Olaylar Ve Görüşler

Aranan ve özlenen devlet adamı

25 Aralık 2019 Çarşamba

Nazmi Kal

Yazar, yapımcı

Bugün büyük devlet adamı İsmet İnönü’nün 46. ölüm yıldönümü. Onu 25 Aralık 1973’te kaybetmiştik. 89 yaşındaydı.

İsmet İnönü’nün çok partili demokratik hayata mecburen Batı’nın baskısı ile geçtiğini söyleyenler var...

Gerçek bu değil.

İsmet İnönü’nün cumhurbaşkanı seçilmesi ile özel kalem müdürlüğüne getirilen Haldun Derin, Pembe Köşk’te yapılan “İsmet İnönü’de vazife anlayışı” konulu bir konferansta aynen şunları söyledi:

“Atatürk’ün ölümünden sonra İnönü cumhurbaşkanı seçilince beraberce evine geldik. Daha frakını çıkarmadan annesinin elini öptü ve dedi ki:

Anneciğim güç bir vazife aldım, ama ben bu millete kendi kendisini idare etmeyi öğreteceğim.”

Bu sözler İsmet İnönü’nün çok partili hayata geçişinin kendi öz iradesi ile olduğunu hiçbir tereddüde yer bırakmayacak gerçeklikle anlatmaktadır.

Çok partili hayata geçişin altın sayfası 14 Mayıs 1950 seçimidir ve tartışmasız İsmet İnönü’nün yarattığı bir demokrasi zaferidir.

Seçim büyük bir olgunluk içinde geçmiştir. Hiçbir olay, cezaevinde hiçbir muhalif politikacı, gazeteci yoktur. Merkez Bankası’nın ve hazinenin elindeki hiçbir kaynak popülist amaçla kullanılmamıştır.

14 Mayıs’ın bir demokrasi zaferi olduğunu şu anı ne güzel anlatıyor.

14 Mayıs gecesi  İsmet İnönü seçimi Köşk’te radyodan dinlemektedir. Çevresinde İsmail Rüştü Aksal, Kasım Gülek, Faik Ahmet Barutçu gibi kurmayları vardır. İllerden sonuçlar geldikçe çevresindekiler büyük bir endişe içine girerler. 12 yıllık Milli Şef dönemi sona ermekte, 27 yıl devleti yöneten, Atatürk’ün kurduğu parti seçimi kaybetmektedir. İsmet İnönü’de hiçbir üzüntü belirtisi yoktur, çevresindekilerin ise yüzünden düşen bin parça oflayıp puflamaktadırlar.

Bir ara İnönü eşi Mevhibe Hanım’a döner, gayet sakindir.

- Hanımefendi buradan kaç günde taşınabiliriz...

- Kolay paşam bir haftada taşınırız..

- Ama artık arabamız olmayacak, Kızılay’a otobüsle inmeye hazır mısın?

- Elbette Paşam. 

1950’den bu yana 70 yıldır sayısız seçime girdik, 1950’de doğan demokrasi bebeği olgunluk yaşını geçti, kaybetmeyi, koltuğunu terk etmeyi bu kadar olgunlukla karşılayan bir lider anımsayabiliyor musunuz?..

Demokrat Parti iktidara gelir gelmez İnönü aleyhinde akla hayale gelmez iftiralar üretmeye başladılar.

İnönü savaşlarında samanlığa saklandı..

İsmet İnönü asker kaçağıdır...

Lozan’da ülkeyi sattı..

27 yıl din esaret altında idi..camileri yıktı vs. vs.

İsmet Paşa bütün bu söylemleri olgunlukla karşıladı..

Bir Meclis toplantısında Malatya Milletvekili Ahmet Gürkan kürsüye çıktı ve “Bu İnönü ailesi devleti soydu. Ben bunun tanığıyım. Malatya bez fabrikasının açılışında Mevhibe Hanım metrelerce bezi götürdü” dedi.

İsmet Paşa yanındaki Özel kalem müdürüne “Böyle bir konu vardı, bir araştır” der.

Ertesi gün İsmet Paşa elinde fatura ile kürsüye çıkar ve o bezlerin ücretini ödediği faturayı gösterir...

Açtığı fabrikanın açılışında eşine hediye edilen birkaç metre bezin parasını ödeyecek kadar devlet malına sahip çıkan bir devlet adamı anımsayan var mı?.. 82 yaşındayım rastlamadım..

Zaman zaman İsmet Paşa’ya diktatör, iktidar hırsı için darbe yaptırdı diyenler var.

Şu anıları okuduktan sonra acaba utanacaklar mı?

1970 yılında bir TV programında Örsan Öymen soruyor.

- Paşam 50 yıldır parlamentodasınız, seçimlere girdiniz çıktınız, hiç seçilmemek korkunuz oldu mu?

İnönü- Hiç umurumda değil. Usulünü koymuşuz, seçilirsek seçildik seçilmezsek seçilmedik. Bunları göze almadan demokratik rejim düşünülemez. Demokratik rejim içinde çekilmeyi ilk günden esas olarak kabul etmek lazımdır. Bu zihniyeti yerleştiremedim. Demokratik rejim başka türlü olmaz.

Sevgili Paşam bu sözleri söylediğinden sonra 50 yıl daha geçti. Hâlâ bu zihniyet yerleşemedi.

ODTÜ’de İsmet İnönü’yü bir anma toplantısında, Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haluk Pamir toplantıyı şöyle açtı:

“Sayın konuklar, İsmet İnönü’yü anacağımız toplantıya hoş geldiniz..

Ben İnönü hakkında söz söyleyecek birikime sahip değilim. 

Ancak ben bir gözlemimi size aktarmak istiyorum....

Ben İnönü’nün çocuklarının (Erdal ve Ömer İnönü) sınıf arkadaşıyım ve ben İnönü’nün çocuklarının ayağında pençe çakılı ayakkabı gördüm...

Düşünün 15 yıl Başbakanlık, 12 yıl Milli Şeflik yapmış  İsmet İnönü çocuklarının altı delinen ayakkabılarını tamirciye götürüp pençe çaktırıyor...

Geçen günlerde Köşk’te bir toplantıda İsmet Paşa’nın kızı Özden Toker’e sordum.

- Hanımefendi  İkinci Dünya Savaşı’nda halk ekmeği karne ile alırdı sizin de karneniz var mıydı?..

- “Tabii biz de ekmek karnelerini götürür ekmeklerimizi alırdık, karnelerimize işlenirdi” dedi.

İnanılması zor değil mi sevgili okuyucular...

İşte 46 yıl önce böyle bir devlet adamını kaybettik... Onu çok arıyoruz. Çok daha arayacağız.. 


Yazarın Son Yazıları