Hukuka yeni şablon! - Başar Yaltı
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Hukuka yeni şablon! - Başar Yaltı

19.03.2026 08:59
Güncellenme:
Takip Et:

“Devlet hukuka ancak istediği için, istediği zaman ve istediği kadar boyun eğiyorsa aslında hiç boyun eğmiyordur.” - Leon Duguit

Olmasını hep isteriz ama devletin hukuka boyun eğdiği kabulü bir yanılsamadır. Çünkü hukuk, iktidarların görünen yüzü, bir bakıma hâkim ideolojinin maskesidir. İktidarı kullanan egemen güç topluma nasıl görünmek istiyorsa ona uygun maske kullanır. Ama bizler hukukun üstünlüğüne ve hukukun, devlet dahil herkesi bağladığına kendimizi inandırmışızdır. Bu elbette rahatlatıcı bir duygudur, ancak devlet, arada bir uysal olmayan yurttaşlarına dişlerini göstermekten geri durmaz.

Bilindiği üzere, zaman içinde güçlenen burjuvazi, Sanayi Devrimi’yle birlikte feodal düzeni yıkıp ulus devletlere giden yolu açtı. Feodal düzen ortadan kalkınca eski hukuk düzeni de yıkılarak yeni bir hukuk düzenine geçildi. Böylece, hukuk düzeninin öznesi olarak “yurttaş” kavramı ortaya çıktı. Bu çerçevede temel yurttaşlık haklarının varlığı ve tanınması gereği doğdu. İnsan hakları bildirileri yayımlandı. İnsan, uluslararası özne haline dahi geldi.

KORUYUCU DEĞİL, ‘ÖNLEYİCİ HUKUK’

Kol gücünden makine gücüne geçtiğimiz, şimdilerde ise zihin gücünü kullandığımız dijital bir çağa evrilmiş bulunuyoruz. Dijital çağ, kendi hukuk düzeninin arayışı içinde. Bu bulanık dönemde, burjuva hukuk düzeninin tüm dünyada bocaladığı, hümanist özelliğini yitirdiği, kendisine yeni bir yüz aradığı görülüyor. Şimdilerde, iktidarlarca türetilmiş iç ve dış “güvenlik” ihtiyacı öne sürülerek hukuka yeni bir şekil veriliyor. Böylece “koruyucu hukuk” düzeninden “önleyici hukuk” düzenine geçmiş oluyoruz. 

Uzunca bir süreden beri, önleyici hukuk düzeninin en hevesli uygulayıcıları arasında ülkemiz de bulunuyor. Oysa alıştığımız şablona göre hukuk, üç temel ilkeden oluşuyordu: Adalet, özgürlük ve eşitlik.

Bu üç temel ilkeye dayalı hukuk düzeninin genel tablosunu ise;

•Kurallara (yasaya) bağlı olarak yürütülen anayasal sistem,

•Sistemi yürütmek üzere seçilmiş yöneticiler ile objektif, rasyonel bir bürokrasi,

•Sistemin güvencesi bağımsız ve tarafsız yargı biçimlendiriyordu.

Sonuçta insanların, doğuştan, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip oldukları anayasalara yazıldı. Keyfi uygulamalara karşı adil yargılanma hakkı tanındı. Bu hakkın özü olarak da silahların eşitliği ilkesi kabul edildi.

Alıştığımız hukuk düzeninin genel şablonu kabaca böyle. Bu şablonu oluşturan ayrıntılar ise ceza yargılaması kurallarının yer aldığı yasada (CMK) düzenlenmiş durumda.

HUKUK KURBAN EDİLİYOR

Oysa bu günlerde, akıllarda yer etmiş şablona pek uymayan, Ortadoğu’daki savaşın gölgesinde kalan, ortaçağ uygulamalarının günümüz versiyonu bir yargılama sahneleniyor Silivri yöresinde. Hukukun, siyaset mühendisliğine kurban edildiği, incelikten yoksun, ilkel senaryosuyla, kaba bir tiyatro oyunudur bu.

Hukuka giydirilen bu yeni şablonda ne yazık ki özgürlük yok, eşitlik yok, hakkaniyet yok, vicdan yok ve doğal olarak adalet yok. Peki neler var?

Koruyucu “devlet baba” yok, yurttaşından kuşku duyan, yurttaşı potansiyel “düşman” olarak gören devlet var.

Anayasayı, yasaları uygulamak yok, olabildiğince esnetmek, hatta yok saymak var. Seçimlerde demokratik yarış yok, “tek adama” rakip olası siyasal figürleri saf dışı bırakmak için yargıyı kullanmak var.

