekilip televizyonda eğlence programları izlerse ve sustukça kendisine gelecek olan sırayı öğrenilmiş bir tevekkülle beklerse...
Yıkılırız... Gerçekten yıkılırız.
Bunu sen de biliyorsun... Biz de biliyoruz.
“Ben gidersem... devlet yıkılır” diyorsun.
Devletlerden bize ne, ayakta durması gereken insandır.
Sen şimdilerde insanları bir bir deviriyorsun; dik duranlara tahammül edemiyorsun.
Gazetecileri, sanatçıları, hukukçuları, akademisyenleri avlıyorsun.
Ülkenin geleceğine dair son bir umut olabilecek tüm kaleleri vahşice bombalıyorsun.
Sen gidersen, devlet falan yıkılmaz.
Devlet denilen meret her seferinde küllerinden yeniden doğar.
Hem de bir öncekiyle aynı açmazlarla, çıkmazlarla ve potansiyel faşistliklerle...
O yüzden devletin yıkılmasını dert etmenin bir anlamı yok.
Yeni faşist devletlere, yeni diktatörlere direnebilecek insan önemli.
Bugün değilse bile bir gün, mecbur, gideceksin ve yerini bu coğrafyada sık sık olduğu gibi belki de beterine terk edeceksin...
Kendinden sonrakilere sindirilmiş ve korkutulmuş, savunmasız bir ülke bırakmaya yeminli iktidarının yarattığı büyük tahribatın altından kalkmak zor olacak.
O yüzden mesele senin gidip gitmemen değil; bu süreçte bizim elimizden gidenler, gidecekler...
Hukukçular, akademisyenler, sanatçılar, gazeteciler, sivil direnişçiler...
Bu ülkede fikirleri yüzünden onlar ardı ardına hapse giderse...
Herkes korkudan sinerse... Ve ülke bunu katlanarak, susarak izlerse...
Devlet değil ama insan yıkılır, halk yıkılır, hayat toptan yıkılır.
O yüzden sen ister git, ister gitme...
Bizim derdimiz, sen gidersen değil sen kaldıkça yıkılanlar, yıkılacaklar.
Bu arada bir mucize olur da gidersen, ıslık çal.  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Vatandaşın evi 23 Temmuz 2021
Mültecinin evi 21 Temmuz 2021
Uçağın kadar konuş! 9 Temmuz 2021