İran’ın ‘acem’ilikleri!

02 Aralık 2020 Çarşamba

İran’ın nükleer beyin gücü İmam Hüseyin Üniversitesi’nden Prof. Muhsin Fahrizade’nin öldürülmesi, İsrail’in İran’ın Basra komşularıyla normalleştiği bir döneme karşılık geldi.

27 Kasım’da, Tahran yakınlarında güvenliğin yüksek olduğu bölgedeki saldırının sır perdesi tam aralanmadı. İsrail’in Fahrizade’yi 8 yıldır hedef olarak göstermesi, “olağan şüpheli” olarak bu ülkeyi işaret ediyor.

İran’ın güvenlik zaafları mı çok fazla?

İsrail’in istihbarat ve organizasyon gücü mü çok yüksek?

İkisi de! Suikastı düzenleyenlerin ortadan kaybolması “ustalık”, “olağanüstü” korunan Fahrizade’nin öndeki araç patlatılınca dışarı çıkması “acem”ilik görünüyor!

İran’ın devrim ihraç gücü Kudüs Birlikleri’nin komutanlığını da yapan Kasım Süleymani’nin 3 Ocak 2020’de Bağdat Havaalanı’nda ABD Başkanı Trump’ın talimatıyla öldürülmesinden sonra olduğu gibi Fahrizade’nin ardından da “intikam yemini” edildi. Bu tür yeminler biraz da çaresizliğin ilandır.

***

İran’ın son yarım yüzyıldır bloktan bloka savrulduğunu görüyoruz. 1960’ların sonunda Şah Rıza yönetimi ABD için çok kıymetliydi. Zira kuzeydeki Sovyetler Birliği’nin sıcak denizlere inmesini engelleyebilecek bir coğrafyadaydı. ABD, Şah’ı nükleer güçle tanıştırdı. 70’li yıllarda işbirliği derinleşti.

1979’da Humeyni, Paris’ten uçağa binip İslam devriminin sahibi olarak yönetimi ele alınca, başta sol olmak üzere ülkedeki öteki güçler “biz de varız” dedi. Dini siyasetin meşalesi yapan hareketler bu tür ortaklıklar tanımaz. Üniversiteler ayağa kalkınca Humeyni rejimi tüm üniversiteleri 2 yıl kapattı.

ABD ile başlayan nükleer yolculuk Almanya ile devam etti. ABD Almanya’ya “ne yapıyorsun” deyince, Çin devreye girdi. 1991’de Sovyetler Birliği’nin çökmesinden sonra bu ülkenin işsiz kalan nükleer uzmanları Tahran’da iş buldu. Sayı bir ara 2 binin üzerindeydi. Rusya toparlanınca İran’la işbirliğini adeta “nükleer program bitmemecesine” kurumsallaştırdı. Buşehr nükleer santralı tamamlanmış görünüyor ama Rusya her yıl yeni yatırımlar için dolar tahsilatı yapıyor.

2020 yılında Batı’daki İran kaynaklı haberlerin önemli dilimini Tahran’la Pekin arasındaki 25 yıllık stratejik anlaşma oluşturuyor. Özü şu:

Çin İran’a 400 milyar dolarlık yatırım yapacak, buna karşılık İran’ın enerji zenginliklerinden yararlanacak.

Bu anlaşma İran’ın topraklarını Çin’e devretmesi olarak da yorumlanıyor.

***

İran devrim ihraç edeceğim diye başlattığı “İslami rejimini” ülkesinin kalkınması için kullanamadı. Devrim ihracı bir yana kendi rejimini ayakta tutmak için çabalıyor.

İran’ın yaşadıkları İslam dünyası içindeki dramın bir bölümü.

Gelinen noktada on yıllardır İslam coğrafyasında bir iddia ortaya koyan Müslüman Kardeşler (İhvan) hareketinin bu coğrafyaya bir şey veremeyeceği ortaya çıktı.

İngiltere’de öğrencilik yapıp ülke yönetimine oturtulan Ortadoğu şeyhlerinin, emirlerinin İsrail’le anlaşmaktan başka ayakta durma olanaklarının olmadığı ortaya çıktı.

İran’ın başka bir iddia ile çıktığı yolun İran’a da İslam coğrafyasına da yaramadığı ortaya çıktı.

Türkiye’de dini referans alıp, Cumhuriyeti aşacağız diyerek iktidara gelenlerin Cumhuriyet birikimlerini satmaktan başka bir yeteneklerinin olmadığı ortaya çıktı.

Bu “saptamaların” yetmediği, “ortaya çıkanları” süpürecek, toplumsal meşruiyeti yüksek bir seçeneğin gerekliliği de ortaya çıktı!


Yazarın Son Yazıları

Demoktatörlük! 13 Ocak 2021
AİHM’den Uludere’ye! 27 Aralık 2020
Yolsuzluk kurumu! 22 Aralık 2020