Olaylar Ve Görüşler

Akılcılığı yakalama ya da yakalayamama

26 Mart 2019 Salı

Yaklaşan yerel seçimler dolayısıyla yurttaşların bireysel sorunları ve toplumun ülke genelindeki dertleri daha sık tartışılır oldu. Ekonomiişsizlik sorun paketi ile uluslararası siyasal ilişkilerdeki savruk ve onursuz davranışlar görsel yayın organlarında ve yazılı basında sık dile getirilir oldu. Mevcut iktidarın çok alışılmış kaçak dövüşlerinden birinin ürünü olarak da “beka” denen şarlatanca bir kandırma oyunu sergilenir oldu. “Beka” sözcüğünün dahil olduğu Arapça cümle ailesinde hemen anımsanan bir sözcük, bilindiği gibi, “baki” kelimesidir. Oradan türemiş olan insancıl özlemli duyguların da ifadesini taşıyan “baki kalan bu kubbede bir hoş seda imiş” şiirsel tekerlemesini beka ile habire uğraşan iktidar kesiminin arkasından önümüzdeki günlerde bir vefa ifadesi olarak kullanabilmeyi çok arzularız.
Bireylerin ve toplumların gündelik ve geleceğe dönük umutları, sevinçleri, hüzünleri, hüsranları şekillenirken ve oluşurken ‘akıl’ olgusunun işin içine giriş yoğunluğu hep ön planda yer tutar. Akıl, evrimsel gelişme çerçevesinde insanoğluna doğa tarafından tanınmış en büyük ayrıcalıktır. Beyin denen minnacık, yumuşacık bir organın sonsuza yakın sayıdaki girinti çıkıntılarının arasında sıkışmış benzersiz bir yaratıcılık kaynağıdır. İnsanın mutluluğu, mutsuzluğu, toplumların gelişmesi, gelişememesi ve uygarlık çizgisinin belirlenmesi, bu kaynaktan fışkıran çok kudretli bir özün ürünüleri olarak kendini gösterir. Bu akış, avuçlar arasına alınabilirse, yani yakalanabilirse, kişi olarak, toplumun bir katmanının ya da tümünün bir öğesi olarak insanın lehine ve çıkarına sonuçlar verir; mutluluğunu geliştirir; yaşamını zenginleştirir. Yakalanamazsa birbirinden türeyen yapay sorunlar dizini içinde yalpalanır durulur. Mutluluk, daha iyiye yönlendirici bir gelecek beklentisi artık söz konusu olamaz. Gelişmekte olmaklık, gelişmesini henüz tamamlayamamış bulunmaklık gibi Türkiyemiz için de geçerli olan bazı tanımlar, aklın kullanılmasında ve fışkırmasındaki dolaşım ağlarının parçalarıdır.
Yaklaşan seçimlerle ilgili iktidar kesimi ağırlıklı olarak derin akılcılık bir yana düzayak akılcılığı bile ıskalayan belirlemeler, ülkemizin çağdaş bir uygarlık çizgisinde ilerleyememe sıkıntısını belgeleyen unsurlar olarak ortalıkta dolaşıyor. İktidar tutkusu ve en güçlü olma hırsı adına politika denen toplum içi ve toplumlar arası dengeleşmelerin çok önemli bir dürtüsüdür. Her güç sahibi onu daha da pekiştirerek muhafaza etme eğilimindedir. Bunu, adına kısaca “pratik akıl” denen kestirmeci yollarla yaparsanız, bizdeki ayrışımcı konumları yaratırsınız. Toplumsal ilerlemenin gereği olan toplumsal katmanlar arası dengeyi bir türlü sağlayamazsınız. Aksine bunu toplumu ayrıştırıcı basiretsizliklere çevirirsiniz. İşin içinde ne akıl vardır; ne duygu; ne insan sevgisi; ne toplum sevgisi; ne ilerleme ve gelişme tutkusu; ne yaratıcı buluşlara saygı ve itaat; ne... ne.
Akıldan uzaklaşmışlık, sevgiden ve güzellikten de uzaklaşmışlık anlamına gelir. Hepsi birlikte insanların toplum katmanlarının ve toplumun ruhunu boşaltır. Türkiye’nin toplumsal yaşamında bu durumun ciddi bir risk konusu olarak kendini göstermekte olduğu izlenebilmektedir. Önüne geçebilmek için demokratik yollardan ancak kuvvetli bir toplu dayanışmayla oluşturulacak bir çabanın ve verilecek bir mücahadelenin gerekli olacağı açıktır.

