Milli Devletin Temeli Lozan - Doç. Dr. Mehmet Emin ELMACI
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Milli Devletin Temeli Lozan - Doç. Dr. Mehmet Emin ELMACI

24.07.2021 07:00
Güncellenme:
Takip Et:

Sevr ölüm, Lozan hayat, Sevr saltanatın, Lozan Cumhuriyetin…”

(Hergün gazetesi, 29 Ekim 1933)

 

Savaş sonlarında yapılan barış antlaşmaları “kazanan” tarafın yenilen” tarafa kendi isteklerini kabul ettirdikleri paylaşım antlaşmalarıdır. Birinci Dünya Savaşı’nın barış antlaşması, yenenlerin bize imzalattıkları Sevr Antlaşması idi. Sevr’i kabul etmeyenler ise Ankara’da, Atatürk önderliğindeki TBMM hükümeti idi. Verilen “İstiklal Savaşı” ile Sevr” tarihin çöplüğüne atılmıştı. 

Dikkat edilecek olursa Sevr’in yırtılması demek, Birinci Dünya Savaşı’nın da hukuken bitmediği anlamına gelmekteydi. Bu nedenle yeni Türkiye devleti önceki devletin yerine geçen tam bağımsız” devlet olarak tarihi ve hukuki sorumlulukları gereği Birinci Dünya Savaşı’nı hukuken bitirebilmek için de gitmişti Lozan’a…

GALİP BİZİZ STRATEJİSİ

Bu önemli tespitin unutulmaması şarttır ve bu tespit bile Lozan Antlaşması’nın değerini daha da artırmaktadır. Çünkü bazı konular savaş öncesinde ve savaş sırasında uluslararası hukuk gereği “çözülmüş” konulardı.

Bağımsızlık savaşımızı kazanmış, ateşkes antlaşmasını da Mudanya’da Yunanistan ile değil yedi düvel” denilen İtilaf Devletleriyle yapmıştık. Dolayısıyla Kurtuluş Savaşı sonrasında bu emperyalist devletlerle yapılan Lozan Antlaşması, aynı zamanda yenik çıktığımız” Birinci Dünya Savaşı’nın kararlarının alınacağı ve savaşı hukuken bitiren bir antlaşma olacaktı. Tek şansımız yenik” ayrıldığımız bir savaşın sonrasında ordu millet birlikteliğiyle verdiğimiz savaşı ”galip” bitirmemiz ve bu sayede Lozan’da, Birinci Dünya Savaşı nedeniyle bize dayatılacak maddelere direnme” şansımızın olması olacaktı.

Bunu İngiltere de çok iyi bilmekteydi. Bu nedenledir ki Lozan’da Lord Curzon, İsmet Bey’e Biz Mondros’tan geliyoruz” diyerek ve Biz galibiz” mesajını vererek işi oldubittiye getirmeye çalışmıştı. Buna karşılık İstiklal Savaşı’nın yeni kurulacak tam bağımsız” devletin geleceği için bir direnme şansı” olacağının çok iyi farkında olan Atatürk’ün de direktifleriyle İsmet İnönü “Biz Mudanya’dan geliyoruz” diyerek ve Galip biziz” mesajını vererek bu şansı en iyi şekilde kullanmaya çalışacaktır.

TARTIŞMAYA AÇMAK YIPRATIR

Türk tarafı Lozan’da bunu yaparken her yazışmada mutlaka eşitlik temelinde” deyimini geçirerek eşit şartlarda bir müzakere” peşinde olmuş ve bunu da büyük ölçüde başarmıştı. Başarıldığının en açık kanıtı da Sevr maddeleri ile Lozan’ın maddelerinin karşılaştırılması sonucu ortaya çıkan durumdur.

Devletin ve Cumhuriyetin temeli sayılan Lozan Antlaşması’nı içte tartışmaya açmak, Sevr’i hâlâ kafalarında bitiremeyen ve hayallerini gerçekleştirmelerine engel olunanların en çok istediği durum olur. Bu anlamda Lozan’ı tartışmaya açmak sadece Lozan’ı yıpratır ve Lozan’ın öncesi olan Sevr’i dört gözle bekleyenleri mutlu eder. Artık bunun farkına herkes varmalı.

