‘Ticari basın, sağa çek!’

28 Kasım 2018 Çarşamba

Şu anda hayatını kaybetmekte olan bu ülkenin en ölümcül darbelerden birini “ahlaksız” basınından aldığını hâlâ tartışmadığımız...
Gazetecilik nedir, ne değildir, bunu hâlâ umursamadığımız için...
Şu anda basın ahlakını, “Para karşılığı röportaj yapılır mı yapılmaz mı” tartışması üzerinden masaya yatırmak komik;
Değil iş insanlarıyla, iktidarlarla bile devamlı “alışveriş” içinde bulunan bir basın geleneğini görmezden gelmek trajiktir.
Gazetecilik tıpkı tıp gibi kendi özel ahlakı ve hatta resmen edilmese de bir yemini olması gereken çok mühim bir meslektir.
Çünkü hayati bir önem taşır.
Toplumun algısını biçimlendirir; dolayısıyla da kaderini belirler.
Sosyal ve politik kimliği oturmamış...
Dünya konjonktüründeki yerini sabitlememiş...
Gerçekten bağımsız olmak yerine, bağlı olacağı odaklar arasında mekik dokumuş toy bir Cumhuriyetin;
Dışarıdan olgunlaşırken içeriden çürüdüğünü gizleyen bir dil üzerine kurulu gazeteciliğin şimdiye kadar gösterdiği marifet, marifet değil yıkıcılıktır.
İki büyük dünya savaşının ardından yeniden pay edilen koca dünyada...
Komünizm korkusunun ortalığı kasıp kavurduğu zamanlarda bizi korkutmakla yükümlü olan;
O korkuların üzerine yıkılan duvarların altında kaldığımız 80’li yıllardan sonra da...
Bizi Özal Türkiye’sine “uyandıran” basınla, bugün Erdoğan Türkiye’sin-de “uyutan” basın, tıpkı bu iki lider gibi birbirine göbekten bağlıdır.
Neden ve sonuç ilişkilerinin izini adil bir şekilde sürer, o çağlardan bu çağlara parlatılan gazeteciliğin ve gazetecilerin kişisel serüvenleri üzerinden bu ülkenin yakın tarihini çözümlerseniz, bugün başınıza gelenlerin müsebbibini kolayca tespit edersiniz.
80’li yılların ortalarından itibaren;
“Yükselen değerler” diye kapitalizmin görkemli kıyıcılığını halka pazarlayan ve iş insanları arasında istop oynar gibi elden ele atılıp tutulan gazetelerin ve televizyonların ikliminde...
Patronlarının kimlerle ne şartlarda dans ettiğini bile bile...
O sistemin gönüllü kölesi olan...
Ve yüksek maaşlara ve konforlu hayatlara konan...
Eski solcu, yeni “ben mi düzelteceğim her şeyici” gazetecilerin önerilen yeni ahlaka kanışındaki ahlaksızlığın üzerine inşa edilen bir dünyada...
Bugün ticari gazetecilik üzerinden bir etik sorgulamak çok yersiz ve faydasızdır.
Politik bir bağı veya hedefi varsa bunu en baştan açıkça ortaya koyan...
Evrensel bir ahlaka karşı pragmatik bir ahlak önermeye kalkmayan...
Okurunun ödediği dışında bir parayla satın alınamayan...
Kendi çizgisinde gerçekten habercilik yapan bağımsız bir gazetenin hayatta kalamayacağı gerçeğini, hem gazetecilere hem de halka dayatan bir ortamda...
Bugüne kadar patronların ihaleleri için ilişki dengeleri kollamayacak gazetecilerin gazetecilik yapamamasını olağan karşıladığınız;
Gazetecilerin farklı iktidarlar zamanında farklı liderlerle al gülüm ver gülüm ilişkilerini çekirdek çitleyerek seyrettiğiniz;
Hızla sendikasızlaştırılan bir basının ne anlama geldiğini hiç düşünmediğiniz;
Ağzı laf yapan ama kaşı gözü de ayrı oynayan gazetecilerin hamasi dillerine hemen prim verdiğiniz...
Ve en fenası da bu gazetelerin yaptıkları haberleri, bu gazetecilerin kestikleri ahkâmları bir şey sandığınız için karışan kafanızı...
Artık bundan sonra medya etiği için boşuna yormayın.
Ama dilerseniz iştahla okuduğunuz o makalelerden, röportajlardan, heyecanla izlediğiniz haberlerden, tartışmalardan, yorumlardan kendinizi bundan sonra kollayabilirsiniz.
İnanın, insanın kendi aklı gibisi yok.


Yazarın Son Yazıları

Welcome home Yankee 8 Ocak 2021
Fuhuş bir nedir? 18 Aralık 2020
İfşa ediyorum 11 Aralık 2020