Olaylar Ve Görüşler

Sendikaların Sorumlulukları Arttı - Haydar ÖZDEMİROĞLU

30 Mayıs 2020 Cumartesi

Dünyada ve ülkemizde Covid-19 salgını en önemli gündem olarak yerini korumaktadır. Salgın henüz kontrol altına alınamamıştır ve yayılımı sürmektedir. Bu sürecin ne zaman biteceği konusunda büyük bir belirsizlik var. Ülkemizde üç aydır yaşanan salgının toplumsal ve ekonomik sonuçları oldukça ağır. Salgın nedeniyle çok sayıda işçi iş ve gelir kaybı yaşarken dar gelirli milyonlar, işi ve sağlığı arasında tercih yapmak zorunda kalmıştır. Önümüzdeki dönemde ekonomik krizin düzeyine bağlı olarak, işsizlikte ve istihdamda ortaya çıkacak yıkıcı sonuçlara karşı başta sendikalar olmak üzere tüm emek örgütlerine büyük görevler düşmektedir.

SOSYAL DEVLETİN ÖNEMİ

Ne kadar süreceğini bilmediğimiz bu salgının çalışma yaşamında ciddi tahribat yarattığı ve bunun giderek daha artacağı görülmektedir. Önümüzdeki dönemde salgın büyük bir işsizlik ve istihdam kaybına yol açacak, gelir eşitsizliğini daha keskinleştirecek ve derinleştirecektir. Sermaye, salgından çıkış için yeni arayışlara başlamıştır. Bazı zincir marketlerin, çalışanların sağlığını göz ardı ederek hayata geçirdiği evlere hizmet” uygulamaları, evde çalışan çağrı merkezi çalışanlarının kameralarla denetlenmesi, işveren örgütü MESS’in önerdiği elektronik kelepçeler”, MÜAD’ın izole üretim tesisi” örnekleri de göstermektedir ki sermaye cephesinin yeni normali”, emekçiler için daha fazla sömürü anlamına gelmektedir. Sermaye, emek üzerinde denetim ve gözetimini artırarak üretimi kesintisiz olarak sürdürme niyeti taşımaktadır.

Salgın, sağlıkta ve eğitimde yaşanan özelleştirmelerin ne kadar tehlikeli olduğunu ve sosyal devletin bu tür süreçlerin yönetiminde ne kadar önemli olduğunu bir kez daha göstermiştir. Özelleştirmelere son verilmeli, eğitim ve sağlık hizmetleri parasız hale getirilmelidir. Diğer yandan her kriz döneminde olduğu gibi Covid-19 salgınından da kadınlar, ev işçileri, kayıt dışı çalışanlar, göçmen/mülteci işçiler, mevsimlik tarım işçileri çok yönlü etkilenmektedir.

VERGİLER GÖZDEN GEÇİRİLMESİ 

Çalışma ve yaşam koşulları açısından salgından en ağır etkilenen bu kesimlerin, geçimlerini sağlayabilmeleri ve salgından korunabilmeleri için düzenli bir sosyal sigorta desteği sağlanmalıdır. Vergiler yeniden gözden geçirilmeli ve asgari ücret tümüyle vergi dışı bırakılmalıdır.

Salgınla mücadelede alınan tüm ekonomik ve sosyal önlemlerde ayrımcılık, dışlama, ötekileştirme yaklaşımları terk edilmelidir. Türk Tabipleri Birliği (TTB) gibi ülkemizin önemli sağlık meslek örgütü, Türk Eczacılar Birliği (TEB), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) gibi meslek odaları ve sendikalar salgınla mücadelede dışlanmamalı, tüm kesimler ortak çalışma yürütmelidir.

Sağlık Bakanlığı’na Bağlı Sağlık Tesislerinde Görevli Personele Ek Ödeme Yapılmasına Dair Yönetmelik Değişikliği” ile verilen ek ödemeler, sadece memurları ve sözleşmeli personeli kapsamaktadır. Bu büyük bir ayrımcılıktır, kamu çalışanıyla, işçisiyle, sözleşmeli personeliyle sağlık hizmeti bir bütündür. Ek ödemeler memur-işçi ayrımı yapılmadan tüm sağlık çalışanlarına verilmelidir.

Bunun yanı sıra çalışırken Covid-19’a yakalanan ve/veya yaşamını yitiren tüm çalışanlar, iş kazası ve meslek hastalığı kapsamında değerlendirilmelidir. Kolluk kuvvetleri trafik kazasında yaşamını yitirdiğinde bile nasıl şehit sayılıyorsa, salgınla mücadelede yaşamını yitiren sağlık çalışanları da şehit statüsüne alınmalıdır.

Anayasal bir kurum olan ve yıllardır toplanmayan Ekonomik ve Sosyal Konsey derhal toplanmalı, sosyal tarafların önerileri ve eleştirileri dikkate alınmalıdır. Salgın nedeniyle ertelenen toplu iş sözleşmeleri düzenine en kısa sürede dönülmelidir. 696 sayılı KHK kapsamında kamuda kadroya geçen işçilerin süreci Haziran 2020’de sona ermektedir.

Daha fazla geciktirilmeden kamu işçileri arasındaki ayrım ortadan kalkmalı, işçiler çalışmakta oldukları işyerlerinde yürürlükte olan toplu iş sözleşmelerinden eşit koşullarda yararlanmalıdır.

DAYANIŞMAYI GELİŞTİRMELİYİZ 

Küresel düzeyde gerçekleşen salgınla birlikte hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı ortadadır. Bugün sendikalara düşen görev; işçilerin, işsizlerin, emeklilerin, EYT’lilerin, yoksulların başta sağlığı olmak üzere iş ve gelir güvencelerinin korunması, İşsizlik Sigortası Fonu kaynaklarının işverenlerin değil işçilerin ihtiyaçları doğrultusunda kullanılması, sendikal hak ve özgürlüklerin önündeki engellerin kaldırılması için güçlü bir mücadele programı oluşturmaktır.

Bu süreçte bir kez daha gördük ki geleneksel sendikal araçlar bu yeni dönemde yetersizdir. Sendikalar olarak örgütsüz, korunaksız işçilere ulaşmak ve emekçilerin taleplerini gündemde tutmak için yeni sendikal araçlar geliştirmeli, farklılıklarımızı bir kenara bırakarak emekçilerin karşılaşacağı yıkıcı sorunlara karşı tüm dünyada ve ülkemizde ortak bir mücadele programı oluşturmalıyız.

Tüm dünya işçilerini, salgının ekonomik ve sosyal tahribatından korumak için uluslararası mücadeleyi ve dayanışmayı güçlendirmeliyiz.

Yaşanan bu sıkıntılı süreçten çıkışta umudu yitirmemenin en önemli koşulu, örgütlenmeyi ve dayanışmayı geliştirmekten geçmektedir.

HAYDAR ÖZDEMİROĞLU 
Tez-Koop-İş Sendikası Genel Başkanı



Yazarın Son Yazıları