Birlik olunması gerekli şu günlerde Lozan Antlaşması’nı tartışmaya açmak kesinlikle kucaklayıcı bir duruş olmadığı gibi tam tersi kutuplaştırıcıdır. Milli bir konu olan Lozan’ı tartışmak, Türkiye’nin gündemi olmamalıdır. Bunun, sadece “çok düşük oranda bir radikal kesimin hoşuna gitmesi dışında” hiçbir getirisi olmadığı gibi, tam tersine milli” bir konuda, devletinin yanında olan büyük bir çoğunluğun tepki vereceği bir duruş olduğunun da bilinmesi şarttır.

Lozan tartışılmaz” değildir evet ama en azından bunun bilimsel yolla yapılması gereklidir. Ve bu tartışma, neredeyse yüz yıldır bilimsel makale ve kitaplarla da yapılmış ve yapılmaktadır. Büyük bir milli savaşı kazanarak, ülkenin ve halkının bağımsızlığı için ellerinden gelen her şeyi yapanların,  Lozan’da da yapılabilecek olan her şeyi yaptıkları kesindir. Bunun dışında ideolojik çerçevede yapılacak her tartışma ise sadece insanların birbirine düşman olmasına neden olacaktır.

Son söz olarak 1924 yılında ABD’de Türkiye ile ilişkilerin düzelmesini isteyenler ile istemeyenlerin tartışmalarında, iki grubun da sözlerinden bir örnek vererek Lozan’ın aslında ne olduğunu belgeleyelim isterseniz.

MİLLİYİM DİYEN LOZAN'I SAVUNUR

Türkiye destekçileri Lozan ile ilgili “Antlaşma ile Türkiye modern uluslar ailesine katılmıştı” derken Türkiye karşıtı taraf ise ”Hıristiyan medeniyetinin Lozan’da çarmıha gerildiğini ve bu nedenle tamamen aşağılayıcı ve amaçsız olduğunu” söylüyordu. (New York Times, 6 Nisan 1924)

Bu biri Türk karşıtı diğeri Türk yanlısı iki gruba göre Lozan’a bir daha bakalım mı? Lozan Antlaşması ile Türkiye Modern Uluslar Ailesine” katılmış ve Lozan ile Türkiye aynı zamanda Hıristiyan medeniyetini Lozan’da çarmıha germiş ve yabancıları aşağılamıştı”. Yine İsviçre basını da Türklerin Parıltılı Zaferi” başlığını atmıştı.

İşte tam da bu nedenle Lozan Antlaşması kendine milliyim diyen herkesin sonuna kadar savunması gerekli olan, devletin temeli bir antlaşmadır.

DOÇ. DR. MEHMET EMİN ELMACI

Yazarın Son Yazıları

'Zamana tutsak' - Buğra Gökce

Danimarkalı yazar Solvej Balle’nin “Hacim Hesabı Üzerine” kitabının ilk cildini okuma şansım oldu.

Devamını Oku
07.04.2026
Nereye gitti o refah kazanımları? - Bilin Neyaptı

Türkiye'nin kronik yüksek enflasyonu, 1994 kur krizi sonrası düşme eğilimine girip 2001 banka krizinin de sonrasında alınan önlemlerle nihayet 2000’lerin başından 2017 yılına kadar (2008 yılı dışında) yüzde 10’un altına çekilebilmişti.

Devamını Oku
07.04.2026
Devlet adamlarının (!) stratejik hataları

2. Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya güvenlik düzeninin temel omurgasını, 29 Ekim 1945’te kurulan Birleşmiş Milletler (BM), 4 Nisan 1949’da kurulan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ve 14 Mayıs 1955’te kurulan Varşova Paktı oluşturuyordu.

Devamını Oku
06.04.2026
‘Savaş suçu’ ve ‘savaş etiği’ üzerine - Ziya Yergök

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı üzerine başlayan savaşın, insan kaybı, çevre felaketi ve petrol fiyatlarının yükselmesiyle küresel boyuttaki ekonomik etkileri yanında, İran’ın Minab kentindeki bir kız okulunun ABD’ye ait Tomahawk füzeleriyle vurularak 168 kız öğrencinin öldürülmesi tüm dünya genelinde büyük bir tepkiye neden oldu, “savaş etiği” ve “savaş suçu” konusu yeniden gündeme geldi.

Devamını Oku
04.04.2026
Ya 3 Nisan 1930 olmasaydı?

1924 Anayasası’nın 1. maddesinde yer alan “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.” hükmü, yalnızca bir yönetim biçiminin ilanı olmayıp aynı zamanda bir imparatorluğun küllerinden doğan yepyeni bir yaşamın ilk nefesidir.

Devamını Oku
03.04.2026
Ebru Teğmen…

Nereden nereye sevgili okur, ‘’Fatmagül’ün suçu ne?’’ sorusunu hemen tanıdınız değil mi?

