Olaylar Ve Görüşler

Şekibe Çelenk’in güzel sesi

28 Şubat 2020 Cuma

Korkut Boratav*

Şekibe Hanım da Halit Çelenk ile birlikte TİP’in içinde ve dışında Türkiye’nin devrimci mücadelesinin çeşitli aşamalarını, kazanımlarını, yenilgilerini birlikte paylaşacaktı.

Şekibe Çelenk ile ilk karşılaşmam altmış üç yıl önce, Kasım 1963’te oldu.

“Karşılaşma” sözcüğü yanıltıcıdır. Kasım 1963’te Şekibe Hanım’ın ilk defa sesini duydum; ismini öğrendim. Yüz yüze tanışmamız daha sonra olacaktı.

Belediye seçimleri vesilesiyle devlet radyosundan partilere ayrılan zaman diliminde propaganda konuşmaları yapılıyordu. Radyoyu tesadüfen açmış olabilirim. Aniden genç bir kadın sesi duydum: “İşçi, köylü, ırgat, zanaatkâr, esnaf, dar gelirli memur yurttaş! Gerçekçi aydın kardeşlerim, çileli bacılarım!...” Son bulunca konuşmacı tanıtıldı: Türkiye İşçi Partisi adına Şekibe Çelenk...

Konuşmanın içeriği değil, başlangıcı, hitap tarzı beni etkiledi; o nedenle hâlâ aklımdadır. Şekibe Çelenk, o güzel, pürüzsüz gür sesi ile hemşerilerine, vatandaşlarına, seçmenlerine değil; bu kalabalık kimliksiz kitlenin sadece bir bölümüne hitap etmekteydi. Türkiye’nin halk sınıflarına ve kendisinin de dahil olduğu gerçek aydınlarına ve çileli kadınlarına bir çağrı...

Bu konuşmaların ses kayıtları belki de bir yerlerde vardır. Bulunursa tekrar, tekrar dinlemek isterim. Zira, önce Şekibe Çelenk’in, sonra da tok, davudi sesiyle “işçiler, köylüler, murabalar...” diye başlayan Yaşar Kemal’in hitaplarını duyduktan sonra, “Türkiye’nin karanlık yılları artık son buluyor...” iyimserliğine savrulmuştum. Hissetmiştim ki Türkiye’nin milyonlarca emekçisi, yıllardan beri baskı, yalan ve hile ile gizlenmiş sınıfsal kimliklerini kendilerine açık-seçik hatırlatan bu iki güzel insanın çağrısı karşısında kayıtsız kalamayacaklardır.

***

Anlık, geçici ve elbette yanıltıcı bir hissiyattan söz ediyorum. Bu iki güzel insanın, güzel seslerini dinlerken biliyordum ki, bu sınıfsal çağrı onlara özgü değildir. Radyoda temsil ettikleri parti (TİP) iki yıldan beri aynı mesajı, mahallelerde, kahvelerde, toplantı salonlarında Türkiye’nin emekçilerine taşımanın sancılı mücadelesini vermekteydi. Beni heyecanlandıran özgünlük, aynı çağrının Şekibe Çelenk, Yaşar Kemal ve diğerleri tarafından radyodan milyonlara ulaşmasıydı.

Keza biliyordum ki, bu çağrı ilk de değildi. Daha öncesine, Cumhuriyetin ilk yıllarına gitmeliyim. TİP, İkinci Dünya Savaşı’nın korkulu yıllarında antifaşist mücadelenin öncülüğünü yapmış aydınların; savaş sonrasında iki parti ve sınıf mücadelesi platformuyla örgütlenen sosyalistlerin, sendikacıların on beş yıl boyunca baskı ve zulüm altında çiğnenen bayrağını, ayakta kalanların da katkısıyla devralan bir partiydi.

Kurulmasına kapı aralayan 1961 Anayasası’nın Demokrat Parti’nin devrilmesi sayesinde mümkün olduğunu da bu sürecin parçası olan üniversiteler kalkışmasını, Ankara’da 29 Nisan, 555-K 1960 aşamaları içinde yaşamış bir kişi olarak farkındaydım.

Şekibe Hanımda Kasım 1963’teki radyo konuşmasına, TİP Ankara İl Teşkilatı içinden çetin, sancılı örgütlenme deneyimlerini yaşayarak gelmişti.

Sonraki yıllarda ortaya çıkacaktı ki, sınıf bilincini Türkiye emekçilerine taşımayı hedefleyen, beni de erken iyimserliğe sürükleyen bu yeni adımlar, içteki ve dıştaki karanlık güç odakları tarafından ısrarla, zaman zaman kan dökülerek kösteklenecekti.

Şekibe Hanım da Halit Çelenk ile birlikte TİP’in içinde ve dışında Türkiye’nin devrimci mücadelesinin çeşitli aşamalarını, kazanımlarını, yenilgilerini birlikte paylaşacaktı.

Kasım 1963’te milyonlarca emekçiye hitap eden bu güzel insan yıllar sonra, “binlerce devrimcinin, Denizlerin Şekibe Ablası” olarak da tanınacaktı.


*Korkut Boratav’ın 2016 yılında Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı’nda açılan özel arşiv dosyası için kaleme aldığı yazı.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları