Ne bitmez imtiyazmış...

20 Ocak 2024 Cumartesi

Benim öteden beri dikkatimi çeker. İhtimal sizin de öyledir:

Örneğin bir törende, bir Almana, bir İngilize, bir İranlı yahut Hinte, “Kardeşim, burada değil de şurada otur. Burası protokol için ayrılmış yerdir” deseniz, fazla bir sorun olmadan o zat, kalkar, gösterdiğiniz yere geçer ama eğer bir Yahudiye, daha doğrusu bir İsrailliye söyleseniz “antisiyonist” yahut “antisemitik” bir beyanda bulunmaktan sorun çıkması işten bile değildir.

İsrail vatandaşlarının yahut da genel olarak Yahudilerin bu dünyada özel (imtiyazlı) bir yeri var da bizim haberimiz mi yok? 

Evet, Yahudiler İkinci Dünya Savaşı sırasında dünyanın en hunhar (kan dökücü) katili olarak tarihe geçen Nazi Almanyası diktatörü Adolf Hitler’in en acımasız zulmünün hedefi oldular. Yaklaşık 7 milyon insan sırf “Yahudi” oldukları için, sırf kendileri için inşa edilmiş zehirli gaz odalarında veya fırınlarda can verdi. 

İnsanlık, doğduğu tarihten bugüne kadar en kapsamlı faciayı o dönemde yaşadı. Özellikle çağdaş uygarlığın temsilcisi geçinen uluslar ve devletler bundan büyük bir utanç duydu ve tüm dünya, Yahudilere karşı bir “özür borcu” üstlendi.

Bu özür elbet çok anlaşılabilir bir tutumdu. Nitekim İkinci Dünya Savaşı bittikten sonra, Batı ülkeleri -özellikle İngiltere ve ABD- bu politikanın lokomotifliğini üstlendiler ve ta 1917 yılında İngiliz Dışişleri Bakanı Balfour’un bir parlamentere verdiği “Yahudilerin bir vatanı olması lazım” anlamındaki cevabı, 1947 yılında Filistin topraklarında bir Yahudi devletinin kurulmasıyla neticelendi.

O tarihten bugüne kadar Batı ülkelerinin -ve özellikle ABD’nin- İsrail’e yaptığı karşılıksız yardımlar -eğer hâlâ kaldıysa- insanlığın Yahudi milletine de İsrail devletine de borcunu belki on belki yüz kere ödediği anlamına gelir.

Ama nedense o borç bir türlü bitmez. Nitekim en başta söylediğim gibi, bir Yahudiye “Orada değil de kardeşim şurada otur” demek bile suçlanmanız için sebep olurken İsrail devletinin 7 Ekim 2023’ten bu yana öldürdüğü insan sayısı, en az 10 bini çocuk 7 bini kadın (anne) olmak üzere 23 bini geçti. Üstelik bunlardan 112’si orada yaşananları size, bana, tüm dünyaya duyurmak ve göstermek için görev yapan gazetecilerdi.

İşin ilginç yanı her ülkede, her toplumda bir çocuğun, bir annenin veya bir gazetecinin öldürülmesi tüm kamuoyunu meşgul eden bir olay haline getirilirken İsrail’in -sözde- savunma ordusunun işlediği bunca hunhar cinayet ne günlük gazetelerde ne de dünyaya hükmeden televizyon kanallarında yer alıyor. Herkes sanki ittifak yapmış gibi bunca ağır insanlık suçunu görmezden geliyor. Örneğin Batılı tek gazetecinin öldürülmesi tüm dünya medyasında kıyamet kopmasına sebep olurken İsrail askerlerinin Gazze’de öldürdüğü 112 gazeteci, sanki 112 tavuk öldürülmüş gibi duyuruluyor.

Dünya kamuoyu, Güney Afrika Cumhuriyeti tarafından Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail aleyhine “Gazze’de soykırım yaptığı” iddiasıyla açılan davayı da ucundan kıyısından duyuruyor.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Bir başka açıdan... 6 Nisan 2024

Günün Köşe Yazıları