İkti-dardakilerin pazarlıkları!

22 Eylül 2021 Çarşamba

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun öteden beri önerdiği şu:

Kürt sorununun çözümü için temel zemin TBMM olmalı... HDP’nin Meclis’te olması her açıdan çok önemli.

Bu düşüncesini üç gün önce yineledi. HDP’nin eski eşbaşkanı Sezai Temelli “Asıl adres İmralı’dır” deyince iktidarın yarı ve tam resmi yayın organlarında olağanüstü bir gayret başladı. CHP ile HDP arasında çatışma yaratmak, pazarlıklar olduğu havasını vermek için bulunmaz fırsat! 

Oysa asıl çatışma ve pazarlık iktidar katında yaşanıyor.

Konunun ayrıntılarına girmeden önce vurgulayalım:

Türkiye’nin yaşamakta olduğu üst üste dizili sorunlar düğümünün en üstünde insan haklarına dayalı demokratik bir hukuk devleti olamamak var. Bu en üst düğümü çözmeden öteki düğümleri çözemezsiniz. Cümleyi tersinden kurmak da mümkün; bu düğümü çözdüğünüzde öteki sorunların da büyük bölümünü çözmüş olursunuz.

“Önce Kürt sorununu çözelim, sonra ötekilere bakarız” derseniz, hiçbir şeyi çözmüş olmazsınız. Tam tersi beraberinde yeni sorunlar yaratırsınız. 

***

Gelelim iktidarın işbaşında kalmak için her yöntemi mubah görme anlayışı içinde bu konuda yaptıklarına...

HDP hakkında kapatma davası açılmasının başlıca nedeni bu partiye giden oyları Cumhur İttifakı’na kanalize etmekti. 

Bu nasıl olacaktı?

Dört seçenek vardı:

1 - HDP’yi kapatmak. Böylece oyların en azından bir bölümünü çekmek. 

2 - HDP’yi Cumhur İttifakı’nı desteklemeye ikna etmek. 

3 - HDP’nin dışında bu tabana hitap eden Cumhurcu başka bir parti kurulmasını sağlamak. 

4 - HDP’yi kapamadan çok, yıpratmak, önde gelenlerini siyaset dışı bırakmak, güçsüzleştirmek. Buna paralel açılım yapıp oy akışı sağlamak.

Bu yöntemlerin tümü Ankara’da aylardır kapalı kapılar ardında tartılıyor. Hiçbir yöntem istenen ağırlığı vermiyor! 

HDP’yi kapatmanın daha büyük oy kaybı getireceğini görüyorlar. Paralel partinin istenen samimiyeti vermeyeceğini hissediyorlar. 

İktidarın planları elbet sadece HDP ile sınırlı değil. Başkentte bu konunun nabzını tutan herkes şu öngörüleri duyuyor:

- İmralı ile yerel seçim sürecinde su yüzüne çıkan diyalog devam ediyor. Oradan kamuoyuna anlatılabilir bir çıkış var mı, sorusu birkaç seçenekli yanıt buluyor.

- Kandil’de yaş ortalaması 70’e gelen yönetici ekibin neler isteyebileceği daha seçenekli şekilde masada. 

- Suriye politikasından nasıl oy çıkar sorusuna yanıt olabilecek taslaklardan biri şu: “Biz orada otonom devlete göz yumalım, siz burada iktidarı destekleyin!”

Yukarıda sıraladıklarımız AKP’nin 2009-2015 arasındaki gizli-açık siyaseti, Oslo’dan Dolmabahçe’ye uzanan diyalogları ile birleştirilerek okunduğunda daha anlamlı olacaktır. 

Erdoğan, 9 Temmuz’daki Diyarbakır mitinginde, “Çözüm sürecini biz sonlandırmadık” diyerek kafasındaki “belkilerin” ucunu göstermiş oldu.

Ancak gözlemleyebildiğimiz kadarıyla Diyarbakır, bu tür söylemlere ve perde gerisinde yapılan önerilere şu karşılığı veriyor:

- Artık bize vereceğiniz sözleri açık açık verin. Seçimden önce başka seçimden sonra başka konuşmayın. Ne yapabileceğinizi çok net bilmek istiyoruz!

***

Türkiye’nin iç barışı seçim malzemesi olacak kadar pazarlığa tabi bir hale getirilmemeli. Çevremizde yaşanan sorunlar ortada...

Türkiye’nin en büyük gücü, bir arada yaşama kültürüdür. Kim ne derse desin, ne kadar ayrıştırma siyaseti üretilirse üretilsin bu kültür devam etmektedir.

Genel bir hesaplama ile her on evlilikten üçü farklı kökenler arasında.

Türkiye’nin sorunlarına çözüm ararken ilk düğümün ne olduğunu yukarıda vurguladık.

Düğünleri yapanlar...

Düğümleri çözerler...

Yeter ki ortak paydalar karşılıklı güvenle güçlendirilsin. Devlet; iktidar oyuncağı değil, devlet gibi bir devlet olsun!


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Bürokrasi sendeliyor! 20 Ekim 2021