Devamını Oku
03.04.2026
İmamoğlu, üniversite ve diploma - Tahsin Yeşildere

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde bulunan Girne Amerikan Üniversitesi’nden İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi İngilizce programına Ekrem İmamoğlu tarafından 1990 yılında...

Devamını Oku
02.04.2026
TBMM’nin denetim işlevi - Cihangir Dumanlı

Çağdaş demokrasilerin önkoşulu yürütmenin (hükümetin) eylem ve işlemlerinin seçmenler tarafından denetlenebilir, sorgulanabilir olmasıdır.

Devamını Oku
01.04.2026
ABD/İsrail-İran savaşı - Hikmet Sami Türk

28 Şubat 2026 sabahı ABD ve İsrail’in İran genelindeki hedeflere eşgüdümlü hava saldırılarıyla başlayan savaş devam ediyor.

Devamını Oku
01.04.2026
Cumhuriyete ‘narkoz’ diyenler - Devrim Onur Erdağ

Bazen bir cümle, yalnızca bir söz değildir; bir niyetin, bir zihniyetin ve bir hesaplaşmanın ilanıdır.

Devamını Oku
31.03.2026
Bir asırlık hesaplaşma davası - Gani Aşık

Kuran’da Yusuf peygamberin adını taşıyan surenin üçüncü ayetinde Hz. Muhammed’e hitaben “daha önce bilmediği güzel bir hikâye anlatılacağı” vurgulanır.

Devamını Oku
31.03.2026
Siyaset ve yargı çemberi - Neval Oğan Balkız

Pierre Bourdieu’nün de iddia ettiği gibi “Hukuk, daima güç ilişkilerinin kanunlaştırılmasından oluşmuştur.”

Devamını Oku
30.03.2026
Sonu gelmeyen maden arama ruhsatları - Kaya Özgen

Ülkemizde yerli ve yabancı firmalara verilen, -başta altın olmak üzere- maden arama ruhsatlarının sayısı giderek artmaktadır.

Devamını Oku
30.03.2026
'Rakibine kumpas, montaj, yalan, iftira düzeni kuran...'

“Yurtta sulh, cihanda sulh!” Atatürk’ün devletimizin aklına nakşettiği bu sözler, Cumhuriyetin dış politika anlayışının kısa ve öz fakat bir o kadar da en derin halidir.

Devamını Oku
28.03.2026
Doğalgaz savaşları - Fikret BAYIR

ABD “silah sanayisi” savaş bağımlısıdır.

Devamını Oku
27.03.2026
Medeni Kanun’a bakış... - Mehmet Emin Elmacı

Türk Medeni Kanunu’nun 100. yılındayız.

Devamını Oku
26.03.2026
Gençlerimizin spordan kopuşu... - Demirhan Şerefhan

Türkiye’de çocuklarımızın spora başlaması zor değil; asıl zor olan devam ettirebilmek.

Devamını Oku
25.03.2026
Savaş ve ekonomi - Aydın Öncel

İkinci Dünya Savaşı’nda, fabrikaları devletin yönetimine alarak güdümlü bir ekonomi modeli uygulamak zorunda kalan vahşi kapitalizmin kalesi ABD ancak Hollywood platolarında zafer kazanabildiği Vietnam savaşının yarattığı bunalımı henüz atlatmaya çalışırken karşılaştığı “1973 büyük petrol krizi” ile bir kez daha sarsılmıştı.

Devamını Oku
25.03.2026
Şevket Süreyya Aydemir’i anarken - Remzi Koçöz

Şevket Süreyya Aydemir’in gençlik günleri askeri öğrencilikten cepheye, savaştan öğretmenliğe, Kafkaslar’dan Moskova’da ekonomi eğitimine, İstiklal Mahkemesi’nde yargılanıp hapis yatmaya uzanan gençlik günleri fikirsel/eylemsel açıdan oldukça hareketli geçmiştir.

Devamını Oku
25.03.2026
Bir savcının portresi: Doğan Öz - Mahmut Aslan

Doğan Öz, 1934’te Afyon’da doğdu.

