Olaylar Ve Görüşler

Çöken yargıyı ayağa kaldıralım

28 Aralık 2018 Cuma

AKP iktidarının hukukla oynaması ve tarihi gelişimi tersine çevirmeye çabalaması boşunadır. 15 Temmuz kalkışmasından sonra binlerce savcı ve yargıç meslekten atıldı, mülakatla AKP’nin adamları yerleştirilmiştir

Adliyelerde ki mahkeme salonlarında yargıç kürsüsünün hemen arkasında “Adalet mülkün temelidir” yazar. Bu sözün anlamı devletin temeli adalet demektir. Anayasamıza göre yargıya kimse emir ve talimat veremez. Bu sözü 16 yıllık AKP iktidarından daha sık tekrarlayan başka bir iktidar hatırlamıyorum. “Bağımsız yargı” ve “Bizim yargıya emir ve talimat vermemiz söz konusu olamaz sözlerini” acaba neden sürekli bunlardan duyuyoruz?
AKP ortağı FETÖ ile bir olup yakın zamanda yargıyı kullanarak Türk ordusuna kumpas kurmadı mı? Genelkurmay başkanını terör örgütü üyesi olmakla suçlayıp içeri atmadı mı? Yüzlerce generale ağır cezaları bu yargı verdi. Bütün bunlar olurken yargının bağımsız olduğunu iddia etmediler mi? Rahip Bronson’ın tahliyesi üzerine Amerika başkanı Trump’ın bağımsız Türk yargısı yerine Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür etmesinin ne anlama geldiğini düşünmemiz gerekir.

FETÖ terör örgütü
Tarihi gelişim daima insanlardan yanadır. İnsanların gelişmesiyle birlikte insanlar arasında ilişkileri düzenleyen hukuk kuralları da değişmiş ve gelişmiştir. Kimse tarihi gelişimi durduramaz. AKP iktidarının hukukla oynaması ve tarihi gelişimi tersine çevirmeye çabalaması boşunadır. 15 Temmuz kalkışmasından sonra binlerce savcı ve yargıç meslekten atıldı. Kumpas tezgâhını kuranlar yurtdışına kaçırıldı. Ergenekon terör örgütünün yerini, Fetö terör örgütü aldı. Ergenekon kumpasıyla tecrübe kazanan AKP, muhaliflerini yok etmek için şimdi Fetö taktiğini bağımsız yargı (!) eliyle uyguluyor.
Yargı, 2010 yılında yapılan anayasa değişikliği ile çöküşe geçmiştir. Anayasada yapılan değişikliklerle hâkimler ve savcılar yürütmenin emrine girmiş ve adliye saraylarında (!) adaletin zerresi kalmamıştır. Yargı Fetö ’nün adamlarından temizlenmiş, onların yerine, mülakatla AKP’nin adamları yerleştirilmiştir. Elli yıllık bir hukukçu olarak bu satırları üzülerek yazıyorum ama ne yazık ki bu gerçek.
Devletin temeli olan adalet, taraflı ve bağımlı yargı eliyle bilinçli olarak çökertilmektedir. Cumhuriyet ve Sözcü gazetesi yazarları bağımlı ve taraflı yargı eliyle susturulmak istenmektedir. Devleti ayakta tutan dört ana ayaktan biri yargıdır. Anayasamızda yazan Türkiye Cumhuriyeti, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir ilkesi ne yazık ki ayaklar altına alınmıştır. Bu saatten sonra kimse çıkıp da “Bağımsız yargı” veya “Bizim yargıya emir ve talimat vermemizi kimse bizden beklemesin” gibi açıklamalar yapmasın çünkü gülünç oluyorlar. Hukukun olmadığı yerde adalet olur mu? Adliyelerde neden Adalet Nöbeti tutuluyor düşünen var mı? Artık sağır sultan bile duymuştur ki yargı, saraydan emir almakta ve saray ne isterse onu yapmaktadır. Unutmayalım ki yargı çökerse devlette çöker.

Yargıya güven
Türkiye Cumhuriyeti’nin bu coğrafyada varlığını sürdürebilmesi, çöken yargıyı tekrar ayağa kaldırmakla, adliye binalarında adaletin herkese eşit şekilde dağıtılmasını sağlamakla mümkündür. Yargı, yürütmenin güdümünden kurtulursa kısa zamanda kendi mecrasına dönecektir. Yüzde otuzların altına gerilemiş olan halkın yargıya olan güveni yeniden yükselişe geçecektir. Yargıya güven yasaları değiştirmekle sağlanamaz.
Yargıya güven, yürütmenin yargının üzerinden elini çekmesiyle, yani yargının yürütmeden bağımsız olmasıyla sağlanır. Yapılması gereken çok basittir. Yürütme yargının üzerinden elini çekmeli, yargı tam bağımsız olmalıdır. Yargıçların mesleğe alınması, meslekte yükselmesi, tayin ve terfileri HSK tarafından yapılmalıdır. Yargıç güvencesi getirilmelidir. Yargıç, hukuk bilgisine ve vicdanına göre karar vermeli ve verdiği karardan dolayı başıma bir felaket gelir mi diye korkmamalıdır. Kısaca yargıçlar, adli yılın açılışında saraya gitmeye mecbur kalmamalı ve cüppesini iliklemek için düğme aramak zorunda bırakılmamalıdır.  

Av. EROL TÜRK


Yazarın Son Yazıları