Tarafsızlık yok, siyasal kayırma ve yandaşlık var.

Doğal yargıç yok, atanmış, memur yargıç var.

Özgür yorum yok, “durumdan vazife çıkarmak” var.

Gerçek delil yok, uydurulmuş delillerle suçlama var.

Açıklık, belirlilik, standart yok, keyfilik ve gizlilik var.

Savunmaya söz hakkı yok, savunmayı yok sayma var.

Avukata bilgi ve belge verme yok, yandaş basına bilgi sızdırma var.

Kimliği belli tanık yok, gizli tanık var.

Masumiyet karinesi, “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi yok, cezayı önceden çektirme kurnazlığı var.

Özetle hukukun; tarihten, felsefeden, yaşananlardan türetilmiş ilkeleri yok, iktidarın çıkarına hizmet eden kuralları var.

Yaşadıklarımız, iktidarın hukuka yeni bir şablon biçtiğini gösteriyor. İktidar, hukukun, yüzyıllar boyunca birikmiş temel ilkeleriyle oynayarak hukukun üstünlüğüne olan toplumsal inancı sarsmış durumda. Çünkü bu kadar “yok” arasında, toplumda hukuka ve yargıya güven de yok.

Hangi çağa evrilmiş olursak olalım, adalet isteği vazgeçilmeyecek doğal bir reflekstir. Kendi iç ahlakını yitiren yeni hukukun adalet üretemeyeceği artık herkesçe görülüyor. Bu nedenle yurttaş kendi hukukunu, adaleti arıyor. Yeni hukuk düzeninin yargıçları, adaletsizliği görme yeteneklerini ve adil karar verme cesaretlerini büyük ölçüde yitirdiğinden adalet ufukta gözükmüyor. Oysa hiçbir yargıç, iyi bir insandan daha kötü olamaz. Yargıcın böyle bir hakkı yoktur.

Av. Dr. Başar YALTI

İlgili Konular: #Adalet #Hukuk

Yazarın Son Yazıları

Aklın sınırları ve dünyanın kaderi - Cengiz Kuday

Aklın sınırları ve dünyanın kaderi - Cengiz Kuday

Devamını Oku
19.03.2026
Hukuka yeni şablon! - Başar Yaltı

Hukuka yeni şablon! - Başar Yaltı

Devamını Oku
19.03.2026
Kurtuluş Savaşı’mızın önsözü... - Erol Ertuğrul

Ünlü sözdür, “Cumhuriyeti sokakta bulmadık”.

Devamını Oku
18.03.2026
18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi - Hüner Tuncer

Çanakkale Boğazı’nda 19 Şubat-18 Mart 1915 tarihlerinde yaşanan Deniz Savaşları, Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin kazandığı muharebelerin başında gelir hiç kuşkusuz!

Devamını Oku
18.03.2026
Türkçe bilinci ve bağımsızlık marşımız - Mustafa Gazalcı

Yıl 1967...

Devamını Oku
17.03.2026
Türkiye’de motokuryelerin sorunları - Berna Özgül

Pandemi döneminin tetiklediği e-ticaret patlamasıyla birlikte motokuryelik, Türkiye’de hızla büyüyen ve milyonlarca insanı barındıran bir sektöre dönüştü.

Devamını Oku
17.03.2026
Memura da ‘eşel mobil’ uygulanmalı - Güven Nazmi Demiralp

Bilindiği üzere, İran-ABD-İsrail Savaşı nedeniyle petrol fiyatları hızlı bir yükseliş göstermiş, bu da ister istemez akaryakıt pompa fiyatları üzerinde bir artış baskısı oluşturmuştur.

Devamını Oku
16.03.2026
Hürmüz Boğazı ve süregelen emperyalizm - Salih Özbaran

Yazıya başlarken trajik iki anımsatma yapalım.

Devamını Oku
16.03.2026
Bir hukuk ilkesi, bir iktidar portresi: Malum in se - Esat Aydın

Bir hukuk ilkesi, bir iktidar portresi: Malum in se - Esat Aydın

Devamını Oku
15.03.2026
Cumhuriyetin sağlık vizyonundan piyasalaşmaya - Gamze Burcu Gül

Her yıl “Tıp Bayramı” olarak kutladığımız 14 Mart, bir meslek gününden ibaret değildir; aynı zamanda güçlü bir tarihsel semboldür.