Devamını Oku
24.03.2026
19 Mart'tan sonra Türkiye - Av. Mustafa Köroğlu

19 Mart'tan sonra Türkiye

Devamını Oku
23.03.2026
Çocuk emeği tesadüf değildir - Özgür Hüseyin Akış

Çocuk emeği tesadüf değildir - Özgür Hüseyin Akış

Devamını Oku
23.03.2026
Emperyalist kuşatma - Av. Arif Anıl Öztürk

Emperyalist kuşatma - Av. Arif Anıl Öztürk

Devamını Oku
21.03.2026
İran savaşının jeopolitik etkileri - Nejat Eslen

İran savaşının jeopolitik etkileri - Nejat Eslen

Devamını Oku
20.03.2026
‘Avıcenna’dan, Tıbbıyelı Hıkmet’e… - Prof. Dr. Coşkun Özdemir

‘Avıcenna’dan, Tıbbıyelı Hıkmet’e… - Prof. Dr. Coşkun Özdemir

Devamını Oku
20.03.2026
Aklın sınırları ve dünyanın kaderi - Cengiz Kuday

Aklın sınırları ve dünyanın kaderi - Cengiz Kuday

Devamını Oku
19.03.2026
Hukuka yeni şablon! - Başar Yaltı

Hukuka yeni şablon! - Başar Yaltı

Devamını Oku
19.03.2026
Kurtuluş Savaşı’mızın önsözü... - Erol Ertuğrul

Ünlü sözdür, “Cumhuriyeti sokakta bulmadık”.

Devamını Oku
18.03.2026
18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi - Hüner Tuncer

Çanakkale Boğazı’nda 19 Şubat-18 Mart 1915 tarihlerinde yaşanan Deniz Savaşları, Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin kazandığı muharebelerin başında gelir hiç kuşkusuz!

Devamını Oku
18.03.2026
Türkçe bilinci ve bağımsızlık marşımız - Mustafa Gazalcı

Yıl 1967...

Devamını Oku
17.03.2026
Türkiye’de motokuryelerin sorunları - Berna Özgül

Pandemi döneminin tetiklediği e-ticaret patlamasıyla birlikte motokuryelik, Türkiye’de hızla büyüyen ve milyonlarca insanı barındıran bir sektöre dönüştü.

Devamını Oku
17.03.2026
Hürmüz Boğazı ve süregelen emperyalizm - Salih Özbaran

Yazıya başlarken trajik iki anımsatma yapalım.

Devamını Oku
16.03.2026
Memura da ‘eşel mobil’ uygulanmalı - Güven Nazmi Demiralp

Bilindiği üzere, İran-ABD-İsrail Savaşı nedeniyle petrol fiyatları hızlı bir yükseliş göstermiş, bu da ister istemez akaryakıt pompa fiyatları üzerinde bir artış baskısı oluşturmuştur.

Devamını Oku
16.03.2026
Bir hukuk ilkesi, bir iktidar portresi: Malum in se - Esat Aydın

Bir hukuk ilkesi, bir iktidar portresi: Malum in se - Esat Aydın

Devamını Oku
15.03.2026
Cumhuriyetin sağlık vizyonundan piyasalaşmaya - Gamze Burcu Gül

Her yıl “Tıp Bayramı” olarak kutladığımız 14 Mart, bir meslek gününden ibaret değildir; aynı zamanda güçlü bir tarihsel semboldür.

Devamını Oku
14.03.2026
Andımız neyin pusulasıydı? - Yener Oruç

Gün geçtikçe suça bulaşan çocuk sayısı, çocuk çeteleri artıyor.

Devamını Oku
14.03.2026
Yoksulluk sorunu ve Marie Antoinette sendromu - Prof. Dr. Mehmet Tomanbay

TÜİK aralık ayı enflasyonunu yüzde 0.89, 2026 yılı ocak enflasyonunu yüzde 4.84 ve 3 Mart 2026 günü de şubat ayı enflasyonunu yüzde 2.97 olarak açıkladı.

Devamını Oku
13.03.2026
Vatan - emek - Cumhuriyet - Kaan Eroğuz

İnsanlığın, önüne ancak çözebileceği sorunları koyabileceği Marx’ın “Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı” isimli eserinden bu yana tekrarlanan bir tespittir.

Devamını Oku
12.03.2026
Dünya düzeni öldü mü? - İlker Başbuğ

3-15 Şubat 2026 tarihleri arasında toplanan Münih Güvenlik Konferansı’na katılan liderlerin çoğu, 1945 sonrası dünya düzeninin öldüğünü ilan etti.

Devamını Oku
12.03.2026
Üretim araçları sendikanın olursa - Engin Ünsal

İşçi sendikalarının temel görevi işveren karşısında güçsüz olan işçi sınıfına güvenli bir çalışma ortamı ve üretimden hakça bir pay sağlamaktır.

Devamını Oku
11.03.2026