Olaylar Ve Görüşler

Kızılçamları beklerken - Prof. Dr. Kenan OK

02 Aralık 2021 Perşembe

Ağustosu orman yangınlarının ve sellerin dehşetiyle kapattık. Eylülde dumanlar çekildi, yangınların kararttığı tablo çıktı ortaya. Hatırlarsanız, bu yangın döneminde bazıları, “Bekleyin, burası Akdeniz, yanan sahaların çoğu Kızılçam, kendi kendine yeşillenecektir” demişti. Bu sözleri duyunca hayretle, “orman mühendisliğinde yerelliğin” önemini hatırlamış, “Her yerde mi bekleyelim” diye şaşmış, mühendislere projelendirme öğretmekten sorumlu öğretim üyesi olarak, “Doğa beklemez ki” demiştim. Gerçekten de, eylül, ekim ve son olarak kasım da geldi, geçti. 

Kızılçam tohumları hemen hemen her ay, en fazla temmuz – ekim ayları arası dökülmektedir. Tohumların çimlenme zamanı alçak zonlarda kasım, ortalarda şubat, yüksek zonlarda nisan ayından itibaren başlamaktadır. Çimlenme zamanından önce sahadan çıkılmalıdır. Bunları bilenler kasım ayını tedirgin yaşadı. Birilerinin önerisine uyarak, kozalaklarda saklı tohumla ormanlaştırılmak istenen alanlarda, işler bitirilmeyip beklendiyse, denize yakın yükseltilerde şimdiden vay halimize! Yangının kuruttuğu ağaçlar kesilip, taşınırken, yeni çimlenmiş tohumlar zarar görecek, ziyan olacaktır!

DÖNÜŞÜ ZORDUR

Doğa sonbahar boyunca tohumları çimlenmeye hazırlarken, kış kapıya dayandı. Kendi haline bırakın denilen, özellikle yüksek eğimli yerlerde yağışlar, erozyon başladı, başlayacak! Yağmurla önce küller, sonra toprak akacak. Her geçen gün tohumların çimlenebilmesi, çimlenenin hayata tutunabilmesi için gerekli toprak azalacak. Sığ orman toprağını bir kaybettiniz mi, eski hale dönüş zordur. Kirlenen sular, zarar gören dere ekosistemleri, bozulan yollar, tıkanan menfezler de cabası! İyi orman mühendisleri, eğimli ormanları diğerlerinden ayrı tutar. Bitki örtüsü kalkmışsa, önce toprağı tutacak önlemleri almaya girişir! Beklemez! Yangınlardan beri, nerede, kaç hektar alanda, acilen toprak korumaya alındı acaba? 

Ülkemiz orman mühendislerinin çalışma düzenini herkesin, başka uzmanların bilmemesi, haritalarını, sembollerini okuyamaması doğaldır. Ormanlarımız numaralı bölme ve bölmeciklere ayrılmıştır. Bazı bölmeciklerde Çza1I, Çzb2II, ÇzdBIV gibi kodlar yazılıdır. Çz kızılçamı, a, b, c, d ve e ise gençlik, sırıklık, ... şeklindeki ormanın çağını gösterir. Eklenen B harfi, ağaç tepelerinin alanın yüzde 10’undan azını kaplayabildiğini, 1, 2 ve 3 ise sırasıyla kapalılığın yüzde 11-40, 41-70 ve yüzde 71-100 arasında olduğunu gösterir. Sondaki I, II, .. rakamları ise bonitet (verimlilik) göstergesidir. Kapalılığı ve boniteti düşük alanların tohum miktarına da  çimlenme olasılığına da güven azalır. 

