Kuraklık ve iklim değişimi - Mehmet Doğan Üçok
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Kuraklık ve iklim değişimi - Mehmet Doğan Üçok

11.04.2023 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Tıpta “homeostasis” kavramı, en basit anlamda, vücudun sürdürülebilirliğini, doğru fonksiyonlarla işlemlerine devam etmesi için sistemsel bir dengeyi ifade eder. Metabolik faaliyetler, belli fiziki ve kimyasal reaksiyonların oluşması için gerekli ısı aralığında gerçekleşir. Homeostasis, kelime kökeni itibarıyla dinamik bir denge içinde “aynı kalma” anlamına gelir ki bu durumda sürdürülebilirlik söz konusudur, hayat böylece devam eder. Sürdürülebilirlik varsa sistem başarılı şekilde sürer. Yoksa hastalıklar veya ölüm olur.

Su - gıda - enerji

Yerkürenin de homeostatik bir dengesi ve bu dengeye dayalı yaşamsal bir döngü var. Sürdürülebilir yaşamsal döngü, sistemin unsurları arasındaki uyum ile mücehhez. Su - gıda - enerji ekosistem bağı (water - food - energy nexus) sistemsel bir uyumu oluşturur. Bu uyumun bozulmaması yaşamsal süreçler açısından zorunludur.

Sanayi Devrimi’nden bu yana (en yüksek seviyeye ulaşan) atmosfere salınan sera gazlarının, küresel ısınma ve iklim değişikliğine yol açması, homeostatik denge açısından önemli bir sorundur. Çünkü ortalama ısı artışı 1.5 °C derecenin üstüne geçerse dünyadaki bütün dengeler değişecektir. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Panel’i (IPCC), insan etkisiyle gerçekleşen iklimsel ısınmanın, 1850-2000 yılları arasında eşi benzeri görülmemiş bir düzeye ulaştığını ortaya koymaktadır. Stanford Üniversitesi’nin yapay zekâya dayalı modellemesine göre de dünya, 1.5 °C’yi 2030’larda görecektir. Net - sıfır hedefine ulaşmak, yarım yüzyıl sürecekse, 2 °C’nin aşılmasını sağlayacak ısınmanın da gerçekleşeceği hususunda yapay zekâ kendinden oldukça emindir.

2018-2020 yılları, Avrupa’da daha önceki dönemlerde yaşanmamış boyutta kurak geçti. Yağış azlığı nedeniyle yaşanan su azalması, halen giderilemedi. Yeraltı su rezervuarlarında da kayda değer artış yok. 2020 ise Avrupa’da kaydedilen en sıcak “rekor” yıl olarak kayıtlara geçti. 2020 yılı, Avrupa’nın 1981-2010 arasındaki yıllık sıcaklık ortalamasının 1.6 °C’den de fazla üzerindeydi.

2022 Ağustos ayında, dünya basınında, “Avrupa’da son 500 yılın en büyük kuraklığı” yaşanıyor başlıklarını görmüştük. Bu yıl da kuraklık sürüyor. Global Kuraklık Gözlemevi, raporunda, yağış azlığı ve sıcak hava dalgalarının yol açtığı toprak kuruması sebebiyle, Avrupa’nın yüzde 47’sinin “uyarı vermekte” olduğuna, yaz aylarında alınan tarımsal ürünlerin azaldığına dikkat çekmişti.

İklim değişikliği, ekstrem iklim olaylarını da beraberinde getiriyor. Bu da aşırı sıcak hava dalgaları, kuraklık ve çölleşme riski, kuraklığa bağlı tarımsal ürün azalması, yağışların şekil değiştirerek sel ve taşkınlar halinde gerçekleşmesi, bir yılda yağması gereken yağmurun bir gün veya bir haftada yağmasıyla oluşan seller şeklinde karşımıza çıkıyor.

Yazarın Son Yazıları

'Zamana tutsak' - Buğra Gökce

Danimarkalı yazar Solvej Balle’nin “Hacim Hesabı Üzerine” kitabının ilk cildini okuma şansım oldu.

Devamını Oku
07.04.2026
Nereye gitti o refah kazanımları? - Bilin Neyaptı

Türkiye'nin kronik yüksek enflasyonu, 1994 kur krizi sonrası düşme eğilimine girip 2001 banka krizinin de sonrasında alınan önlemlerle nihayet 2000’lerin başından 2017 yılına kadar (2008 yılı dışında) yüzde 10’un altına çekilebilmişti.

Devamını Oku
07.04.2026
Devlet adamlarının (!) stratejik hataları

2. Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya güvenlik düzeninin temel omurgasını, 29 Ekim 1945’te kurulan Birleşmiş Milletler (BM), 4 Nisan 1949’da kurulan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ve 14 Mayıs 1955’te kurulan Varşova Paktı oluşturuyordu.

Devamını Oku
06.04.2026
‘Savaş suçu’ ve ‘savaş etiği’ üzerine - Ziya Yergök

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı üzerine başlayan savaşın, insan kaybı, çevre felaketi ve petrol fiyatlarının yükselmesiyle küresel boyuttaki ekonomik etkileri yanında, İran’ın Minab kentindeki bir kız okulunun ABD’ye ait Tomahawk füzeleriyle vurularak 168 kız öğrencinin öldürülmesi tüm dünya genelinde büyük bir tepkiye neden oldu, “savaş etiği” ve “savaş suçu” konusu yeniden gündeme geldi.

Devamını Oku
04.04.2026
Ya 3 Nisan 1930 olmasaydı?

1924 Anayasası’nın 1. maddesinde yer alan “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.” hükmü, yalnızca bir yönetim biçiminin ilanı olmayıp aynı zamanda bir imparatorluğun küllerinden doğan yepyeni bir yaşamın ilk nefesidir.

Devamını Oku
03.04.2026
Ebru Teğmen…

Nereden nereye sevgili okur, ‘’Fatmagül’ün suçu ne?’’ sorusunu hemen tanıdınız değil mi?

Devamını Oku
03.04.2026