ABD Güzellemesi...

23 Ocak 2009 Cuma

Sakın başlığa bakıp da Sen de mi?” demeyin.

Çünkü bana göre asıl kızması gerekenler ben ve benim gibi düşünenler değil, ABD yalakaları olmalı.

Önce hem yemin töreni öncesi düzenlenen konserden hem de yemin töreninden ekranlara yansıyanlar, onların Türkiye için öngördüklerinin tam tersinin ABD halkınca yaşanmakta olduğunu ortaya koydu.

Ayrıca bu yazı, ABDnin Irak ve Guantanamoda uyguladığı acımasızlığı, toplu kırımları, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) kapsamında aralarında Türkiyenin de yer aldığı eski-yeni ülkelerin sınırlarını yeniden belirleme zırvasını aklama amacını taşımıyor. ABD hakkında bu köşede daha önce yayımlanmış yazıları da silip atmıyor.

Amacım, Cumhuriyet yazarlarının da yetkinlikle vurguladıkları bir konuyu, tarihe not düşmek için yazmaya çalışmak.

***

Bu yazıyı, gazetelerde yayımlananlardan çok, anında çevirilerde dinlediklerimden aklımda kalan cümleleri irdelemek zorunda kalmanın üzdüğü bir gazeteci olarak yazdığımı da hemen belirtmeliyim.

Önce ulus kavramından başlayalım.

ObamanınParçalı mirasımız zayıflık değil güç. Hıristiyan, Müslüman, Yahudi, Hindu ve inançsızlardan oluşan bir ulusuz. Dünyanın her yanından kültürlerle şekilleniyoruz cümlesi, etnik farklılıkların dikkate alınmadığı anlamını da gösteriyor.

Bu nedenle olsa gerek, etnik farklılıklarını vurgulamak için ABDli, ABD yurttaşı gibi tanımlar, iki milyona yakın katılımcının Amerika sloganlarını yüksek sesle ve ortaklaşa atmalarıyla da yok sayılıyor.

Obamanın, ABDnin başarılarınıBen, biz gibi sözcüklere önem vermeyerek Amerika halkına mal etmesi de bizimkilerle bağdaşmayan bir başka yaklaşımını kanıtlıyor.

Özellikle ABDnin kuruluş çabalarını ve bu uğurda hayatlarını verenleri yüceltmesi ve saygıyla anması da büyük devlet yöneticiliğinin bir başka yanını gündeme getiriyor.

Zorunlu tarihlerdeki, zorunlu anmalar dışında Türkiyenin miladını kendileriyle başlatma alışkınlığındaki bizim büyüklerin örnek almaları gereken bir yaklaşımı da burada ortaya çıkarıyor.

ABD Başkanının göreve başlarken yarattığı umutlar gerçeğe dönüşür mü?

Evet demek gerçekten zor. Herkesin, eski başkanın akıl ve insanlıkla bağdaşmayan kırıp dökmeleri yüzünden yeni başkana umut bağlamaya çalışması da haksız sayılamaz.

Tıpkı bizdeki şarap fıkrası gibi.

Bektaşi babasına, iki testi şaraptan hangisinin iyi olduğunu söylemesini istemişler.

O da ilk testiyi denedikten sonra ikinci testideki şarabın daha iyi olduğunu söylemiş.

Denemeden bu kanıya varmış olmasını da bundan daha kötüsü olamaz diye açıklamış.

Biz de öyle yapıyoruz galiba. Busha kıyasla Obama daha iyi demeye çalışıyoruz.

Ama atalarımızın Gelen gideni aratır dediklerini de unutmuyoruz.

Obamanın bizim yalakaları kızdıracak laflar etmesi de umudumuzu kuvvetlendiriyor.

[email protected]


Yazarın Son Yazıları

Kurtarıcı... 14 Eylül 2017
Gazeteciyi Kim Öldürdü? 17 Haziran 2017