Kim Haklı?

16 Ağustos 2011 Salı
\n

\n

Silivrideki Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesinde hafta sonunda ilginç bir isimlendirme tartışması geçmiş. İkinci Ergenekon davasının sanıklarından İzmir Milletvekili Mustafa Balbay, sanırım başkentteki sağır sultanlara da duyurmak için olmalı, anayasanın 81inci maddesinde kendisinden beklenen parlamenter yeminini; hayır Meclis kürsüsünden değil; Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesinin sanıklara ayırdığı bölmedeki yerinden okumuş. İzmirden gelmiş seçmenleri de, Sayın Milletvekilinin görevine başlamak için yapması kaçınılmaz olan yemin tamamlanınca kendisini alkışlamışlar.

\n

Mahkemenin Sayın Başkanı Hasan Hüseyin Özese, izleyicilerin bu tezahüratının doğru olmadığını hatırlatmış; görülmekte olan davanın siyasi olmadığını söyleyince avukatlarla arasında Ergenekon duruşmalarının siyasi olup olmadığı konusunda küçük bir tartışma olmuş. Söze o duruşmalarda çok duyarlı müdahaleleri ve çapraz sorguları ile şüphelileri sorgulayan üye yargıç Sedat Sami Haşıloğlu da karışmış.

\n

Siz sevgili Cumhuriyet okurlarının cumartesi günlü gazetenizde okumuş olduğunuzu bile bile bu ayrıntıları niye yazdığımı sorabilirsiniz. Söyleyeyim:

\n

Böylesine önemli bir dava ile ilgili haberler ne yazık ki yandaş medyada at gözlüğü ile sansüre uğruyor. Öteki holding medyası da, ilahları kızdırıp 105 kilometre uzaklıktaki bir beldede kurulmuş Özel Yetkili Mahkemede, kralların çıplak olduğunu söylemeye çalışan sanıklarla avukatlarının canhıraş çabalarına özetin özeti olarak yer verebiliyorlar. Ne ki arada bir kimi televizyonların sabah kuşaklarında bizim yazıların görücüye çıkmasına olanak sağlanıyor. Onları izleyenler de Silivri mahkemesinde üç yıldır süren bu duruşmaların siyasi olduğunu savunanların sesine kulak vermiş olurlar.

\n

Sayın mahkeme başkanı da üye yargıç da ne derlerse desinler, sahnelenen bu mahkemenin siyasi olduğu yönündeki ilk önemli tartışmayı Sayın Başbakanla CHPnin Sayın Genel Başkanının başlattığı gerçeğini unutturamazlar. Sayın Erdoğan değil midir, görülmekte olan bu davada kendisinin savcılık görevini yaptığını söyleyen?

\n

Belki de ana muhalefet lideri de, Başbakanın bu sözlerine yanıt vermek için çıkıp Ben de avukatıyım demiş ve öylelikle mesela Mustafa Balbay ya da Tuncay Özkan; onca üniversite rektörü, o arada hastalığı endişe verici seyir izleyen Fatih Hilmioğu, Mehmet Haberal gibiler savcılık cüppesini giymiş bir Başbakanla, avukatlık cüppesini giyen bir ana muhalefet liderinin bu tartışmaları arasında siyasi bir davanın piyonları haline geldikleri için iki arada kalmış olmaktan şaşkınlık duymuşlardı.

\n

***

\n

Bir politikacının, hele bir ana muhalefet liderinin böyle bir davada şüphelilerin gadre uğradığını düşünerek savunmanlıklarını üstlenmiş olmasının yadırganacak tarafı elbette yoktur. CHPyi geç kalmış bir kararla 27 milletvekili ile o duruşmaların izleyicileri arasında oldukları için kutlamak ve bu nöbetin bırakılmamasını istemek gerekir.

\n

Ama böyle bir davanın savcısı olduğunu söyleyen bir Başbakana yeryüzünde rastlanmış mıdır, diye soranlara evet rastlanmıştır”. Komünist Rusyada Vişinski adında bir Sovyet politikacısı, açıktan Yoldaş Stalinin açtırdığı davaların savcılığını üstelenmekten onur duyardı.

\n

Bizim Yassıada Mahkemesinde de merhum Başkan Salim Başol, sanıkların elleri bağlı olarak getirilişlerinden şikâyetlerini Ne yapayım, sizi buraya getiren güç öyle istiyor diye çaresizliğini mertçe tutanaklara geçirmişti.

\n

Keşke Silivri Mahkemesi hâkimleri de benzer bir yol izlemiş olsalardı.

\n\n

Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Rüzgâr Eken... 2 Ocak 2013