Yargıyı yargıçtan korumak! - Av. Dr. Başar YALTI
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Yargıyı yargıçtan korumak! - Av. Dr. Başar YALTI

14.04.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Başlık, bundan 13 yıl önce 4 Nisan 2012’de tarafımdan yazılmış bir yazıdan alınmıştır. Yazıda, hukukun ışığının söndürülüp yargıyı karanlığa gömen dönemin anlayışı ele alınarak özel yetkili mahkemelerde yaptıkları hukuksuzluklardan ve adil yargılanma hak ve ilkelerini yok saymalarından o dönemin FETÖ yargıç ve savcılarının sorumlu olacağı dile getirilmişti. Nitekim 15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe girişiminden sonra 4 bin 500 civarında yargıç ve savcı meslekten çıkartılarak cezalandırılmıştı.

Adil yargılanma hakkı, yargılama sürecinde yaşanan olumsuzluklara karşı uluslararası bir hak olarak, Türkiye’nin de tarafı olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. ve Medeni ve Siyasal Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’nin 14. maddesinde tanımlanmıştır. Adil yargılanma hakkı, bir kişinin suçlanmasıyla başlayıp infaz ile tamamlanan uzun bir süreci kapsamaktadır. Bu hak, 2001 yılında yapılan değişiklikle anayasanın 36. maddesinde kendisine yer bulmuş, 2004 yılında anayasanın 90. maddesine ekleme yapılması yoluyla ek güvenceye kavuşturulmuştur.

ADİL YARGILANMA HAKKI

Bağımsızlık, tarafsızlık ve yetkinlik niteliklerine sahip bir yargı organının varlığı, adil yargılanma hakkı bakımından başlı başına bir güvencedir. Ancak kimi durumlarda bizzat yargı yerleri hak ihlallerinin kaynağı hatta nedeni olabilmektedir. Yargı yerleri siyasal iktidarın denetim ve etkisine girebilmekte, görünür şekilde toplumu ve siyasal hayatı kontrol eden, hatta düzenleyen bir mekanizma haline gelebilmekte, bağımsızlık ve tarafsızlığını yitirebilmekte, adil ve hakkaniyete uygun yargılama bakımından yetersiz kalabilmektedir. Bu nedenlerle adil yargılanma hakkı, kişileri, yargıç ve savcıların keyfi davranışlarından, önyargısından ve kayıtsızlığından koruyan temel bir haktır.

Anayasa gereğince, savcılar ve yargıçlar, ilgili kişiler hakkında soruşturma ve kovuşturma yaparlarken adil yargılanma hakkının gereklerine uygun şekilde davranmak zorundadırlar. Bu, yargıç ve savcılar için aynı zamanda yargı etiğinden kaynaklanan bir sorumluluktur. Mahkemelerin bağımsızlığı ve kimsenin yargıçlara emir ve talimat veremeyeceği (m.138/1) ilkesi, bu amaç için anayasada yer almıştır. Temel hak ve özgürlüklerin korunmasıyla ilgili anayasanın 40. maddesine ise ne yazık ki işlerlik kazandırılmamıştır.

Adil yargılanma hakkının ihlali halinde başvurulacak yer, sadece üst mahkemeler değil, asıl olarak Hâkimler Savcılar Kurulu (HSK) olmalıdır. Ancak HSK, siyasallaşmış yapısı nedeniyle böyle bir işlevden uzak olduğu gibi günümüzde, hak ihlallerinin bizzat sebebi de olabilmektedir.

‘HÜKÜM VEREN DEĞİL HÜKMEDEN’

HSK, tarafsız davranan ve karar veren yargıçları koruyacağı yerde onlara yaptırım uygulamakta, yargıç ve savcılar üzerinde Demokles’in kılıcı gibi durmaktadır. Bunun sonucu olarak, adeta FETÖ dönemi taklit edilircesine, adil yargılanma hakkının ihlaline ilişkin onlarca örnek gözlerimizin önünde yaşanmakta, görev ve yetkilerini kötüye kullanarak hak ihlali yaratan yargıç ve savcılara herhangi bir işlem yapılmamaktadır. Sabaha karşı baskın şeklinde yapılan gözaltılar, haksız ve hukuka aykırı tutuklamalar, savunma hakkının kısıtlanması, tutuklamanın bir cezalandırma yöntemi olarak kullanılması, gizli tanık, hukuka aykırı delillere dayanılması, düşman ceza hukukunu andıran uygulamalar günümüzde de aynen devam etmektedir.

