Buraya Nasıl Geldik? (2)

01 Haziran 2013 Cumartesi

Bu yazının birincisine, Ertuğrul Özkök’ün 2002, 3 Kasım seçimlerinin arkasından kaleme aldığı “Bu temel üzerinde İslamcı inşaat olmaz” makalesiyle başlamıştım.
Söz konusu makaleyi bir
Plantu karikatürüyle harmanlayan Özkök, AKP’nin iktidara çıkışını, karikatürdeki gibi, mini eteklisi ve çarşaflısıyla… büyük bir Türkiye bayramı olarak lanse ediyordu.
Özkök’ün öngörüsü mucibince, bundan böyle her görüşten insan, AKP Türkiyesi’nde memnun mesut, sorunsuz bir arada yaşayacaktı.
Erdoğan’ın dünya görüşüne de bu meyanda -“Erdoğan’la İstanbul Belediye Başkanlığı’ndan beri görüşüyorum. Dünya görüşünü biliyorum. Bu temel üzerine İslamcı inşaat olmaz!” diyerek- aynı yazıda kefil olan Özkök’ün, bugün alkol yasaklarından şikâyet ettiğini, ancak bugünlere bizi geçmişte verilen bu “açık çek” kefaletlerin getirdiğini söylemiştim.
Özkök dünkü yazısında hemen, benim yazıma referans vermeden -tesadüf bu ya!- kendisini savunmuş.
“Sosyolog” kisvesiyle de baksanız, “gazeteci” kisvesiyle de baksanız son yazısı da ibretlik olduğu için üzerinde durmadan geçemeyeceğim…
“Biz aldatıldık mı?” diye başlıyor Özkök’ün, “Dikkat, İslamla özgürlükleri karşı karşıya getirmeyin” başlığı altındaki satırları:
“Biz, yani 2002 yılında ‘Milli Görüş gömleğini çıkardım’ dediğinde, ona samimi biçimde inanan bizler...
‘Referansımız İslam değildir’ dediğinde, canıgönülden destekleyenler...
Bizler...
Aldatıldık mı? Kandırıldık mı...”

\n

Gazozuna hap atılmış genç kız gibi

\n

“Yanıldık mı?” değil de “aldatıldık mı?”
Özkök’ün de kafasında bazı sorular belirmiş…
Ama
“yanıldık mı?” diyemiyor. En fazla diyebildiği şey: “Aldatıldık mı?”
Aga gugu... Gazozuna hap atılan genç kız gibi karşı tarafın halisane olmayan niyetlerinin kurbanı olmuş olabileceğini söylüyor sadece.
Bir yamuk varsa ortada… özetle bunda Özkök yaklaşımının dahli bulunmuyor!
Yazının sonrası daha enteresan…
Özkök’ün de içine fakat
“kurt düşmüş!”
Ne zaman?
“Zina kanunu gündeme getirilip geri çekildiğinde” önce (yolun başında!) “irkilmiş” ama “acaba”, “hımm” demeye ancak dindar nesil, alkol yasakları ve “evinizde için!” söylemleri gündeme geldiğinde başlamış:
‘Dinin emrettiği kanunu çıkardığını’ söylediği an, sormaya başladım.
‘Biz nereye gidiyoruz...’
İran mı olacağız?
Yoksa Dubai mi?”

Günaydın!
Bu soruları yeni yeni -nayır nolamaz!- sormaya başlayan ancak hâlâ kuşkuyu elden bırakmayan Özkök, 2002’de
Erdoğan’a ne var ki hiç armudun sapı üzümün çöpü demeden inanıvermiş.
Burada tuhaf bir asimetri yok mu?
Başbakan’ın bizzat ağzıyla
“dinin emri” diyerek “şeriat” yaklaşımıyla savunduğu bir “yasa” önünde dahi, “mamafih!” “acaba mı?” “yoksa mı?” “galiba mı?” diye -her şeye rağmen hâlâ- bin bir şüphe ile yaklaşan Özkök; 2002’de iktidarı gören Erdoğan’ın birdenbire “Ben Milli Görüş gömleğimi çıkardım!” demesine gözünü kırpmadan itimat etmiş…
Bugün nihai yargıda gösterdiği çekincelerin hiçbirini, o gün göstermemiş.
Aklından bugünkü gibi hiçbir şekilde
“acaba mı?” geçmemiş. İşkillenmeden inanmış.
Niye?
Bunu ancak aklı başından gidecek kadar âşık olan kadınlar yapar.
Eş dost anlatır kendisine:
“Hemen yelkenleri suya indirme. O kendini sana tanıttığı gibi biri değil. Dikkat et, hayal kırıklığına uğrarsın!”
İlişki ilerledikçe kadın gördüğü bazı şeylerden sonra uyanmaya başlar ama karşı karşıya olduğu badireyi gene de pek kondurmak istemez.
Özkök’ün hali buna benziyor.

\n

‘Reklamlar bitti!’

\n

Hâlâ “Ben iyimserim” diyor Ertuğrul Özkök. Yazısını da böyle bitirmiş: “Türkiye asla İran olmayacak!”
Sahiller hayat tarzından vazgeçmeyecek, yazları sokakta içki içmeye devam edilecekmiş...
Biraz neşemiz kaçacakmış ama sabredecekmişiz.
“Vitrin Müslümanlığı bir süre sonra miadını dolduracakmış...
Meteorolojinin kötü hava tahmini gibi…
Bulutlar ufkumuzu bir müddet karartıp yok olacaklar...
AKP safındaki muhafazakârlar, liberaller ve İslamın hoşgörülü vicdanı çünkü, yazarın
“28 Şubatlaşma” dediği bu radikalleşmenin er geç önünü alacakmış!
Ertuğrul Özkök’ün on yıl öncesinde öne sürdüğü hangi tahmini tuttu da şimdi buna inanalım?
Dün
“bu temele İslamcı inşaat olmaz!” teminatı vermişti.
Temele, 4+4+4’ten içki yasaklarına dek her çeşit İslamcı inşaat çıkıldı.
Bugün de
“İran olmaz!” diyor.
Özkök’e niye inanalım?
İran olmak için başımıza illa Khamanei sarıklı bir mollanın mı gelmesi gerekiyor?
Yeni Rakı’nın hüzün dolu vedasıyla bitiriyorum bu yazıyı:
“Bize Müsaade Ertuğrul! Reklamlar Bitti.”
Karikatürlerin, yaşamın kendisiymiş gibi sunulduğu o eski günler -içki reklamları gibi tıpkı!- mazide kaldı.

\n

Yazarın Son Yazıları

Koronayla dans 18 Haziran 2020
Roma açık şehir 28 Mayıs 2020
Umut, korku ve öfke 21 Mayıs 2020
Nefretin zaferi 17 Mayıs 2020
Yeni virüs sarışın 14 Mayıs 2020
Şalom aleykem 10 Mayıs 2020
Yarın korkusu 3 Mayıs 2020