Devletler ve laik kalabilmek
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Devletler ve laik kalabilmek

14.01.2020 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Remzi Çetin

Akademisyen

Türkiye Cumhuriyeti, birdenbire ya da tesadüf eseri ortaya çıkan bir devlet olmadığı gibi, sonradan ya da masa başında yaratılan suni bir devlet hiç değildir. Zorlu ve zahmetli bir savaşım sonunda kurulan ve bunu takiben Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde gerçekleştirilen devrimler neticesinde modern dünyada yerini alan laik bir ulus devlettir. Son Türk devletinin kurulduğu Anadolu coğrafyası incelendiğinde, burada kurulan devletlerin hem şanslı hem de riskli olduğu söylenebilir. Şanslılar; çünkü Anadolu Yarımadası gibi verimli ve jeopolitik-jeostratejik açıdan zenginlik ve çeşitlilik gösteren bir arazi üzerinde var olmak için ekonomik güç ve kaynak bolluğu söz konusudur. Risklidir; çünkü bu topraklarda, devletin devamını ve bağımsızlığını sağlamak için milletinizle tam bir uyum içinde askeri gücünüzü de pekiştirerek yaşamanız gerekir. Öyle ki Türkiye Cumhuriyetine Kanada kıyıları ne de Benelüks coğrafyası gibi sorunsuz bir coğrafyada yer almaktadır. Yüzlerce yıldır, sorunlar yumağı haline gelen ihtilaflı bir coğrafyada bulunmasının yanında, çatışma potansiyeli yüksek bölgelerin, birbirlerine en çok yaklaştığı kesişim noktalarında (Ortadoğu, Doğu Akdeniz ve Kafkaslar) yer almaktadır.

Geçmişten ders almak

Türkiye Cumhuriyeti, binlerce yıllık zenginliğin ve yüzlerce devletin kurulduğu bir “devletler mezarlığı”nın üzerine inşa edilmiştir. Bu topraklar, Hattilerin, Hititlerin, Roma’nın, Bizans’ın, Selçukluların, Osmanlıların ve adlarını buraya yazamayacağımız yüzlercesinin kurulup yıkıldıkları bir coğrafyadır. 1923’te Cumhuriyeti kuran kadrolar, daha önce bu topraklarda kurulan devletlerin nitelikleri, dönemleri ve yıkılış süreçlerini çok iyi okudukları için, 20. yüzyılın ilkyarısına uygun -ki tarım toplumlarının çöküşünün tescillendiği yüzyıldır bir modern ulus devlet ortaya çıkarmışlardır. Cumhuriyeti kuran kadrolar, hem de okuma-yazma oranının -en iyimser haliyle- yüzde 20 olduğu bir topluma; kadın hakları, modern eğitim anlayışı gibi birçok alanda gerçekleştirilen laik değerler temelindeki yenilik ve devrimleri sunarak bunu başardılar. 

Gazetemiz Cumhuriyet’te, 13 Haziran 2019 tarihli laiklikle ilgili yazımda vurguladığım gibi, Atatürk’ün sadece çağcıl değil; çağının ilerisini de çok iyi okuyabilen bir lider olduğunun kanıtlarından biri de laiklik ise eğer, ülkemizi çevreleyen coğrafyanın geçmişten günümüze, içerisinde bulunduğu duruma tanık oldukça laikliğin sadece din-devlet işlerini birbirinden ayırma gibi basit bir tanımla açıklanamayacağı, laikliği bir yaşam biçimi haline getiren ve aynı doğrultuda demokratik değerler etrafında olgunlaşan bir toplumun; “hoşgörü”, “adalet”, “özgürlük”, “bir arada yaşama” gibi koşullarının, söz konusu toplumun ve onu oluşturan laik devlet anlayışının öncülleri olduğu unutulmamalıdır. Bu coğrafyada “devlet olabilmek” zordur. Bu devleti, bölgedeki diğer devletlerden farklı gösteren ve onu özgün bir niteliğe bürüyen laik devlet yapısına karşı girişilecek herhangi bir hareketin, toplumun tümünü olumsuz etkileyebileceği akıldan çıkarılmamalıdır. Cumhuriyet tarihimiz bunun sayısız örnekleriyle doludur. 

