Canan Hanım’a ceza ve siyasetin doğrudan parmağı

19 Temmuz 2020 Pazar

Kaftancıoğlu, yeni yönetimiyle ve ikinci yılını bitirme vesilesiyle bazı köşe yazarları ve habercilerle basın toplantısı yaptı. Genç yönetim üyelerinden 5’i kadın 9’unu takdim etti, genç genel sekreterini tanıdık. Söylediklerini ana hatlarıyla gazetemizdeki haberde okuyacaksınız.

Soru üzerine bugün seçim olsa 15 ilçede daha belediyeleri kazanırız ve 39 belediyeden 29’unun yönetimi bizde olur.. sandık güvenliği için geliştirdiğimiz modeli tüm Türkiye’de uygulayabiliriz gibi dikkat çeken sözlerinin yanı sıra, İstanbul örgütü olarak programlarına değindi...

Vay bakın neler demiş 7 yıl önce

Canan Hanım, biliyorsunuz, yıllar boyunca sosyal medyada yaptığı paylaşımlardan dolayı toplam 10 yıla yakın hapis cezasına çarptırıldı! Türkiye’de ifade özgürlüğünün olmadığını kanıtlayan yargılamalardan birine şahit oldu Türkiye... Bu nedenle daha çok bu konu üzerinde duracağım. Yargılama süreci bir kitapçık olarak da önümüze konuldu.

İl başkanlığına adayım dediği andan itibaren Cumhuriyet Başsavcılığı sözlü talimatla sosyal medya hesaplarını polise incelettiriyor. Bir soruşturma olmadan! Böyle keyfilikler gırla ülkede! Tabii bazı paylaşımları, paylaşmadıkları ile birlikte iktidarın medyası ve trolleri tarafından kampanya halinde yayılıyor. Aralarında uydurulmuş fotolar ve atmadığı sahte tweet’ler, hakaret ve ölüm tehditleri ile birlikte..

Siyasi ‘cezalandırma davası’

13 Ocak’ta il başkanı seçildi, 15 Ocak’ta soruşturma açıldı... Davacılardan biri de Cumhurbaşkanı ve kimliği belirsiz ihbarcılar!!! Son genel seçimlerden hemen önce de soruşturma izni verildi.

Ama dosya bekletildi, bu kez 31 Mart yerel seçimlerinden sonra devleti aşağılamak, RTE’ye ve kamu görevlisine hakaret, halkı kin ve düşmanlığa tahrik, terör örgütü propagandası iddialarıyla 17 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.

Yargılama zamanları, siyasetin elini kolunu gösteriyor.

Kaftancıoğlu, “ceza değil cezalandırma davası” derken haklı.

Ceza hangi tweet’e belli değil

Çok ilginç, Kaftancıoğlu’na cezaların hangi tweet’lerine verildiği hiç belirtilmemiş.

Toplam tweet’lerine yöneltilen suçlamalar sıralanmış ve bu suçlamalara, mesela Cumhurbaşkanına hakaretten, devlete hakaretten denilerek, toptan cezalar sıralanmış. Avukatlar diyor ki aslında hangi sözüne ne ceza verildiği tek tek gösterilmeliydi.

Mesela tweet’ler arasında FETÖ örgütünün elebaşısı “Hocaefendi”ye ilkokul mezunu meczup dediği de var. Bazı cinayetlerin hâlâ ortaya çıkarılmamış olmasını eleştirmenin, katillerin belirsizliğini dile getirmenin devlete ve devlet memurlarına hakaret olarak yargılama konusu yapılması bile, Türkiye’de siyasi iktidarın ve devlet örgütlerini eleştirenlerin cezalandırılacağının alenen ilanı sayılmalıdır.

Yargılama istemek suç mu?

Bir insan, Cumhurbaşkanının da şu şu nedenlerden dolayı yargılanması gerektiğini söyleyebilir. Hele bu insan siyasi ise bu eleştiri ve savcılara doğal hakkıdır. Cumhurbaşkanı, kindar ve dindar bir nesil yetiştirme çağrısı yapıyorsa bu, tamamen yargılanma konusu içine girer. Tam toplumu bölme ve kışkırtmadır.

Ama buna cesaret edecek savcı olmaması, ülkenin temel eksikliğidir, demokrasi ve yargı ayıbıdır. Uluslararası hukuk, siyasi yöneticilerin en ağır eleştirilere katlanmak zorunda olduklarını kabul eder.

Kaftancıoğlu’na “terör örgütü propagandası” suçlaması da yapıldı. Amaç, davaların tümünü ağır ceza kapsamına sokmaktır, diyor savunmasında. Canan Hanım’ın en önemli savunmalarından biri de anayasaya göre tarafsız olması gereken Cumhurbaşkanı’nın AKp genel başkanı olarak bu tarafsızlığını yitirmiş olması ve anayasaya aykırılığı gündeme gelmesidir.

‘Söyledin, kanıt gösterme!’

Ayrıca iddianamede, katıldığı bir televizyon programında söylediği iddia edilen sözleri söylemediğini kanıtlıyor ama mahkeme, konuşma bant çözümünü dava dosyasına koydurmuyor.

Böylece Kaftancıoğlu, boş bir iddia ile de yargılanmış ve ceza almış oluyor.

Savcı, hakikati ortaya çıkarmak derdinde değil. Sanığın ortaya koyduğu gerçeklerin savcılığı ilgilendirmediği ve mahkemece de dikkate alınmadığı bir düzenin adına adil yargılama bir kenara, yargılama bile denmez.

Ve her şeyi göstermelik kılar.

2013’te paylaşılan ve o zaman suç oluşturduğu düşünülmeyen görüşlerin, 5 yıl sonra Kaftancıoğlu il başkanı ve seçildikten sonra, genel ve yerel seçimlere de denk getirilerek yargılama konusu yapılması, siyaset ile yargı arasındaki ilişkiyi ve verilen cezaların anlamsızlığını, hukuksuzluğunu gösteriyor.


Yazarın Son Yazıları