Sol kavramının barındırdığı akıl
Fransız devriminden sonra kurulan ilk halk meclisinde, başkanlık kürsüsüne göre sağ tarafta ve salonun ortalarında oturan temsilciler “ihtilal yapıldı ama krallık yaşamalı” sloganını benimseyen değişim karşıtlarıydılar. Sol tarafta oturanların ise eskiciliğin ve tutuculuğun karşısında zamanın akışının sürüklediği bir akılcılığın savunmasını yapan bir grup olarak dikkat çektiği bilinirdi. İki yüz küsur yıl sonra toplumsal yaşamda ve politik literatürde bazen kurtarıcı, kimi zamanlar da umacı olarak değerlendirilen sol kavramının kökü ilk çıktığı dönemde akılcılıkla bağdaşmış olarak kendini gösteriyordu. Yukarıda da dile getirildi: Akıl, güzellik ve mutluluk yaratmanın kaynağıdır; ilerlemenin ve gelişmenin dayanağıdır.
Adına sol muhalefet denen oluşumlar akıl unsurunu alabildiğine geniş boyutlarda kullanma eğiliminde ve durumunda olmak zorundadır. Ülkemizde günümüz politik muhalefetinde sol düşünceye olan mesafeli ve hafifçe ürküntülü yaklaşım, akılcılık bakış açısından eleştirilebilir ve tartışılabilir niteliktedir. Yaklaşan yerel seçimlerin hazırlık döneminde de orta sağdan bir miktar oy kapabilme gibi bir hesapla radikal olamayan ortacı politik belirlemelerin ve tavırların seçim sonuçları üzerinde pek etkili olamadığı son on beş yılın seçimleri boyunca bol miktarda izlendi. Kapitalci sağ ile dinsel tutuculuğun kol kola girmiş bulunduğu günümüz iktidar yapısında ilkel bir kafatasçılığın da desteklediği ittifak güçlenmeleri yaşanmaktadır. Sol oynamayan, yani hakkaniyetçi bir paylaşımdan, fırsat eşitçiliğinden, fiziksel ve zihinsel emeğin değerlendirilmesindeki duygu ve akıl yüklü tavırlardan yana bağır bağır bağıramayan bir muhalefetin adı, belki orta sol olarak anılabilir. Ama bu orta sağ düşüncesi ile kırıştırmalı bir sol tavırdır.
Bu güdük anlayışa karşın önümüzdeki yerli seçimde orta sol iktidar yakın geçmiştekilere oranla biraz daha olumlu seçim sonuçları yakalama şansına sahiptir. Böyle olması ayrıca kuvvetle temenni edilir. Ancak, ekonomik sağ kesim ve onun hoyratça bir ustalık içinde tüketime yönlendirip kendine bağladığı toplum gruplarından oy koparmanın çok zor olduğu düşünülmelidir. Hele orta sağ ve belki biraz daha sağına göz kırparak oralardan seçim sonuçlarına etki yapabilecek bir şeyler çıkarabilmek orta sol bir muhalefet için hiç kolay değildir. İnsancıl akıl ya da pratik çıkarcı akıl açılarından, hangisinden bakarsanız bakın, orta sol muhalefetin bu gerçeği yakalamış olması zorunluluğu vardır ve kendisinden bu beklenir.
Akılcılığı bireysel yaşamda, toplum yönetimi anlayışı çerçevesinde ve politik muhalefet yönlenişi çerçevesinde gecikmeden yakalayabilme umuduyla ve çeşitli edilgenliklere rağmen sonuçlarından mevcut iktidarın memnun kalmayacağı bir seçim geçirilmesi temennisi ile.

Erhan KARAESMEN


Yazarın Son Yazıları