Laiklik, siyasal ve toplumsal sistemin din ve devlet ayrılığı ilkesi, anlayışıdır. Din kurumunun siyasal ve toplumsal yaşam üzerindeki egemenliğini sınırlamayı; dinin kişisel, siyasal ve maddi bir çıkar, istismar, baskı aracı olarak kullanılmasını önlemeyi amaçlar. Bu amaçla laiklik dine saygıdır, inanç özgürlüğünün güvencesidir. Dine saygısızlık, dünyevi işlerde dinin çıkar aracı olarak kullanılmasıdır.
Laiklik, ulusal devlete geçişin, ulusal egemenliğin yerleşmesinin, çağdaşlaşmanın, kalkınmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Mustafa Kemal Paşa’nın tarihi “Büyüt Nutuk”u okuduğu CHP’nin 1927 yılındaki ikinci kurultayında cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık partinin temel ilkeleri oldu. Laiklik sözcüğü kullanılmamakla birlikte “devlet ve millet işlerinde din ve dünyayı birbirinden ayırma” bir ilke olarak belirtildi. Laiklik, devletçilik, devrimcilik ilkeleriyle birlikte partinin 1931 yılındaki kurultayında kabul edildi.
Türkiye’de tarihsel ve toplumsal nedenlerle laiklik konusunda, bazı Batı ülkelerinden farklı bir yol izlenmiş; devlet kendi yapısı içine aldığı “Diyanet İşleri Başkanlığı” kurumu ile din hizmetlerinin devlet tarafından karşılanması tercihine yönelmiştir. Bu yolla din kurumunun siyasal ve toplumsal güç olarak toplumsal yaşama egemenliği engellenmek istenmiştir. Laiklik ulusal devlete geçişin, ulusal egemenliğin yerleşmesinin, çağdaşlaşma atılımlarının gerçekleşmesinin altyapısını oluşturmuştur.
Osmanlı döneminde “Tanzimat Fermanı”ndan sonra, hukuk ve eğitim alanlarında din dışı gelişmeler, toplumda dinsel ve dinsel olmayan unsurlar olarak ikilik yaratmıştır. Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın “Egemenlik kayıtsız şartsız ulusundur” ilkesinin benimsenmesiyle dinsel egemenlik anlayışından ayrılış benimsendiyse de toplumu yönlendirmede emperyal güçler ve bazı iç çevrelerce etkin bir araç olarak kullanılması sürdürülmüştür.
Cumhuriyet hükümetleri Osmanlı döneminin dinsel, ikilik yaratan hukuk sistemini giderme ve laiklik temeli üzerinde hukuk sistemi oluşturma atılımları yaptı. Medeni Kanun, Borçlar Kanunu, Ceza Kanunu, usul kanunları, Ticaret kanunu, idare hukuku laik hukuk temelini oluşturan; hukuku laikleştiren ilkelerdir.
Eğitim alanında da Tevhidi Tedrisat Kanunu ile eğitim, öğretimde ikiliğe son verilerek laiklik temeli üzerinde eğitimin, öğretimin birleştirilmesi, birliği sağlanmıştır. Eğitim politikası, ders programları laiklik ilkesi doğrultusunda düzenlenmiştir. Köy okullarının, köy öğretmen okullarının, Köy Enstitülerinin açılışı, laik eğitim amaçlı, temellidir.
Dinin, siyasal emeller, çıkarlar için emperyal güçler ve yerli çevrelerce araç olarak kullanılması, iç ayaklanmalar tetiklenerek din motifiyle bağımsızlık savaşına karşı da sürdürülmüştür.
Cumhuriyet döneminde de, Osmanlı döneminden kalma, dinin bir çıkar aracı olarak kullanılması, siyasal ve toplumsal yaşamda, sağcı siyasal partiler, tarikat ve cemaatlerce sürdürülmektedir.
AKP, Cumhur İttifakı döneminde her alanda olduğu gibi, laik eiğtimin de temeli kazılmaya başlanmıştır. Erdoğan’ın “Siyasal olarak iktidar olduk ama kültürel iktidar kuramadık” türünden işaretiyle, Y. Tekin’in bakan olarak atanması arasında bir bağ kurulabilir. Bakan Tekin, eğitimi dinsel temeller üzerine oturtmak gibi bir misyonla atanmış olarak görülüyor.
Laiklik, dinin bir çıkar aracı, bir siyasal istismar aracı, toplumsal yaşamda bir baskı aracı olarak kullanılmasına karşı olarak dine saygılıdır.
Laiklik temelinden ayrılış; din, mezhep, inanç çatışmalarına yol açarak ulusal bütünlüğü, bağımsızlığı tehlikeye düşürür.
CHP’nin Atatürk’ün partisi olarak laiklik konusunda ayartılara kapılmaması, savsaklanmaması gerekir.
Laikliği içselleştirerek laik eğitimi, çocukların donanımını amaçlayan cemiyet, dernek, vakıf, sendikalar gerek moral gerek maddi olarak desteklenmelidir. Laiklik Atatürk’ün temel okudur. Atatürk düşmanlığının ana nedenlerinden biri de din istismarını, sömürüsünü önlemesidir.