Tarihi uyarı

Atatürk ve arkadaşları, Cumhuriyeti öyle sağlam temellere inşa etmişler ki içeriden ve dışarıdan onca saldırıya maruz kalsa da Cumhuriyet ve Cumhuriyetin kurumları, ona gönül veren evlatları sayesinde dimdik ayaktadır. 15 Temmuz darbe kalkışması sonrasında, laik Cumhuriyet’in özellikle kurumları ve Ergenekon ve Balyoz gibi hukuk dışılığı bizzat adalet tarafından da tescillenen kumpaslarla savrulan bu ülkenin gerçek yurtseverleri, yıllardır Cumhuriyetin kurumlarını ele geçirmek isteyen hiziplere karşı takdir edilecek boyutta direnç göstermiş ve laikliğin önemini, cesur bir duruşla laiklik karşıtı kesimlere de hatırlatmışlardır.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin laik niteliğinden rahatsızlık duyan kesimlerin akıllarından çıkarmamaları gereken yegâne nokta; bu ülkenin genlerine dek işlemiş, toplumun her yurttaşı ve özellikle kadınların lehine olacak biçimde laik değerlerin kabul gördüğü ve bu ülkenin başat değerleri arasında yer alan laiklikle barışılmadıkça kendi çocuklarımızın, geleceğimizin ve güvenliğimizin tam olarak sağlanamayacağıdır. Laiklikten taraf olanların bilmesi gereken; Atatürk, “kişi kültü”ne dayanan bir devlet ve toplum değil; “kurumlar” üzerine inşa ettiği laik bir Cumhuriyet kurmuştur. Laikliği, öyle söküp atmak ve toplumun önüne “oldu bitti”yle getirmek kolay olmadığı gibi, devletler mezarlığındaki birçok “tarikat-medrese kafası” anlayışının nelere mal olduğunu da bu ülkenin yurttaşlarının ayırt etme yetisine ve vicdanlarına bırakıyoruz.

Laiklik, devlet ve toplum karakterlerinin her ikisinde “aynı anda” geriye gidişle “tehlikeye” girer. Bugün, Türkiye toplumunda “laikliği yok edelim” gibi bir amacın, 21. yüzyıla ayak uydurmaya çalışan Türkiye için bir intihar olacağını anımsatmamıza gerek yok sanırım. Laikliği, öncelikle, tüzel bir kişilik olan devlet ve devlet aygıtları değil, toplumun ta kendisi güçlü bir şekilde koruduğu sürece tehlike en aza indirilebilir, ancak yaşadığımız devletler mezarlığında laiklik söz konusu olduğunda, “tehlikenin çanları ve sınırları”nı, yani iki kırmızı çizgimiz olan bölünmezlik ve laikliği, aklımıza getirdiğimizde, eski Amerikan başkanlarından Abraham Lincoln’ün, “Hiçbir tehlikenin olmayacağını düşünmek, gerçekten çok tehlikelidir” sözünü, yine de, zihnimizin bir ucunda tutmayı unutmayalım ve bu devletler mezarlığında laikliğe bugün daha sıkıca sarılalım.

Yazarın Son Yazıları

Karne kimin aynası? - HAMZA KİYE

2025-2026 eğitim öğretim yılında birinci dönem bitti, karneler dağıtılıyor.

Devamını Oku
16.01.2026
Bir çınar daha sonsuzluğa göçtü - MUSTAFA GAZALCI

Doğa yasası gereği, yüreklerimizi yaksa bile Köy Enstitülü çınarlar bir bir ayrılıyor aramızdan.

Devamını Oku
16.01.2026
Devrim Kanunları’ndan yeni müfredata

Bir eğitim-öğretim yılının daha birinci yarıyılı sona ererken Türkiye’de eğitim sistemi pedagojik ve toplumsal açıdan ciddi tartışmaların odağında yer almaya devam etmektedir.

Devamını Oku
15.01.2026
Nâzım Hikmet 124 yaşında

Cumhuriyet gazetesinin 30 Mart 1950 tarihli birinci sayfasında, “Bursa Cezaevi’nde Mahkûmlarla Konuşma” başlıklı röportaj yayımlandı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bütün ülkelerin hukukçuları birleşin! - Ziya Yergök

Dünyanın ve ülkemizin içinden geçtiği süreç adeta hukuksuzluklar sürecine döndü.

Devamını Oku
14.01.2026
Öfke ekonomisi - Mehmet Utku Şentürk

Oxford Sözlüğü’nün 2025 yılı için seçtiği kelime “rage bait” yani “öfke tuzağı” idi.

Devamını Oku
14.01.2026
Eşsiz bir yurtsever: Rauf Denktaş - Doç. Dr. İhsan Tayhani

Henüz 18-19 yaşlarında bir genç olarak Kıbrıs Türkünün özgürlük savaşımına omuz vermeye başlayan ve 88 yıllık yaşamının büyük bölümünü söz konusu savaşıma adayan Rauf Raif Denktaş, salt özverili bir dava adamı değil, omuzladığı savaşımı, bir devlet kurarak taçlandırmış olan çok yönlü bir liderdir.