Bu durumu yaratan sistem ve sisteme uygun yeni yargıç tipi 13 yıl önceki yazıda şu şekilde tanımlanmıştı: “Bu yargıç, siyasal iktidara/cemaate yüzü dönük durmakta, yargı bağımsızlığını ve tarafsızlığını önemsememekte, ön yargılarıyla hareket etmekte, toplumun bir kesimini düşman olarak algılamakta, avukatı sevmemekte, adaleti dünyevi bir olgu olarak değil öteki dünyaya hazırlayıcı bir sonuç olarak görmektedir. Yeni yargıç, anayasal haklara karşı aldırışsızdır. Tartışmaktan, itirazdan ve felsefeden hoşlanmamaktadır. Sorgulamayan, yaratıcı ve evrensel düşünemeyen yeni yargıç bilge değildir. Bir hukuk teknisyenidir. Entelektüel birikimi yetersizdir. Yorum yapmaya, gerekçe yazmaya üşenen yeni yargıç, düşünce kekemesidir. Çelişki içindeki yeni yargıç, hüküm veren değil hükmeden bir anlayıştadır. Yargı, bu yargıçtan kurtarılmalıdır.”

Elbette ki tüm yargıç ve savcılar yukarıda tanımlanan özellikte değildir. Ancak mevcut yargı sistemine karakterini veren görüntü, 13 yıl öncesinin karanlığından farksızdır. Bu nedenle yargı sistemi bütün nitelikleriyle, halka güven veren gerçek kimliğine bir an önce kavuşturulmalıdır. Bunun yolu, her şeyi, bu arada HSK’yi de belirleyen tek adam rejiminden kurtulmaktan geçmektedir.

Çözüm siyasettedir. Halkın, “hak, hukuk, adalet” talebiyle sokaklara çıkmasıyla bu yol açılmış gözükmektedir.

AV. DR. BAŞAR YALTI

Yazarın Son Yazıları

Kış güneşi Türkan Saylan- Gülseren Delibaş

Yaşam, bazen dondurucu bir ayazın tam ortasında açan o zayıf ama inatçı kardelene benzer.

Devamını Oku
18.05.2026
'Ateş çemberinden başarıyla çıkmanın yolu'

Toplumların ve devletlerin tarihi, yaşamın ve süreçlerin tıkandığı anlarda atılan ya da atılmayan adımlarda saklıdır; tıpkı şimdi bizim karşı karşıya olduğumuz durum gibi.

Devamını Oku
18.05.2026
Andımız erdemli nesiller yetiştirdi - Fikret Şahin

Son zamanlarda meydana gelen okul saldırıları hepimizi derinden üzdü.

Devamını Oku
16.05.2026
Demokratik Türkiye özlemi - Hüseyin Özkahraman

Tarihiyle, kültürüyle ve milyonları aşan nüfusuyla yalnızca ülkemizin değil, dünyanın en önemli şehirlerinden İstanbul’u yönetme sorumluluğunu taşıyan; tüm baskılara rağmen üç kez seçim kazanmış bir belediye başkanı aylardır Silivri’de, 15 metrekarelik bir odada özgürlüğünden mahrum bırakılmış durumdadır.

Devamını Oku
16.05.2026
MHRS çözüm mü, sorun mu? - Prof. Dr. Bekir S. Kocazeybek

TC Anayasası 56. maddesine göre, “Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.”

Devamını Oku
15.05.2026
Türk Eczacılık Günü - Avni Kurtuldu

14 Mayıs 1839 tarihinde “Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane” bünyesinde açılan eczacılık sınıfı, bilimsel eczacılık eğitiminin başlangıcı olarak kabul görmüş ve 14 Mayıs Türk Eczacılık Günü ilan edilmiştir.

Devamını Oku
14.05.2026