Devamını Oku
14.03.2026
Andımız neyin pusulasıydı? - Yener Oruç

Gün geçtikçe suça bulaşan çocuk sayısı, çocuk çeteleri artıyor.

Devamını Oku
14.03.2026
Yoksulluk sorunu ve Marie Antoinette sendromu - Prof. Dr. Mehmet Tomanbay

TÜİK aralık ayı enflasyonunu yüzde 0.89, 2026 yılı ocak enflasyonunu yüzde 4.84 ve 3 Mart 2026 günü de şubat ayı enflasyonunu yüzde 2.97 olarak açıkladı.

Devamını Oku
13.03.2026
Vatan - emek - Cumhuriyet - Kaan Eroğuz

İnsanlığın, önüne ancak çözebileceği sorunları koyabileceği Marx’ın “Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı” isimli eserinden bu yana tekrarlanan bir tespittir.

Devamını Oku
12.03.2026
Dünya düzeni öldü mü? - İlker Başbuğ

3-15 Şubat 2026 tarihleri arasında toplanan Münih Güvenlik Konferansı’na katılan liderlerin çoğu, 1945 sonrası dünya düzeninin öldüğünü ilan etti.

Devamını Oku
12.03.2026
Üretim araçları sendikanın olursa - Engin Ünsal

İşçi sendikalarının temel görevi işveren karşısında güçsüz olan işçi sınıfına güvenli bir çalışma ortamı ve üretimden hakça bir pay sağlamaktır.

Devamını Oku
11.03.2026
Yapay zekâ nereye bağlanır? - Tayfun İşbilen

Bir yapay zekâ aracına “Bana bir paragraf yaz” dediğimizde ekranda beliren cümleler sanki “bulut” denen o belirsizlikten kendiliğinden süzülüp geliyormuş gibi görünüyor.

Devamını Oku
11.03.2026
Öncelikle Mavi Vatan’da sondaj - Hikmet Sami Türk

Yeni derin deniz sondaj gemimiz Çağrı Bey, 15 Şubat’tan bu yana petrol ve doğalgaz aramak amacıyla Somali’ye gitmek için yolda.

Devamını Oku
10.03.2026
Cumhuriyet’in bekası, ekonomi ve ‘kararsızlar’ - Sıtkı Ergüney

Kamuoyu araştırmaları, her üç seçmenden birinin yaklaşan genel seçimde oy vermeyi düşündüğü partiyi henüz belirleyemediğini gösteriyor.

Devamını Oku
10.03.2026
Cinsiyetçi düzen - M. Jülide Kızıltepe

Kadına yönelik şiddet, yalnızca bireysel patolojilerin değil, esasen toplumsal, kültürel ve kurumsal yapıların ürettiği ve yeniden ürettiği çok katmanlı bir sorun.

Devamını Oku
09.03.2026
Acının nesnesi değil, hayatın öznesi - Banu Tozluyurt

Dün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ydü.

Devamını Oku
09.03.2026
Eşitlik için mor, yeşil ve kamucu dönüşüm - Aylin Nazlıaka

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü yalnızca bir anma günü değildir; eşitsizliğe, sömürüye, şiddete ve görünmez kılınan kadın emeğine karşı verilen tarihi direnişin adıdır.

Devamını Oku
07.03.2026
İklim değişikliği ve antimikrobiyal direnç - Prof. Dr. Bekir S. Kocazeybek

Dünyada son yıllarda insan yaşamını tehdit eden faktörlerden en önemli ikisi olarak iklim değişikliği ve antimikrobiyal direnç (AMD, bakterilerin antibiyotiklere karşı gösterdiği direnç) sayılabilir.

Devamını Oku
06.03.2026
Okulda bıçak, toplumda çöküş - Levent Nayki

İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde bir öğrencinin bıçaklı saldırısı sonucu biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik’in yaşamını yitirmesi, bir başka öğretmenin ve öğrencinin yaralanması, artık münferit bir “asayiş haberi” olarak geçiştirilemez. Bu olay, eğitim sistemimizin içine sürüklendiği büyük kırılmanın çarpıcı bir göstergesidir.

Devamını Oku
06.03.2026
Hürmüz Boğazı: Küresel enerjinin şah damarı - Can Erenoğlu

Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin en hassas Stratejik Dar Geçidi-Chokepoint olarak bilinir.

Devamını Oku
05.03.2026
‘Çocuklara kıymayın efendiler’ - Ziya Yergök

Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre, “18 yaşına kadar her insan çocuk sayılır.

