NATO’ya karşı çıkmak yurtseverliğin gereğidir!
Zülal Kalkandelen
Son Köşe Yazıları

NATO’ya karşı çıkmak yurtseverliğin gereğidir!

01.04.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Amerika ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları birinci ayını doldururken NATO’nun sosyal medya hesabından Anıtkabir fotoğrafıyla bir paylaşım yapıldı.

“Türkiye’nin başkenti Ankara’da düzenlenecek 2026 NATO Zirvesi’ne 100 gün kaldı. Bu, Türkiye’nin 2004’teki İstanbul Zirvesi’nin ardından ikinci kez bir NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapacağı anlamına geliyor. NATO zirveleri, müttefik liderleri bir araya getirerek İttifakın karşı karşıya olduğu önemli konularda kararlar alınmasını sağlıyor” yazan paylaşım çok dikkat çekti, büyük tepki gördü.

Aynı sıralarda Adana’da konuşlanacağı söylenen çokuluslu NATO kolordu karargâhı ile İstanbul Boğazı’nda Beykoz’da NATO Deniz Saha Komutanlığı kurulmasının planlandığı ortaya çıktı.

UZATILAN HAVUÇ VE KURULAN TEZGÂH!

Bu arada Milli Savunma Bakanlığı, İran’dan ateşlendiği belirlenen ve Türk hava sahasına giren dördüncü füzenin de NATO unsurlarınca etkisiz hale getirildiğini açıkladı!

Sonra birden Erdoğan’ın, New York merkezli Amerikan çokuluslu varlık yönetimi şirketi BlackRock’ın ve Dünya Ekonomik Forumu’nun Başkanı Laurence D. Fink’i Dolmabahçe Sarayı’nda kabul ettiği açıklandı. Görüşmede, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve TCMB Başkanı Fatih Karahan’ın da bulunması, trilyonlarca dolarlık sermayeyi yöneten ve savaşlardan beslenen devasa fonları elinde tutan Fink’in gözünü ucuz emek ile stratejik alanlara diktiği yorumlarına neden oldu.

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack ise Türkiye ve Suriye’nin “enerji üssü” olacağını açıkladı.

Bütün bu gelişmeleri birlikte değerlendirdiğimizde, emperyalist ABD’nin Ortadoğu’da ve Türkiye özelinde havuç uzatarak bazı planların peşinde olduğu çok açık.

NATO’YU SAVAŞA SOKMA OPERASYONU

ABD/İsrail, İran’daki savaşın başından beri NATO’nun da dahil olmasını istiyor. Ama bunu sağlayabilmek için kullanabilecekleri tek yol, NATO anlaşmasının 5. maddesini işletmek.

Nedir o madde? “Avrupa veya Kuzey Amerika’daki bir müttefike yönelik silahlı saldırı, tüm üyelere yapılmış sayılır. Bu madde, ‘birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için’ prensibiyle, saldırıya uğrayan üyeye askeri kuvvet kullanımı dahil gerekli yardımın yapılmasını taahhüt eder.”

5. maddeye başvurabilmek için kullanabilecekleri tek ülke de İran’la çok uzun bir sınırı olan Türkiye... Askeri uzmanlar, İran’dan atıldığı söylenen füzelerle ilgili teknik bilgilerin belirsiz kalması yüzünden bu konuda kuşkularını açıklıyor; İran’ın bu zorlu savaşta kendisine yeni bir cephe açarak NATO’yu da devreye sokmasının tümüyle akla aykırı olduğunu anlatıyor.

MONTRÖ VE LOZAN’A AYKIRI PLANLAR!

Böyle bir ortamda NATO’nun Türkiye’de iki yeni karargâh kuracağının açıklanması, son derece tehlikelidir. Planlanan bu tezgâh, kıtalararası su geçişlerinin her iki yakasının da aynı devletin, Türkiye’nin egemenliğinde olmasını sağlayan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Lozan’a aykırıdır.

Atatürk’ün büyük öngörüsüyle attığı o adımlar sayesinde Türkiye, Boğazlar’ı kontrolü altında tutabilmiştir. Ancak şimdi bu yeni plan yürütülürse, Türkiye’nin Boğazlar’daki egemenliği sona erer, Karadeniz NATO’ya açılınca Türkiye ile Rusya karşı karşıya gelir. Emperyalizmin hedefi de budur!

Türkiye’nin cumhuriyetçi ve antiemperyalist yurtseverleri, NATO’yu ne İstanbul Boğazı’nda ne Adana’da ne de laik Cumhuriyetin başkenti Ankara’da istiyor.

Çünkü gerçek çok nettir: Batılı emperyalistlerin kurduğu NATO, sözde demokrasi havariliğine bürünen ama gerçekte ülkelerin sahip olduğu kaynaklara el koymayı ve küresel egemenlik kurmayı hedefleyen, sermaye egemenliğinin sürdürülmesinin en önemli aracı olan eli kanlı bir örgüttür!