Siyasi bir sevgililer günü yazısı

14 Şubat 2020 Cuma

Aşk aslen cinselliğin siyasetidir.

O yüzden de tehlikeli ve tekinsizdir.

Devlet ve aile gibi...

Kutsallaştırıldığı anda dokunulmazlık kazanır.

Ve dokunulamayan, sorgulanamayan, gerçek yüzü üzerine konuşulamayan tüm tabular gibi, kuzu postuna bürünmüş bir kurda dönüşür.

Âşık oldukları kadınları/erkekleri öldüren erkekler ve âşık oldukları erkekler tarafından gördükleri her türlü zulme katlanan kadınlar/erkekler hiçbir çağda ve coğrafyada bu yüzden bir türlü eksilmezler.

Cinselliğin, gündelik konuşmalardan sanata ve siyasete kadar hemen her alanda mühürlü çekmecelerde saklanmasını uygun gören;

Ama aşkın yine her alanda çerçevelenip başköşeye asılmasında bir sakınca görmeyen iradeler...

Aşk bahanesiyle ateşlenen şiddeti hukuki açıdan bile meşrulaştırabilecek kadar şuursuzdurlar.

Aşkı dokunulmaz yapan ahlaki değerler ve zaaflar üzerinden ilerleyen birtakım kötücül değerler, farklı ortamlarda farklı şekillerde meşrulaşırlar.

Aşk yüzünden acı çekenler ve aşk yüzünden acı çektirenlerin arasında gidip gelen bir ilişki trafiğinde biçimlenen aile kavramı ve tüketim alışkanlıkları derinleştikçe derinleşen tuzaklara dönüşür. 

Bu arada bedeninden ve kendi varoluşsal gerçekliklerinden gönüllü olarak vazgeçen insan;

Aşk sosuyla yutulabilir hale getirilmiş bir zehrin lezzetli sofrasında kendi felaketini inşa eder.

Kadim cinsel arzularını görmezden gelip, somut dürtülerini aşk gibi soyut bir kavramla maskeleyen ve ehlileştirmeye yeltenen insan için aşkın tarifi haliyle muallaktır.

O yüzden de tarifi muallak tüm kavramlar gibi siyasi bir yapısı vardır.

Şartlara göre biçimlenir ve hedefe ulaşmak için her yolu kendisine mubah görür.

***

Aşkın en tehlikeli hali, sevişemeyecek “şey”ler birbirine âşık olduğunda belirir.

Misal, bir gün bir cemaatle bir iktidar birbirine âşık olur.

Bu aşkın adı bir türlü konulamaz.

Sınırları bir türlü çizilemez.

Bu tehlikeli aşkın fermante olmuş meyvelerini yiyenler sarhoş olup kendinden geçerler.

Bu aşk için, dayanağı şaibeli milatlarla “başladı” ve “bitti” denilir.

Sevgililer arasındaki aşk, azılı bir savaşa dönüşür. 

Kimin yenik kimin galip olduğu anlaşılamaz hale gelir.

Bu kanlı ve gözyaşlı ilişkinin dokunulmazlığına emanet edilen her şey ziyadesiyle zarar görür.

Bir siyasi oluşumla bir dini cemaat neden birbirine âşık olur?

Çöpçatanı kimdir?

Hedef nedir?

Bu aşkın koşulları nelere mal olur?

Bu aşkın sonuçları nereye varır?

Sevgililer arasındaki aşk bittiğinde çocuklar kimde, mektuplar kimde kalır?

Aşkın çeşitli ayakları, kolları, parmakları, saçları ne zaman birbirine dolanır?

Bu ayakları, kolları, parmakları, saçları kim birbirinden nasıl ayırır?

Bu soruları soranlar ve bu aşkın tehlikesine yıllar boyunca parmak basanlar farkındalıklarının cezasını madden ve manen fazlasıyla alırlar.

Hatta bazıları bu cezayı canlarını kaybederek öderler.

Aşk cinselliğin siyasetidir;

Ayrıca siyasetle din arasındaki aşk da insanlığın felaketidir. 

Yani, demem o ki, sevgililer günümüz kutlu olsun!


Yazarın Son Yazıları

Kötü bayramlar 31 Temmuz 2020
Eşitlik tantanası 29 Temmuz 2020
Haydin namaza! 24 Temmuz 2020
Katil ahlak 22 Temmuz 2020
Tek adam, çok baro! 1 Temmuz 2020
Sevdiğim kadın adları 26 Haziran 2020