Bosna-Hersek’te yargı krizi - Prof. Dr. Göktürk TÜYSÜZOĞLU
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Bosna-Hersek’te yargı krizi - Prof. Dr. Göktürk TÜYSÜZOĞLU

13.01.2024 03:00
Güncellenme:
Takip Et:

Anayasa Mahkemesi ile Yargıtay arasındaki uzlaşmazlığın kurumsal bir krize dönüştüğü bir dönemde, Türkiye’nin yakın tarihsel ve kültürel bağlarının bulunduğu Bosna-Hersek’te de Anayasa Mahkemesi’ni ilgilendiren bir sorun yaşanmaktadır. 

Anayasa Mahkemesi’ndeki son Sırp hâkimin, Bosna Sırp Cumhuriyeti lideri Milorad Dodik’in baskısıyla emekli olması sonrası mahkemede Sırpları temsil eden üye kalmadı (normalde iki Sırp üye olmalı). Dodik, mahkemedeki üç uluslararası hâkim görevden alınmadığı sürece Anayasa Mahkemesi’ne üye yollamayacaklarını açıkladı. Ülkede savaşı durdurup mevcut idari yapıyı kurgulayan Dayton Antlaşması’na göre mahkemenin dokuz üyesinin üçü yabancılardan oluşuyor. İki Sırp üyenin yanı sıra, dört üye (hâkim) de Bosna-Hersek Federasyonu’ndan (Boşnak ve Hırvat) seçiliyor. Karar alınabilmesi için de en az beş üye olması bir gereklilik. 

Hırvatların mahkemeye göndermek istediği yeni üyeye de Boşnaklar karşı olduğu için işler iyice karıştı. Zira mahkemede toplam altı üye kalmış durumda. Sırp üye olmadan zaten ülkenin birliğini yansıtan üçlü yapı bozulmuş oluyor. Bu yönüyle, durum sürdürülebilir olmaktan çıkmış gibi görünüyor. Bu durum, Dodik’in mahkemeyi itibarsızlaştırma adımını da kolaylaştırıyor. Zira Dodik, anayasaya aykırı olarak, entite (federe yapı) düzeyindeki taşınmaz malların o entiteye ait olduğu yönünde bir kararı uygulamak istiyor. Oysa Federal Anayasa Mahkemesi’nin belirttiği üzere, taşınmaz mallar entitelere değil federal hükümete ait. Entiteler ise bu taşınmaz malların mülkiyetine değil işletme hakkına sahiptir. 

Dodik ise bu kararı reddediyor ve hem anayasa mahkemesini fiilen tanımama yönünde hamle yaparken hem de mahkemeye yeni bir jüri gönderilmesini engelliyor. Hatta mahkemenin kararı uygulanırsa bağımsızlık ilan edeceğini dahi açıkladı. Dodik’in, Bosna-Hersek Anayasa Mahkemesi’ni fiilen tanımama yönünde attığı adımlara paralel olarak “Federal Seçim Komisyonu”na paralel bir Bosna-Sırp Cum. Seçim Komisyonu kurma ve entitede yapılacak seçimlerin kontrolünü buraya aktarma fikri de ayrılıkçı olduğu kadar, “yüksek temsilci”yi sıkıştırmaya ve AB’yi Kosova’nın yanı sıra Bosna’yla sürekli meşgul olmak zorunda bırakmaya dönük bir strateji. Bu hem Sarajevo’nun AB’nin yanı sıra NATO üyelik umudunu erteliyor hem de Sırpları (hem Bosna’da hem de Kosova’da) memnun etmeyecek bir adımın atılamayacağını göstermeyi amaçlıyor. 

Sırbistan lideri Vucic’le ilişki kurulsa da bu onun daha ılımlı olduğunu söyleyebileceğimiz (AB üyelik beklentisi ciddi bir etken) çizgisinden daha ileri bir popülizm ve Moskova dostluğu yansıması. Yüksek Temsilci Schmidt’i ve AB’yi (Dodik’e yaptırım uygulayan ABD de dahil) rahatsız etmeye ve Bosna’yı karıştırmaya dönük bu hamle tipik bir popülizm örneği olduğu kadar, aynı zamanda Dodik üzerinden Moskova’nın Balkanlar’a uzanan “görünmez” elini de anımsatıyor. 

PROF. DR. GÖKTÜRK TÜYSÜZOĞLU

GİRESUN ÜNİVERSİTESİ ULUSLARARASI İLİŞKİLER BÖLÜMÜ

Yazarın Son Yazıları

Kente değer katan yönetim anlayışı - Melih Yıldız

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte, kültür sanat etkinliklerinin afişlerini her yerde görmeye başladık; festivallerin, konserlerin, kitap fuarlarının, dinletilerin...

Devamını Oku
27.06.2026
Futbol baştan kokar - Meriç Erdağlı

2026 FIFA Dünya Kupası’ndan hezimetle ayrılan Türk milli futbol takımı, vatandaşların beklentilerini yerine getiremedi.

Devamını Oku
26.06.2026
Muhalefetin kanun yoluyla yeniden tanzimi - Su Erbaş

Çağdaş otoriterleşmenin ayırt edici özelliği, açık baskı yerine kurumların hukuk diliyle araçsallaştırılmasıdır

Devamını Oku
26.06.2026
Kamu hukukunun lağv edilmesi - Doğan Erkan

Ana muhalefet partisinin olağan genel kurul organında seçilen meşru yönetim ve merkez organlarının, Türkiye siyasal partiler tarihinde eşi görülmemiş bir biçimde asliye mahkemesinin istinaf hâkimleri eliyle mutlak butlan ve tedbir uygulamasıyla görevlerinden el çektirildiği, bu Kafkaesk “yargısal” kararın siyasallaşmış kolluk marifetiyle uygulandığı bir evreyi şaşırarak gözlemliyoruz.

Devamını Oku
25.06.2026
Dünya Denizciler Günü - Hakan Ercan

Uygarlık tarihi büyük ölçüde nehirlerin ve denizlerin tarihi olarak da değerlendirilebilir.

Devamını Oku
25.06.2026
Türkiye’nin engebeli yolu - Erol Ertuğrul

DEM Parti yöneticileri sözde barış süreci ile ilgili, terör örgütü üyelerinin bağışlanmaları amacıyla bir yasa çıkmasını bekliyorlar.

Devamını Oku
24.06.2026