Devamını Oku
13.01.2026
Roma yanılgısı ve İran - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Mesleğim gereği Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen birçok bilimsel toplantıya katıldım.

Devamını Oku
13.01.2026
Emperyalizm, Venezuela ve demokrasi - Doğan Ergenç

3 Ocak 2026 günü ABD, Venezuela’ya saldırdı ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşini kaçırıp New York’a getirdi.

Devamını Oku
12.01.2026
MESEM ve çocuk işçiliği - Özgür Hüseyin Akış

Sanayi Devrimi’yle birlikte çocuk emeği üretim sürecinde ciddi bir biçimde yer almıştır.

Devamını Oku
12.01.2026
Gündelik distopya ve umudumuz - Olcay Bağır

Distopyaların ilki olmasa da en meşhuru Aldous Huxley’in 1932’de basılan Cesur Yeni Dünya romanıdır.

Devamını Oku
10.01.2026
‘Bir bilen’ - Kadir Serkan Selçuk

Türkiye’de seçmen tercihleri, genel olarak sorgulayarak, araştırarak değil geleneksel-ailevi bağların, yakın çevrenin veya bir lidere duyulan hayranlığın etkisiyle yapılır.

Devamını Oku
10.01.2026
Bir haydut devletin resmi: ABD - Doğu Silahçoğlu

Dünya egemenliğine soyunan ABD; uluslararası hukuka aykırı bir anlayışla ve geçmişteki sabıkasına uygun olarak yeni yılın ilk sabahında Venezuela’da haydutluğa soyundu.

Devamını Oku
09.01.2026
Bitmeyen meşruiyet arayışı - Hande Orhon Özdağ

Erdoğan’ın ABD seyahati sırasında, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Trump’ın Erdoğan’a “ihtiyacı olanı” verdiğini söylemişti...

Devamını Oku
09.01.2026
Sermaye imparatorluğu - Kaan Eroğuz

Tüm dünya yeni yılı Amerikan emperyalizminin Venezüella’ya saldırısı ve devlet başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in bir savaş suçlusu gibi ABD’ye kaçırılması olayıyla karşıladı

Devamını Oku
08.01.2026
Yargı kısıntısı - Suna Türkoğlu

Anayasa Mahkemesi, 16.7.2010 tarihli E:2010/29 K:2010/90 sayılı kararında hukuk devletini “insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, anayasanın ve yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlet” olarak tanımlamıştır.

Devamını Oku
08.01.2026
Türkiye 2026'dan ne bekliyor? - Necdet Adabağ

Ünlü İtalyan şair-yazarı Giacomo Leopardi “Takvim Satıcısı” adlı denemesinde bir yılbaşı öncesinde takvim satıcısına, gelecek yılın nasıl olacağını sorar, sorunun yanıtını beklemeden gelecek yılın yaşadıkları yıldan farklı olmayacağını; acı ve ıstırapların süreceğini, iç ağrılarının dinmeyeceğini söyler.

Devamını Oku
07.01.2026
Venezüella’da ABD darbesi - Hikmet Sami Türk

3 Ocak 2025 sabaha doğru Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle ABD ordusunun özel görev birimi Delta Force timleri tarafından yataklarından alınarak kaçırıldı; ABD’ye yönelik uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizm iddialarıyla yargılanmak üzere New York’a götürüldü.

Devamını Oku
07.01.2026
Liyakat, adalet, açılım: Türkiye masada... - Gani Aşık

“Vatanımız cennet, sofralarımız bereket ve idaremiz merhamet” sloganı ile iktidar olan intikamcı siyasal İslam; foyasının çıkması, yurttaşın bıkması ve devletin kokuşması ile 23 yıllık fetret döneminin sonuna gelmiş görünüyor.

Devamını Oku
07.01.2026
Harita üzerinde mütalaa etmek - Nejat Eslen

Mustafa Kemal Atatürk, “Ben siyasi meseleleri de askeri vaziyetlerde olduğu gibi harita üzerinde mütalaa ederim” demiştir.

Devamını Oku
06.01.2026
Vicdanı altınla değil, hakikatle tartmak - Abdullah Dörtlemez

Atinalı Timon, Shakespeare’in kaleminde cömertliğiyle tanınan, dostlarına servetini açan ama karşılığında nankörlük ve ihanet gören bir karakterdir.