Devamını Oku
05.03.2026
Susmayanlar İçin Bir Soru: Gerçekten Nedir Bu "İç Cephe"? - Murat Emir

Türk siyasetinin diline pelesenk olan, her kriz anında can simidi gibi sarılınan sihirli bir kavram oldu “İç cephenin tahkimi.”

Devamını Oku
05.03.2026
Avrupa zor durumda - Nejat Eslen

13-15 Şubat tarihleri arasında düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı, Avrupalılar için yeni ve zorlu bir sürecin başlangıcı oldu.

Devamını Oku
04.03.2026
Köprü geliri satışı ve Osmanlı örneği - Selim Soydemir

Son zamanlarda boğaz köprülerinin ve bazı otoyolların özelleştirilmesi (işletme hakkının devri) bir kez daha gündeme getirilmiştir.

Devamını Oku
04.03.2026
Toplumlar neden korumasız kalır? - İbrahim Çakmanus

Türkiye’de demokratik siyasal ve toplumsal muhalefet Tayyip Erdoğan iktidarı tarafından yok ediliyor.

Devamını Oku
04.03.2026
3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

Devamını Oku
03.03.2026
ABD-İsrail-İran denklemi ve Türkiye - Doğu Silahçıoğlu

ABD tarafından Ortadoğu’da İran için oluşturulan İsrail destekli geniş tecrit çemberi; son saldırı ile daha da daralmıştır. Bölgede sıcak savaş ihtimali giderek artmaktadır. Türkiye’nin yakın çevresinde oluşan bu resim, onun her üç ülke ile olan ilişkilerinde özenli, dengeli ve tutarlı bir politika izlemesini gerekli kılmaktadır. Bu da ancak; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, büyük önder Atatürk’ün erken Cumhuriyet döneminde belirlediği “dış politika ilkeleri”ne bağlı kalmakla sağlanabilir.

Devamını Oku
02.03.2026
Savaş ve Türkiye’nin sessiz gücü - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Türkiye bugün iki dalganın kesişiminde duruyor: Birincisi, İran–İsrail–ABD geriliminden doğan askeri ve ekonomik sarsıntı; ikincisi, bölgesel kırılganlık arttıkça daha görünür hale gelecek olan su jeopolitiği.

Devamını Oku
02.03.2026
Kabul edilmeyen 1 Mart tezkeresi - Mustafa Özyürek

Abdullah Gül başkanlığındaki AKP hükümeti tarafından, ABD’nin Irak işgalini gerçekleştirmesini garanti altına almak için 1 Mart 2003’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne getirilen tezkere reddedilmişti.

Devamını Oku
01.03.2026
Yitirdiğimiz yalnızca seçim mi? - Aykurt Nuhoğlu

İnşaat Mühendisleri Odası seçimlerini yitirdik.

Devamını Oku
01.03.2026
Ulus devletin vicdan anı - Enis Tütüncü

1 Mart 2003 Tezkeresi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılan sıradan bir oylama değildir.

Devamını Oku
28.02.2026
Laiklik ve dönüştürülen Türkiye - Cengiz Karahan

Milli eğitim bakanı, bütün illere gönderdiği “Maarifin Kalbinde Ramazan” genelgesiyle; anayasada yer alan laiklik ilkesine aykırı davranmıştır.

Devamını Oku
28.02.2026
1 Mart tezkeresi üzerine - Prof. Dr. Mustafa Özyurt

1 Mart 2026 pazar günü 22. dönem CHP milletvekilleri, 1 Mart 2003 gününün 23. yılını kutlamak için, Ankara’da bir araya gelecekler.

Devamını Oku
27.02.2026
Hasan Âli Yücel’in ‘arkadaşı’... - Mustafa Gazalcı

Yedi yıl, 7 ay, 7 gün Milli Eğitim Bakanlığı yapan Hasan Âli Yücel’in eğitim ve kültür yaşamımızdaki hizmetleri saymakla bitmez.

Devamını Oku
26.02.2026
Tercih değil strateji: Eğitimde süreklilik - Burcu Aybat

Anne babaların çocukları için “en iyi” okulu seçmeye çalıştığı karar süreci her zaman heyecan vericidir ancak bugün durum karmaşık.

Devamını Oku
26.02.2026
Muzaffer İlhan Erdost: Baskıya boyun eğmeden ayakta kalan aydın - Mahmut Aslan

Muzaffer İlhan Erdost'u yitirişimiz üzerinden altı yıl geçti.

Devamını Oku
25.02.2026