Yoğurdun bile daha iyi muhalefet yaptığı bir ülke

05 Ağustos 2020 Çarşamba

Herkesin neredeyse 40 yıldır farkında olduğu o meşum tehlike artık bu ülkenin değişmez gerçeği.

Bugün özürden, günah çıkarmaktan, hatalı tercihleriyle hesaplaşmaktan, mevcut iktidara destek vermiş olmaktan pişmanlık duyanların...

Ya da duymayıp “Bugün olsa yine aynı şeyi yapardım” diyerek tükürdüğünü yalamamakta direnen kanaat önderlerinin desteğiyle iktidara gelenler, rahat rahat, gaflet, sapkınlık ve hatta hıyanet içinde bulundular.

Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlarını, istilacı güçlerin siyasi emelleriyle birleştirdiler.

Millet fakruzaruret içinde harap ve bitap düştü.

Ve hem bağımsızlık hem de Cumhuriyet göz göre göre elden gitti.

Damarlarda herhangi bir asil kan akmadığı da ortada.

O zaman muhtaç olunan kudret, şu an nerede?

Daha dün dokunulmazlıkların kaldırılmasına onay vermiş olan ana muhalefet partisinde mi?

Başında namazdan niyazdan bahseden bir liderin olacağı, yeni kurulacak bir “sol” partide mi?

Yoksa yoğurdun bile mevcut siyasilerden daha etkili bir muhalefet yaptığı şakasına gülen ve geleceğe dair artık hiçbir umut beslemeyen, kaderine razı seçmende mi?

1923’ün rövanşına hazırlandığını açık açık ifade eden ve işi Ayasofya’da kılıç kuşanmalara kadar götüren bir iktidarın, kâğıt üzerinde hâlâ evrensel yasalarla korunan laik bir ülkeyi dozerlerle girişerek yıkmasına ramak kalan şu zamanda...

Muhalefete soyunanların hep sağa yakın bir yerlere oynayarak solu da kendilerini de yerin dibine batırdığı şu iklimde...

Birçok şey için gerçekten çok geç.

Ama “Muhtaç olunan kudret nerede” diye düşünmek için hâlâ zaman var.

Muhtaç olunan kudret belki de;

Artık sağcıların da kalbini kazanmaya çalışmamakta.

Bilimsellikten asla ödün vermemekte.

Cinsiyetçiliğe zinhar pabuç bırakmamakta.

Milliyetçiliğe bir gıdım bile göz açtırmamakta.

İnanç özgürlüğü bayrağının hangi yükseklikte durmasına, birtakım inançlıların karar vermesine göz yummamakta.

Hassasiyet tuzaklarına düşmeden o bayrağı en tepeye asmakta.

Dinle devlet işlerinin eğitimde, hukukta, sağlıkta ve sokakta ve Meclis’te birbirinden acilen ayrılması gerektiğine gönülden inanmakta.

Kürsülere dualarla çıkıp oradan dualarla inmemekte.

Şurada namaz kılınır burada kılınmaz tartışmalarında kendine makul bir yeri mevzi edinmemekte.

Paradoksların tehlikelerini ve insanlığın zaaflarını zamanında doğru analiz edebilmekte.

Demokrasiyi savunurken, dini politikaya alet edenlerin de demokratik hakları olduğunu düşünmemekte.

Dini politikaya alet edenler demokratik haklarını demokrasiyi ortadan kaldırmak için kullandıklarında, kandırıldık dememekte.

Laikliği, kimseyi rencide etmeyecek şekilde yorumlamak için taklalar atmamakta.

Dokunulmaz evrensel değerlerin arkasında sapasağlam durmakta.

Kutsal kitaplardan güç alınarak savrulan tehditlere kulak asmamakta.

Kadın haklarından bahsederken, dinin kadını koyduğu yere toz kondurmamaya çalışmamakta.

Solun kürsülerine sağın bayraklarıyla çıkmamakta.

Sol gösterip sağ vuran politikacılara inanmamakta.

Ama kendine, isteklerine, hayallerine ve doğru bildiklerine inatla inanmakta ve onları ölümüne savunmakta.

...

Tüm insanlığa değil daha çok kendi kahramanlarına yarayan ve sicili hiç de temiz olmayan her türlü politika, kirli bir kariyer savaşıdır eninde sonunda.


Yazarın Son Yazıları

Anarko Kemalist 16 Eylül 2020
Gırgır da Gırgır 26 Ağustos 2020
Korkunun ecele faydası 19 Ağustos 2020
Kötü bayramlar 31 Temmuz 2020