Bir de Cumhuriyet evleri var...

21 Mayıs 2020 Perşembe

10 Mart’tan sonraki yeni yaşam düzenimizde özlediklerimin başında Anadolu gezileri var. Bir köy kahvesinde ağacın etrafındaki sandalyelere oturup tunç yüzlü insanlarla konuşmak, bir tarla kıyısında çalışan kadınlara, “az mola vermez misiniz” diye sorarken oturacak bir yükselti aramak...

2014 yılıydı; özgürlükten sonraki bir yılda 40’tan fazla şehir dolaşmıştım. Çorum’da, elleri toprak rengi bir kadına sormuştum:

-Alın terinizin karşılığını alıyor musunuz, ne yiyip ne içiyorsunuz?

İki elini beline koydu şu yanıtı verdi:

Biz burada otla, çöple karnımızı doyururuz, siz Ankara’da Cumhuriyeti koruyun yeter!

Sesi hâlâ kulaklarımda...

Elbette bir toplumun yüzde yüzü aynı ideallerle dolmaz. Ancak Türkiye’de Cumhuriyetin temellerini oluşturan büyük bir çoğunluk olduğu gerçek.

Benim lise gençliğimde Kurtuluş Savaşı’nı yaşayan gaziler, Atatürk’ün silah ve yol arkadaşları arasında hayatta olan çoktu. TRT’nin 29 Ekim’le 19 Mayıs’ı karıştırmadığı o dönemlerde, bu kişilerle röportajlar yapılırdı, merakla dinlerdik. Mustafa Fehmi Kubilay’ın oğlu Vedat Kubilay Nazilli’de yaşardı. 23 Aralık’larda liseye konuşma yapmaya gelirdi.

Bugün o kuşaklar yok. Toplumun yüzde 99’u Kurtuluş Savaşı’nı yaşamamış, Atatürk’ü hayattayken görmemiş kişilerden oluşuyor.

***

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı gösterdi ki, Cumhuriyet, demokrasi, yurtseverlik, uygarlık bilinci yasak masak dinlemiyor. Nerede olursa olsun uç veriyor.

TBMM’nin açılışının 100. yılı salgın nedeniyle görkemli törenlerle kutlanamadı. İlk aşamada Meclis’te de özel oturum yapılmaması benimsenmişti. Ancak halkın gücü, halkın istemi baskın çıktı, özel oturum düzenlendi. 19 Mayıs’ta da halkın büyük bir bölümü evinin içinde, balkonunda, sokağında, bahçesinde Mustafa Kemal’in Atatürk olmaya çıktığı o zorlu yolculuğun en önemli adımını kutladı. İnsanlar bu kutlamalarını sosyal medya ortamında paylaştı.

Bir okur anlatıyor:

Öğleden sonra kapım çalındı. Eve kapandık, misafir de beklemiyoruz. Hayırdır deyip açtım; karşı komşum, gülümseyerek karşımda... Gülüşünden kötü bir şey olmadığını anlayıp rahatladım. Saat 19.19’u anımsatmak istemiş. Kapıları çalıyormuş, o saatte tüm komşuları balkonlarında bekliyormuş...

19.19’da herkes bayrağıyla balkonundaymış.

Bunu kimseye zorla yaptıramazsınız. Parayla yaptırsanız, sayıya ulaşırsınız coşkuya ulaşamazsınız.

7’den 97’ye her yaştan gençler evlerinde 19 Mayıs coşkusunu yaşamakla kalmayıp, bunu olabildiğince paylaşmaya çalıştı.

Cumhuriyet meydanlarımız var, Cumhuriyet bulvarlarımız var, anıtlarımız var, okullarımız var...

Şimdi bir de Cumhuriyet evlerimiz var!

***

Ulusal bayramları kutlama coşkusu şunu gösteriyor:

Halk, kendisine güven veren bir harekete dört elle sarılır.

AKP, başlangıçta ulusal bayramların devlet değil halk tarafından kutlanması gerekir diye bir çıkış yaptı. Bunda murat, devletin çekilmesi, halkın da gerekli hassasiyeti göstermemesiyle bayramların usul usul sönükleşmesiydi. Anımsanacaktır, ulusal bayramlarda, 10 Kasım’larda ya hasta olurlardı ya yurtdışında...

Baktılar ki, öyle değil... Bu kez kutlamalara katıldılar. Buna siyaset dilinde şöyle derler:

Engelleyemediğin bir duygu dalgasının içinde ol, payını al!

Örneğin Erdoğan’ın geçen yıl 19 Mayıs’ın 100. yılı kutlamaları için Samsun’a kadar gitmesi, bütün siyasi parti liderlerini davet etmesi karşısında gözlerimiz yaşarmıştı. Semaya bakıp seslenmiştik:

Eyyy Mustafa Kemal, nelere kadirsin!

Bu 19 Mayıs’ta biz de bir kez daha hedef tazeledik:

Bu Cumhuriyete bilinçle bağlı, Atatürk’ün yaptıklarını unutmayan, unutturmayan, bağımsızlığa inanmış halkla her şey yapılır.

Kimi dönemsel olarak yükselen hareketler gelir geçer ama halkın bağrında yer bulanlar halkla beraber devam eder.

En çabuk yön değiştiren duygu, içi boş sadakattir.

En zor yön değiştiren duygu, bilinçli bağlılıktır.


Yazarın Son Yazıları

Siyasette bu yaz tufan… 27 Mayıs 2020
Yalnız milyonlar! 17 Mayıs 2020
Silahlar konuşurken... 12 Mayıs 2020