Gelişmenin düşmanı: Alışmak - Nusret Ertürk
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Gelişmenin düşmanı: Alışmak - Nusret Ertürk

29.05.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Hastasının elinde bir ilaç gören doktor, sıkı sıkı uyarır: “Sakın onu kullanmayın alışkanlık yapar!” Hasta oralı değildir, bildiğini okur, “Doktor bey, bu ilacı 10 yıldır kullanıyorum. Alışkanlık yaptığını görmedim!” der.

Gelişmenin en büyük düşmanı alışmaktır. Alışmak, kayıtsızlığın kapısıdır. Alışmanın, gözlerini kapatmak kadar uyuşturucu, uyutucu olduğunu çevremizde yaşananlardan görüyoruz. İktidar bastırıyor, günden güne Cumhuriyet kazanımlarının köküne kibrit suyu döküyor! Arkasından ne diyor; “Eski Türkiye yok artık! Alışacaksınız!”

Meydanlara akan yüz binler ne diyor? Alışmayacağız!

Türkiye bu sözü Murat Şeref Baba isimli bir teğmenin telgrafından anımsayacaktır. Dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal, o makamdakine yakışmayacak işler yapıyor, Cumhuriyetin kazanımlarından ödün veriyordu. Örneğin Özal’ı şortla ve ayağında sandaletle asker denetlerken görebilirdiniz.

Genç teğmen M. Şeref Baba, tüm bunları içine sindiremiyordu. 22 Şubat 1990 günü Cumhurbaşkanı Özal’a her cümlesi “alışamadım” ile biten uzun bir telgraf çeker. Orada birçok konuya alışamadığını dile getirir. Bir yerinde şunları yazar: “Yolsuzluğa, yobazlığa alışamadım. (...) Devleti dolandıranlardan hesap soran kamu görevlileri sürülürken, dolandırıcıların kahkahalarıyla mahkeme koridorlarını çınlatmasına alışamadım!”

Kendisine ödül verilmesi gerekirken bu teğmenin başına gelmedik iş kalmadı. Soruşturmalar geçirdi, hapse atıldı M. Şeref Baba. Yasada yeri olmasa da “alışamadım” sözü suç sayıldı! Ancak pes etmedi; hukuk okudu, avukat oldu ve “alışamadım” sözünü bir onur bayrağı gibi taşıdı!

Evimizin önünden geçen cadde üzerinde bir okul, bir de market var. Marketin arkasında bir başka okul bulunuyor. Üç ay kadar önce belediye işçileri geldiler kaldırımdaki kurumuş ağaçları kestiler. Ağaçları çevreleyen betonları kırdılar, öylece bıraktılar. Görür görmez oldukça rahatsız oldum. Sağlıklı bir insanın bile dengeyi sağlayıp geçmesi güç. Ama kaldırım üç aydır öyle duruyor! Oradan günde onlarca kişi gelip geçiyor. Birisi bile o durumdan rahatsız olup bir yetkiliye durumu bildirmedi! Belediyeye durumu ilettim, dolaylı olsa da yapıldı.

Alışmamak için önce görmek, duymak, o durumdan rahatsız olmak gerekiyor.

NUSRET ERTÜRK 

YAZAR

İlgili Konular: #Teğmen

Yazarın Son Yazıları

Futbol baştan kokar - Meriç Erdağlı

2026 FIFA Dünya Kupası’ndan hezimetle ayrılan Türk milli futbol takımı, vatandaşların beklentilerini yerine getiremedi.

Devamını Oku
26.06.2026
Muhalefetin kanun yoluyla yeniden tanzimi - Su Erbaş

Çağdaş otoriterleşmenin ayırt edici özelliği, açık baskı yerine kurumların hukuk diliyle araçsallaştırılmasıdır

Devamını Oku
26.06.2026
Kamu hukukunun lağv edilmesi - Doğan Erkan

Ana muhalefet partisinin olağan genel kurul organında seçilen meşru yönetim ve merkez organlarının, Türkiye siyasal partiler tarihinde eşi görülmemiş bir biçimde asliye mahkemesinin istinaf hâkimleri eliyle mutlak butlan ve tedbir uygulamasıyla görevlerinden el çektirildiği, bu Kafkaesk “yargısal” kararın siyasallaşmış kolluk marifetiyle uygulandığı bir evreyi şaşırarak gözlemliyoruz.

Devamını Oku
25.06.2026
Dünya Denizciler Günü - Hakan Ercan

Uygarlık tarihi büyük ölçüde nehirlerin ve denizlerin tarihi olarak da değerlendirilebilir.

Devamını Oku
25.06.2026
Türkiye’nin engebeli yolu - Erol Ertuğrul

DEM Parti yöneticileri sözde barış süreci ile ilgili, terör örgütü üyelerinin bağışlanmaları amacıyla bir yasa çıkmasını bekliyorlar.

Devamını Oku
24.06.2026
Kimlik siyaseti mi, Cumhuriyet yurttaşlığı mı? - Utku Yapıcı

Son yıllarda popüler kimlik tasarımlarından bir haline gelen yeni Osmanlıcılık, Atatürk’ün Türk milleti tasavvuru ile aynı kategoride bir yaklaşım değil.

Devamını Oku
24.06.2026