RTE, PKK’ye karşı ‘askeri’ kazandı

31 Mart 2016 Perşembe

Durumu seri analizin dördüncüsündeyiz, önce bunu anımsatayım da.. iktidar yandaşlarından kafası epey kalınlar “darbeye kaldın..” benzeri mesajlar atıyor... Ben de onlara diyorum ki “Ne o, darbe ile yıkılacağız korkusu mu kapladı içinizi...” Bütün bunlar bir tarafa, darbe haberlerini çıkartan ben değilim. Ortalığı kaplayınca bu haberler, durumu incelemeye aldım. J Bu köşenin geleneğidir siyasi durum analizi. Çıplak, net, sözünü sakınmadan...
Bir de, darbe açısından bakarak, memleketin içinde bulunduğu siyasi, sosyal, iktidar oyunları durumunu da tahlil etmiş oluyoruz.
Salı günkü yazının sonunda “RTE, 180 derece çarkla bir sürü şey kazandı. Ama kazandığı en önemli şey neydi dersiniz? Ve Atatürk Cumhuriyeti’nin yıkılması ne oluyor?” demiştik. Buradan gireceğim...

Askeri kazandı!
En azından konjonktürel olarak, yani şimdiki koşullarda, asker-RTE bütünlüğü var!
Asker RTE’nin arkasında! Bir zamanların Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş’in Başbakan Çiller’e dediğini anımsayın: “Tak emrediyor, şak yapıyoruz...” Asker, kendisine yapılan tarihte eşi benzeri görülmemiş, çok ağır kayıplar verdiği operasyonları çaresizlikten sineye çekti. Yedi düvel askerin karşısındaydı da ondan. Avrupa, ABD ve Türkiye’nin çoğunluğu... Gözünün önünde PKK’nin bugün operasyon yapılan kentleri nasıl işgal ettiğini eli kolu bağlı seyretti. PKK her zaman askerin en duyarlı olduğu konudur. 40 yılın ayrıntısına girmeye gerek yok: Her açıdan!

Tek vatan, tek millet, tek komutan
RTE, Harp Akademileri’nde yaptığı konuşmada, emir komuta zincirinin ve bu zincirde birlik beraberliğin en üst düzeyde tutulması gerektiğini belirterek, askerin tamamen benimseyeceği şunu söyledi: Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Sizlerin huzurunda buna bir de tek ordu, tek komutan vurgusunu da eklemek isterim.”
Tabii, bir şey daha söyledi ki, bunu hiçbir Cumhurbaşkanı o kürsüdeki konuşmasında askere anımsatma gereğini duymamıştı:

‘Başkomutanınız benim’
Başkomutanlık TBMM’nin manevi varlığından ayrılamaz ve Cumhurbaşkanı tarafından temsil olunur... Genelkurmay/Başkanı, silahlı kuvvetlerin komutanı olup savaşta Başkomutanlık görevlerini Cumhurbaşkanı namına yerine getirir... Buna göre, burada bulunan tüm subaylarımız, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin tüm mensupları, Başkomutan sıfatıyla benim yakın mesai arkadaşlarımdır... Buradaki her bir subayımızın benim için öz kardeşimden, öz evladımdan, yakın çalışma ekibimden en küçük bir farkı yoktur. Sizler gibi yiğit, cesur, eğitimli, bilgili, dirayetli ve sadakatli mesai arkadaşlarına sahip olduğum için ne kadar iftihar etsem azdır.”
Asker içinde bu sözleri içselleştirmeyecek pez az kimse vardır. Asker PKK’ye şehitler veriyor, bu savaş koşullarında hele Cumhurbaşkanı onlara böyle konuşma yapıyor. Olayın duygusallığı 90’larda! Bir de onların esas başkomutanı da kendisinin olduğunu anımsatarak!

Otoriterleşmede dokunulmazlık zırhı
Ordu, en tepeden en alta, başkomutan olarak kimi bilir? Hadi anımsayın! RTE kendisini Atatürk’ün de yerine geçiriyor. Tabii askerin bu kadarını gülümseme ile karşıladığını da kestirebiliriz!
Yeri gelmişken şunu da belirteyim: RTE, hiçbir müttefikinin kalmadığı hatta yıkılıp gitse şu adam düşüncesinin dışta bile en yaygın olduğu bu koşullarda, ordu ittifakı ile kendisini sağlama da alıyor.
Neye karşı? Öncelikle ve özellikle, otoriter rejimini kurmada, adeta bir “dokunulmazlık” inşa ediyor.
Kaldı geride, “Atatürk Cumhuriyeti” ve ordu.. ve “Yedi düvel karşısında iktidar sürdürülür mü”... Pazara artık.

Herkese Bilim Teknoloji
Cumhuriyet Bilim Teknoloji, Herkese Bilim Teknoloji olarak hayatını sürdürmeye başladı. Web sitesi iki haftadır yayında: herkesebilimteknoloji.com Bugünden itibaren İstanbul’da, yarın da tüm Türkiye’de, gazete bayilerinde, Migros, Carrefour gibi zincirlerde ve DUR, Nezih, Remzi gibi yüzlerce kitabevinde aynı isimle 24 sayfa haftalık dergi olarak satışa sunuldu. Çok iyi bir dergi hazırlandı. Bilimi okurlar yaşatacak... Destek vereceğiz...

İki bilge konferansı
Doğan Kuban ve Bozkurt Güvenç hocalarımızın her ayın ilk cumartesi konferansları, Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Kampusu’nda sürüyor. Bu Cumartesi saat 17.00’de orada olacağız. Bu ayın konusu çok ilginç: 90 yaşlarını devirmiş hocalar, bu yaşlarından geleceğe nasıl bakıyorlar? Bekliyoruz herkesi.  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları