Sosyal medya fenomenizmi - Canel ARSEL
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Sosyal medya fenomenizmi - Canel ARSEL

06.01.2024 03:00
Güncellenme:
Takip Et:

Çocukluğumuzda tek kanallı “siyah-beyaz” televizyon vardı. Fakat yine de izlediğimiz duygusal dizileri, çizgi filmleri hayal dünyamızda renklendirirdik. Alpler’in sevimli kızı “Heidi”, Küçük Ev’in akıl küpü “Laura”sı, akıllı köpek “Lessi” ve diğerleri. Bir masumiyet dünyasında tertemiz duygularla büyüdük. Sonra renkli televizyon ve çok kanallı yayınlar başladı ve nihayetinde internet denen teknolojik olgu girdi hayatımıza. 

İNSANLARIN ÖZELLERİ

Hızla yayılan sosyal medya platformları günlük hayatımızın olmazsa olmazına dönüşürken bu gönüllü tutsaklık garip bir haz vermeye de başlamıştı. Ne var ki insanların bütün özelleri, mahremiyeti, özentileri, kompleksleri, hatta vahşilikleri bile ortalığa saçılmaktaydı. Aslında doğru kullanıldığında hayatı kolaylaştıran, renklendiren, bilgi edinme bağlamında daha fazla kaynağa, hızla ulaştıran bu teknolojik olgunun çağımızın bir vazgeçilmezi olduğu yadsınamaz bir gerçekliktir... 

Örneğin kültürde, sanatta üretimlerini çok kısa sürede çok geniş kitlelere ulaştıran, müzisyen, ressam, yazar ve diğer tüm sanat temsilcileri için mükemmel bir mecra. Diğer taraftan ticaretten tutun da yaşamın her alanında artık nefes almak kadar bir gerçeğe dönüşmüş olan sosyal medya olgusu elbette doğru ellerde ise eksiksiz bir teknoloji. Bu arada kendi kanıtlarını yazı, konuşma ve işaret dilini oluşturan sosyal medya, “fenomen” sözcüğünü de bize sık sık duyurmaya başladı.

ÖZENTİLİK

Gerçekte olmayan fakat hayal ettikleri yaşamlara ve kişiliklere bürünen garip tipler, sahip olmadıkları lüks arabalar, evler önünde fotoğraf çekip paylaşırken diğer taraftan da servetinin nereden geldiği belli olmayan ortalığa dolar saçan, yediği balığın kılçığını bile paylaşan, histerik nöbetlerde, görgüsüz bir güruh türemeye başlayacaktı. 

Diğer taraftan cehalet ve özentiler kıskacında boğulan bir kesim ise bu vandalların, dolar saçıp “Şatafatın zirvesindeyiz, takılın bize siz de böyle yaşayın” mesajlarından ne yazık ki etkileniyordu. Garip bir psikolojik çelişki sarmalında savrulan tipler oluşmaya başlamıştı. Savrulan kişilikler silsilesi... Sanırım siyah beyaz televizyonlu yılların masumiyeti çoktan kirlendi dostlar.

CANEL ARSEL

SANATÇI

Yazarın Son Yazıları

Mustafa Kemal ve ‘Çanakkale Efsanesi’ - Hüner Tuncer

18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Savaşı’nda yenilgiye uğratılan müttefik güçler, Çanakkale Boğazı’nı yalnızca donanma ile geçemeyeceklerini anlamıştı.

Devamını Oku
25.04.2026
Okul kapısında biriken öfke - Deniz Öztürk

Şiddet, Türkiye’de artık tekil bir davranış değil; dilde kurulan, kültürde beslenen ve kurumlarda derinleşen yapısal bir sorundur.

Devamını Oku
25.04.2026
BİÇİM, İÇERİK VE KALKINMA - Necdet Adabağ

Biçim, bir şeyin dış görünüşüdür.

Devamını Oku
25.04.2026
Şeffaflaşan baskı - Fadime Uslu

Ulusal egemenlik tam bu noktada kırılıyor: 23 Nisan’da makam koltuklarının çocuklara devredilmesi sırasında.

Devamını Oku
24.04.2026
Güç zehirlenmesi - Suna Türkoğlu

Anayasamıza göre “Devletin temel amaç ve görevleri” Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak biçimde sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli koşulları hazırlamaya çalışmak olarak; çok açık, kesin ve net bir biçimde belirlenmiştir.

Devamını Oku
24.04.2026
Egemenliğin adı: 23 Nisan - Hamza Kiye

23 Nisan 1920, yalnızca bir meclisin açıldığı tarih değildir.

Devamını Oku
23.04.2026