Akşener’in yol haritası: Cumhurbaşkanlığı!

06 Ekim 2020 Salı

İYİ Parti’nin ikinci olağan genel kurultayından da birincide olduğu gibi iç gerilimle çıkıldı.

Aslında bunu çok yadırgamamak gerekir. Partinin üst yönetimi çarşaf liste ile belirlenecekse, elbet bir miktar çarşaflama olacak. Koray Aydın’ın “kesinlikle üstü çizilecekler” listesi yaptığını duyduğumuzda ilk tepkimiz şu olmuştu:

“Demek ki İYİ Parti iyice parti oldu!”

Liste gerilimi hayat belirtisidir. Ancak durumu, sonucu genel başkanın iyi yönetmesi gerekir. Ankara il kongresi sürecinde yaşananların hesabı kurultayda kesilmiş gibi görünüyor.

Gelinen noktada İYİ Parti, AKP iktidarından sonra kurulan partiler arasında yüzde 10’luk tabana oturabilmiş ilk parti. Kimi girişimciler partiyi kapatıp anahtarı Erdoğan’a verdikten sonra kendilerine sunulan armağanla devam ediyor. Kimileri yüzde 1-3 bandında suyun üstünde durmaya çalışıyor. 

Akşener, “Türkiye’nin bunca sorunu varken, parti içi çekişmeyle uğraşmak lüks” deyip, kadroyla da fazla oynamayıp suları durultmuş gibi…

***

İYİ Parti kendini “milliyetçi, demokrat, kalkınmacı merkez parti” olarak konumlandırdı. AKP ile MHP’nin ümmetçilikle milliyetçiliği birbirine karıştırıp yozlaştırmasından sonra İYİ Parti’nin yerleşmeye çalıştığı siyasi yelpazenin zemini var. 

Kurultay öncesinde İYİ Parti’nin görünümünü şöyle özetlemiştik:

Erdoğan’ın “Cumhur İttifak’ına gel” dediği…

Bahçeli’nin “Evine dön” dediği…

Kılıçdaroğlu’nun “Millet İttifakı’yla kal” dediği…

Demirtaş’ın, kapısını çalıp “Kahvaltıya geldim” demek istediği…

Kavşakta bir parti…

Zor oluşturulacak bir kimlik. Doğrusu, Türkiye’nin de ihtiyacının olduğu bir kavşak…

Erdoğan, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Akşener’i, öncelikle Cumhur İttifakı’na getirmek, olmazsa Millet’ten koparmak isteyecek. Kurultaydan liste gerilimi çıkması, AKP-MHP’yi elbet sevindirdi. Hatta İYİ Parti’den milletvekili çekmeyi bile düşünmüşler ama “Meral Hanım bunu tersine çevirip partisini güçlendirmek için kullanır” düşüncesiyle vazgeçmişler.

Antalya’dan da ilginç haberler alıyoruz. Büyükşehir Belediye Başkanı, güler yüzüyle herkesin gönlünü fethetmiş sevgili Muhittin Böcek’in bir an önce sağlığına kavuşmasını diliyoruz. Kimi AKP’lilerin, “Eğer başkanlığı sürdüremeyeceği durum oluşursa” diye İYİ Parti’yi yokladığı konuşuluyor. İYİ Parti’den seçilen Antalya milletvekili Tuba Varol Çokal’ın 11 Mart’ta AKP’ye geçmiş olması insana, “bu tür hesapları yaparlar” dedirtiyor ama herhalde biri de çıkıp “edep ya hu!” diyecektir.

Bugünden görünen, İYİ Parti’nin Cumhur’la yıldızının barışmayacağı…

Akşener’in tek hedefi var:

Cumhurbaşkanlığı…

Aday olması zor değil… İkinci adım ittifakın adayı olabilmek… Üçüncü adım seçimi ikinci tura bırakmak… Dördüncü adım, kazanmak…

***

İYİ Parti’nin siyasi yelpazede oturmak istediği yeri vurguladık. Bunun için şu slogan seçildi:

Millet bizi çağırıyor!

Bunu görünce aklımıza Demirel geldi. 1991 seçimlerine doğru… Demirel liderliğindeki DYP’nin ANAP’ı geçmesi, birinci parti olması bekleniyor… Meydanlarda şu ses yükseliyor:

“Kurtar bizi babaaaa…”

Demirel bu tabloya bakıp şöyle demişti:

“Milletin ağzına laf vereceksin… Siyaset sanatı budur…”

Son yıllarda milletin ağzına yerleşen ve genel kabul gören bir slogan olmadı. 

Milletin bu iktidardan bıktığı kesin…

Anlaşılan çağıracak kişiyi seçemiyor!

“Millet bizi çağırıyor” tam buna karşılık gibi gelmedi bize…

Seçmenin duyunca tekrar etmek isteyeceği bir slogan aranıyor!


Yazarın Son Yazıları

Seçim istemek yetmez! 26 Kasım 2020
Kılavuzu ABD olanın... 25 Kasım 2020
11 Mart’a dönüş! 19 Kasım 2020
40. yıl! 11 Kasım 2020