Devamını Oku
06.01.2026
Ayrıştırma mı, bütünlük mü? - Necdet Ersoy

Ülkemizde her düzeyde devlet görevlisi, siyasetçiler ve kanaat önderleri, söylemlerinde toplumun bir bütün olduğunu ifade etmek için yurdumuzdaki bütün etnik grupların isimlerini sayıp sonra da “Biz hepimiz kardeşiz” gibi birlik ifade eden bir söylemi kullanmaktadırlar.

Devamını Oku
04.01.2026
Sahipsiz hayvanlar ve ‘tek sağlık’ - Ülgen Zeki Ok

İnsan sağlığını korumakla birlikte hayvan ve çevre sağlığının da korunması gerektiğine temellenen “tek sağlık” anlayışı, farklı alanlarda, farklı düşünebilen beyinlerin uyum içinde çalışmalarının yarattığı sinerji ile hızla yayılıyor.

Devamını Oku
03.01.2026
Toplumsal çürüme ve mücadele - Coşkun Özdemir

Kaygılar içinde yaşadığımız koca bir yıl geçti.

Devamını Oku
03.01.2026
2026'da Türk ordusu - Cumhur Utku

Filmi geri saralım.

Devamını Oku
02.01.2026
Her şey bizim elimizde - Yüksel Işık

Doğanın yasası bu, bir yılı daha tarihteki yerine yolcu ediyoruz.

Devamını Oku
02.01.2026
Mustafa Necati'yi düşünürken - Mustafa Gazalcı

Her yılbaşı geldiğinde gencecik yaşında talihsiz bir biçimde yitirdiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi düşünürüm.

Devamını Oku
01.01.2026
Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Devamını Oku
01.01.2026
Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş - Basri Gürsoy

Türkiye bugün yalnızca bir iktidar değişimi tartışması yaşamamaktadır.

Devamını Oku
31.12.2025
Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025
İyilik biriktirenlerin yolu - Serpil Güleçyüz

Yeni bir yıla, bin bir umutla merhaba derken tartışmaların dayatmaların gölgesinde, bizi biz yapan değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ediyoruz.

Devamını Oku
31.12.2025
Askeri hastanelerin yeniden açılması - Dr. Süleyman Kalman

Sıkça gündeme gelen askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki tartışmalar, yalnızca yönetsel bir düzenleme sorunu değil, görünüşte ani ama belki de “bile bile” yapılmış bir yanlıştan dönmenin ve silinmeye yeltenilmiş Cumhuriyetin sağlık belleği ile kurulan ilişkinin de bir göstergesidir.

Devamını Oku
30.12.2025
Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır.

Devamını Oku
30.12.2025
Yeni bir toplumsal yalnızlık - Dr. Alper Demir

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gerilimler, derinleşen kutuplaşma ve kamusal alanın giderek daralması, artık yalnızca güncel siyasetin değil, toplumsal yapının kendisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.

Devamını Oku
29.12.2025
Yıl biterken... - Erol Ertuğrul

23 yıldır Türkiye hak etmediği acıları yaşıyor.

Devamını Oku
28.12.2025
Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişi: Kızılca Gün - Hüner Tuncer

Birinci Dünya Savaşı sonucunda Osmanlı topraklarını Avrupa devletleri arasında paylaştıran Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında, Mustafa Kemal’in öncelikli düşüncesi, “ulusal birlik” düşüncesiydi.

Devamını Oku
27.12.2025
Su kıtlığına doğru... - İsmail Özcan

Herkesin bildiği üzere yaşadığımız dünyanın insanlar ve tüm canlılar için olmazsa olmaz iki büyük nimetinden biri hava, diğeri sudur.

Devamını Oku
27.12.2025
Devlet geleneği, demokrasi ve vicdan - Halil Sarıgöz

Dün İsmet İnönü’yü aramızdan ayrılışının 52’nci yılında andık..

Devamını Oku
26.12.2025
‘Asgari’ sömürü - Aydın Öncel

Aralık ayının son günlerinde yaşanan “asgari ücret” tartışmalarında gelenek bu yıl da bozulmadı!

Devamını Oku
25.12.2025
İBB davasında yargılama süresi - Hikmet Sami Türk

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) hakkındaki yolsuzluk iddianamesiyle İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 12.12.2025’te başlayan ve ilk duruşmasının 9 Mart 2026 günü yapılmasına karar verilen davada hedeflenen yargılama süresi, mahkeme tarafından en çok 12 yıl 6 ay olarak belirlendi.

Devamını Oku
24.12.2025