Bir seçim daha geçti - Murat Fatih Ülkü
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Bir seçim daha geçti - Murat Fatih Ülkü

13.06.2023 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Oldukça heyecanlı bir seçim dönemini geride bıraktık. İlk vurgulanması gereken; adaletsiz, 21 yıldır iktidarı elinde bulunduran, büyük oranda devletleşen AKP’nin tüm devlet olanaklarını sonuna kadar kullandığı, sahte videolarla muhalefetin kriminalleştirilmek istendiği düzeysiz bir seçim dönemi olduğu. Muhalefetin temel partisi CHP’de doğal olarak bir değerlendirme süreci başladı, değişim isteği dillendiriliyor; ancak seçim sonuçları hakkında ideolojik bir değerlendirme yapmadan, sadece kişiler üzerinden konuşarak, sağlıklı sonuçlara varmak olanaklı görünmüyor.

CHP’deki ideolojik savrulma

İdeolojik açıdan analiz edilmesi gereken özellikle son 10-15 yıldaki dönüşümü ve ideolojik savrulması dikkate alındığında; Cumhuriyetimizin kurucusu, ülkemizin en eski partisi CHP’dir. CHP’nin özellikle genel başkan değişikliğinin yaşandığı 2010’dan itibaren başka bir siyasi tercih ortaya koyduğu, bu siyasi tercihin partinin geçmişini suçlayan ve genel başkan değişikliğinin yaşandığı 2010’dan önceki 90 yılın birikimini ve duyarlılıklarını arka plana atan bir yaklaşım olduğu açıktır. “Laiklik tehlike altında değildir” diyerek başlayan, çözüm sürecine önce utangaç, sonra hevesle destek vererek devam eden; Cumhuriyetin değerleri/ kurumları yerle bir edilip büyük emek, umut ve amaçlarla oluşturulan zenginlikleri “özelleştirme” adı altında haraç mezat satılırken sessiz kalmayı yeğleyen bu muhalefet anlayışının temel yaklaşım olarak -geçerliliği hayli şüpheli- ülkemizdeki seçmen çoğunluğunun muhafazakâr olduğu gibi bir ön kabule dayandığını biliyoruz.

Bu ön kabul doğrultusunda siyasal İslamcı-muhafazakâr kesime şirin görünme çabaları, beraberinde AKP’nin Cumhuriyeti dönüştürme çabasına karşı muhalefette etkin bir direnişi örgütlemekten uzak durmayı, adeta Cumhuriyet değerlerinin yıpratılmasına destek vermeyi getirmiştir.

Son dönemde bir kısım AKP artıklarıyla kurulan işbirliği ile adeta Millet İttifakı’nda genel başkan bazında siyasal İslamcıların çoğunlukta görünmesi istenmiş; CHP genel başkanı ve yöneticileri siyasal İslamcılığa yakın bir söylem benimsemiş, siyasal İslamcılığın kurucularından olan Necmettin Erbakan’a övgü düzmekte yarışa girilmiş, laikliği zayıflatmak bir yana, yerle bir edecek tüm hamlelere karşı ısrarla sessiz kalınmıştır.

Esas sorumluluk konusu

Bu şirin görünme çabasının, bu siyaset anlayışının aritmetik anlamda siyaseten bir başarı getirmediği ortada olduğu gibi; esas sorumlu olduğu konu Cumhuriyetin dönüştürülmesi konusundaki saldırılara karşı etkin bir muhalefet örgütlememesi, sessiz kalmayı, hatta çoğu zaman utangaç biçimde destek vermeyi seçmesi, bugün itibarıyla büyük oranda değerleri, kurumları, zenginlikleri, amaçları yok edilmiş, doğrultusu ters çevrilmiş bir Cumhuriyet tablosu ortaya çıkarmasıdır. Dolayısıyla CHP genel başkanı ve ekibi her şeyden önce ideolojik savrulmanın ve sonuçlarının hesabını vermek zorundadır.

Murat Fatih Ülkü

Yazarın Son Yazıları

İran Savaşı ve Amiral Mahan - Nejat Eslen

“Tarih, denizlere hâkim olan ulusların dünyaya da hâkim olduğunu gösteren sessiz tanıktır.”

Devamını Oku
14.04.2026
İKİZKÖY: Bir memleket direnişi - Kaan Eroğuz

Sermayenin sınırsız kâr elde etme arayışı, insanlığın tüm yaşam alanlarının piyasaya açılmasına, maddi veya gayri-maddi tüm değerlerin metalaşmasına ve şirketler tarafından kamu kaynaklarının istila edilip yok edilmesine yol açar.

Devamını Oku
14.04.2026
İnsansız savaş! - Abdurrahman Bayramoğlu

ABD’nin İran’a saldırısı karşısında dünyanın üç maymunu oynaması, özellikle Birleşmiş Milletler (BM) teşkilatının ortadan kaybolması, insanlığın geleceği adına oldukça kaygı verici.

Devamını Oku
13.04.2026
Cumhuriyetçi devlet adamı - Hamdi Yaver Aktan

Hukuksuz soruşturmaların sürdüğü bir sırada, bir televizyon kanalında Cumhuriyet gazetesindeki makaleye gönderme yaptığını ve gazeteyi de izleyicilere gösterdiğini bir dostum iletmişti.

Devamını Oku
13.04.2026
Tarihin tekerrürü nereye kadar? - Av. Cem Alptekin

Türkiye’nin en çağdaş anayasasına zemin hazırlayacak olan 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesine giden süreçte, iktidardaki Demokrat Parti’nin siyasal ve toplumsal muhalefet üzerindeki baskısını, Meclis’teki çoğunluğunu ve yargıyı da kullanarak CHP’yi kapatma noktasına taşıdığı günlerden bugüne bakınca tarihin bir anlamda tekerrür ettiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Devamını Oku
11.04.2026
Bana kim ‘üstadım’ diyecek! - Hamdi Yaver Aktan

Yaklaşık 20 yıl olmuş; “üstadım” diyordu. Üstat kendisiydi.

Devamını Oku
09.04.2026