GÜNAH KEÇİSİ

Yani kapalılık ve verimlilik sorunlu yerlerde de beklemenin âlemi yoktur. Bölgeye nakledilebilecek uzaklık ve uygunlukta kozalaklı dal ve tohumun olup olmadığı araştırılmalı ve “çimlenme sezonu” geçmeden serme, ekme işlemi bitmelidir. Tohum takviyesi yapılamayacak yerlerde ise hemen ağaçlandırma sürecinin başlatılması şarttır. Deneyimli orman mühendisleri, tek çarenin ağaçlandırma olduğu yerleri tespit eder, çalışılacak yöre ve yükseltiye uygun fidanlıkları tarar. Bir yandan doğru fidanın tahsisini yaptırırken diğer yandan yetişme ortamını dikime hazırlar. Çevre fidanlıklarda uygun fidan yoksa kamuoyunu memnun edeceğim diye, bulduğu fidanı toprağa sokuşturmaya kalkmaz. Bilir ki dikeceği uyumsuz fidanlar, bu yıl kurumasa bile, ilk ekstrem yılda kuruyacak, yakınlarında genetik kirlilik yapacak, kullandığı emek, zaman vb. kamu kaynakları boşa gidecektir. Ama fidanlıklarda sahaya uygun fidan yok diye de beklemez. Onarılması gereken yere en yakın tohum kaynağını arar, toplama işlerini düzenler, uygun fidanlıklarda ekim yerlerini ayırtır, gerekiyorsa geçici fidanlık kurma sürecini başlatır. 

Acaba, sonbahar boyunca Manavgat veya Marmaris orman işletmelerinin hangi bölgesindeki kaç hektar yanık alanın, çevreden tohum takviyesiyle ormanlaştırılabileceği saptandı? Hangi bölmelerin hemen ağaçlandırılması gerektiğine karar verildi? Hangi bölmeler için, hangi fidanlıkta, kaç tane orijini belli fidan bulunabildi? Nerelerdeki, hangi bölmelerin yanık sahalarına uyum sağlayabilecek fidanı üretmek için, nerelerden tohum toplatıldı, nerelerin geçici fidanlık olmasına karar verildi? Umarım, Akdeniz’in yangına uyumlu kızılçamına güvenip, bu işlerde de beklenmemiştir! 

Birileri, hem doğayı taklit etmeliyiz diyor hem de beklemeyi öneriyor! Doğa bekliyor mu? Kızılçamın gençleştirilmesinde en büyük sorun ottur. Amaç ot gelmeden gençliği sahaya getirmek olmalıdır. Her gelen ot biyolojik çeşitliliğe katkı değildir. Gelen yeşilliği memnuniyetle karşılamak için bile, beklemek değil, bilgiyle izlemek, bilimle değerlendirmek, ardından doğru kararları alıp projelendirerek başarıyla uygulamak gerekir. Sadece biyoloji veya sadece ekolojiyle sınırlı değerlendirme, orman mühendislerinin kurması gereken sürdürülebilirlik için yeterli olamamaktadır. Ne yazık ki, yeterli bütçeyi, araçları, işgücünü bulamadığı, izinleri alamadığı için gördüğü sorunlara, bildiği çözümleri uygulayamayan orman işletmeleri hep olmuştur. 

‘HADİ GARİ!’

Vatandaş, gönüllüleri, bağışları ve tepkileriyle ormanlarını önemsediğini gösterdi. Şimdi, Orman Genel Müdürlüğü, yaptıklarını ve yapamadıklarını gerekçeleriyle topluma anlatmalıdır. Uzmanları, idari bağımsızlığı ve sivilliğiyle dikkat çeken orman fakültelerinin, Orman Mühendisleri Odası’nın, Türkiye Ormancılar Derneği’nin, çevreci vakıfların, haklı gerekçelerle yapılanı, yapılamayanı, olması gerekeni, “yerellik” ilkesine uygun değerlendirmesi, bulgularını kanıtlanabilir göstergelerle kamuyla paylaşması gereklidir. Yangın mağduru sevgili Muğlalıların dediği gibi, hadi gari!

PROF. DR. KENAN OK

İÜ-C ORMAN FAKÜLTESİ


Kaynaklar: Kızılçam, Ormancılık Araştırma Enstitüsü Yayınları, 1987, 182 sayfa.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları