Olaylar Ve Görüşler

Bir Sanat Kurumu Vardı - Kemal ATEŞ

12 Şubat 2021 Cuma

Kızılay’da bazı yerlerden geçerken içim cız eder. Eskiden azdı, şimdi daha da çoğaldı, hem de bir sürü sokağında, caddesinde bu duyguyu yaşıyorum. Nice anılarla dolu bazı mekânlar silinip gitti yazık ki... Anılarımız vardı. Burnumuzun direği nasıl sızlamasın?

Kızılay’da, Sakarya Caddesi’ndeki Bilgi Kitabevi böyle yerlerdendi. Yanındaki balıkçıların sıtma görmemiş, adeta havayı parçalayan, hani denizin altından bağırsalar duyacağınız gür sesleri arasında girerdik Bilgi Kitabevi’ne. Patron Tevfik Küflü karşıda, her zamanki köşesinde olurdu.

SANATIN DEĞERİ

Sonra Kızılay’ın en işlek yerinde Galeri Kültür’ün yanında Piknik Lokantası vardı, birasıyla ünlü... Buraya gelince içim iki kez cız eder. Çünkü Piknik’in yanında bir de Sanat Sevenler Derneği vardı, yani Sanat Kurumu... Arada yazıyorum bu derneği. Kira parasını ödeyemediği için buranın nasıl sokağa atıldığını gözlerimle gördüm. Ayrıca günlüğüme de yazmışım, yeniden okudum. Yıl 1986... Akşam her zamanki gibi derneğe gelen üyeler, kapının önüne sökülüp atılmakta olan eşyayla, elleri kerpetenli, tornavidalı, keserli, kazmalı işçilerle karşılaşınca şaşırıp kalmışlardı. O güzelim çiniler ve daha neler neler parça parça edilmişlerdi…

 Sanatın değeri yok bu ülkede!” diye üyelerin çaresizlik içinde nasıl haykırdıklarını Küskün Fotoğraflar’da da yazmıştım.

O eşyayla birlikte Kızılay’ın göbeğinde sanat sokağa atılmıştı.

O eşyayla birlikte sanatçılar da sokağa atılmıştı. Bir daha giremeyeceklerdi buraya?

Kimler mi?

Fazıl Say örneğin, babası Ahmet Say ile birlikte gelir, derneğin piyanosunda çalışırdı. Küçüktü daha, bu denli ünleneceğini bilemezdik, yoksa biraz daha incelerdim o çocuğu.

MANSUR BEY’E ÇAĞRI

Kimler mi?

Cemal Süreya, Hasan Hüseyin Korkmazgil, Mahmut Makal, Ahmet Telli, Zahit Büyükişleyen, Zafer Gençaydın

Kimler mi?

Henüz öldürülmemişlerdi... Behçet Aysan, Metin Altıok, Uğur Kaynar...

Kimler mi?

İstanbul’dan gelenler de olurdu... Edip Cansever, Metin Eloğlu, Demirtaş Ceyhun, Aziz Nesin...

Konuşmacı olarak gelenler ise Tarık Buğra’dan Suut Kemal Yetkin’e, Bedrettin Cömert’ten Sevda Şener’e, saymakla bitmez…

Ve ref Üren... Her akşam gelirdi, Ankara’da yaşıyordu, kimsesizdi... Nereye giderdi bu adamcağız? İçime dert olmuştu... Dağ gibi eşya yığınının önünde kalakalmıştı, ressam hanımlar onun duymayan kulağına bir şeyler anlatmaya çalışıyorlardı.

Belediyeye Düşen…

Böyle savrulmaya başladı Sanat Kurumu... Sonra Gençlik Parkı’ndan yer verildi, derken sanatın içine tüküren bir adam başına bela oldu Ankara’nın, ordan da attılar.

Sanat Kurumu’nun Kültür Bakanlığı’yla hâlâ sürüp giden bir davası var. Bu dava beklenmeden belediyeler yardım elini uzatmalı bu yetmiş yıllık kuruma. Mansur Bey, Ankara bir kültürel çoraklığın içine doğru yuvarlanıp gidiyor, bu kurumları yaşatmak sizlere düşüyor.

KEMAL ATEŞ


Yazarın Son Yazıları