Yıllar önceydi. Cihat Aşkın yeni yeni parlıyordu. Ben de Arnavutköy Amerikan Kız Koleji’nin bitişiğindeki “Bizim Tepe”de sanat etkinlikleri düzenleyen bir komitenin üyesiydim. Cihat için bir konser düzenlemiştim. Konser öncesi onu tanıtan bir konuşma yaptım ve sözümü bitirirken de şöyle dedim: “Yıllar sonra gün gelecek Cihat öylesine ünlenecek ki siz de ‘Bizim Tepe’deki o konserde ben de vardım, onu ilk dinleyenlerden biriydim’ diye övüneceksiniz.”
Cihat’ın ailesiyle de tanıştık, ona daha iyi bir keman alınması için eşim de ben de önayak olduk. Sonuçta Cihat’ın adı ülkemizin yetiştirdiği en ünlü kemancıların arasına girdi. Dünyanın dört bir yanında sesini duyurdu. Her şeyden önce çok dürüst bir insan, iyi bir kemancı, çok sevilen bir hoca ve herkesle barışık bir sanatçı oldu. Sonra onunla Boğaziçi Albert Long Hall’de nice konser düzenledik. Eşi Nisan’ı da ayrıca anlatmak gerek, perde arkasında durur ve Cihat’ın en büyük destekçisidir. O da Shlomo Mintz gibi ünlü bir sanatçının şahsi asistanlığını yapmıştı 14 yıl. Cihat ve Nisan, Ayla Erduran’ın son günlerine kadar onu hiç yalnız bırakmadılar. Ayla’nın onlar için “Cihat ve Nisan birer melek” sözü kulağımdan hiç gitmedi.
CİHAT AŞKIN’A ONUR ÖDÜLÜ
İKSV’nin onur ödülünü aldığında şöyle bir yazı yazmıştım: Yorumculuğu, araştırmacılığı, kuruculuğu, profesörlüğü, kadirbilirliği ve genç kuşağın elinden tutması, onun sadece birkaç niteliği. Cihat’ın kısacık ödül konuşmasındaki sözcüklerinin ardında pek çok anlam gizliydi. O sadece bir “yorumcu” olmadı. Cumhuriyet müziğimizin tarihindeki müzikolojik atılımları da kendine örnek aldı. Örneğin, “Yeni Türk Müziği Hareketi” adlı projeyi yaratırken Cengiz Özkan gibi bir halk müziği araştırmacısı ile bu topraklardaki müzik türlerini birleştirip konserler verdiler. Projenin ilk konseri de Muzaffer Sarısözen’le başlamıştı. Cihat, İTÜ Türk Müziği Konservatuvarı’nda Ayhan Turan’ın keman sınıfında okurken halk müziğini de divan müziğini de öğrenmişti. Londra Kraliyet Müzik Koleji’nden solistlik diploması ve City Üniversitesi’nde Prof. Yfrah Neaman ile çalışarak master derecesi ve 1996’da doktora aldı. Bugün Türk kemancıları arasında gerek yorumcu, gerek öğretmen, gerekse araştırmacı olarak saygın bir yeri var. Onun geleneğe bağlılığı yalnız müzik içeriklerinde değil, kurumların da geleneğini yeniden gündeme getirmişti. Örneğin İstanbul Radyosu’ndaki tarihi “Radyo Konserleri”ni yeniden başlatmıştı.
BUGÜN GENÇLER CİHAT AŞKIN’DAN NELER ÖĞRENMELİ
Müzisyenin kavgacı değil, barışçı insan olduğunu; müzik yeteneklerinin yalnız büyük kentlerden değil, ülkenin dört bir yanından toplanması gerektiğini; eğitimini yurtdışında alsa da bir sanatçının kendi ülkesinde de hizmet vermesinin önemini; yorumculuğun yanı sıra uyarlama, bestecilik, hocalık yaparak üretimini renklendirirken yılların birikimiyle üstlendiği çeşitli yönetim görevlerini başkalarıyla da paylaşabilmeyi ve alçakgönüllülüğü hiç elden bırakmamayı!
Geçen hafta Cihat Aşkın’ın Süreyya Operası’nda düzenlediği iki gecelik etkinliğin birincisine gidebildim. Geç kaldığım için ilk bölümü mecburen çatı katından dinledim. Ve Süreyya’daki akustiğin her noktadan çok iyi olduğuna tanık oldum. Başarılı piyanist Cem Babacan Cihat’a piyanoda eşlik ediyordu. Bildik yapıtlar olunca salondaki dinleyici de coşmuştu. Cihat hep yeni projeler üreten, kendini öğrencilerine, orkestra üyelerine ve dinleyicisine sevdiren bir sanatçı olarak ilerliyor.