AYM’ye Bırakılan Tek Yol: Fala Bakmak...

19 Mart 2016 Cumartesi

Anayasa Mahkemesi’nin Can Dündar ile Erdem Gül için verdiği hak ihlali kararı kızgınlığı kamçılamış olmalı ki yandaşların dilinden ve kaleminden düşmüyor.
İktidar kapısına kayıtsız şartsız biçimde iliştirilmiş olan gazeteciler, doğal olarak görevlerini yerine getirme ve gözden düşmeme telaşındalar.
Ama daha önce hem Anayasa Mahkemesi’nin hem de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin vermiş olduğu benzer kararlara tepki göstermeyen kimi hukukçular da sıraya girmiş durumda.
Siyasetin yönlendirdiği hukuk anlayışının nerelere vardığını hiç şaşırmadan izleyebiliyoruz.
Hukukla ilişkileri, sanıklık, mahkûmluk ve haklarında fezleke düzenlenmesiyle sınırlı olanlar bile Anayasa Mahkemesi’ne yön vermeye, yerel mahkemeye de ne yapması gerektiği yolunda emir niteliğinde telkinlerde bulunmaya kalkışıyorlar.
Kızgınların ve yandaşlarının söyleyip yazdıklarına bakarsanız, Anayasa Mahkemesi’nin ihlal kararı verebilmek için yapabileceği tek şey kalıyor: Fala bakmak.
Kimi hukukçuların ve yandaşların mantığına bakarsanız Anayasa Mahkemesi’nin, uygulamayla haklarının ihlal edildiğini iddia edenlerle ilgili kararların yer aldığı dosyaların kapağını açma yetkisi bile yok (!)

***

AKP’nin işine geleceğini düşünerek yaptığı yasal düzenlemelerin, umduğunu bulamayınca ya da aleyhine işlemeye başlayacağı kanısına ulaştığında değiştirildiği çok sayıda yasa maddesi var.
Yalnızca birini anımsatmak yeterlidir sanırım. AKP-Cemaat ortak kumpası ile İzmir ve Silivri’de gündeme getirilen davaların yargıç ve savcıları koruma altına alınmıştı. Kendilerine karar ve işlemleri nedeniyle kişisel tazminat davası açılmasının önü kesilmişti.
Ne zaman ki 17-25 Aralık yolsuzluk ve usulsüzlük iddiaları gündeme düştü, ilk yapılan iş korumanın kaldırılması oluverdi.
Galiba sırada da Terörle Mücadele Yasası’ndaki iyileştirmeleri geri almak var...

***

Aslında AYM’nin dosyaya bakmasına da gerek yok. Çünkü AYM yasasının 47’nci maddesinde kanıt sunma zorunluğu var. Yasanın 47’nci maddesinde şöyle deniyor:
“(...) eylem ya da ihmal nedeniyle ihlal edildiği ileri sürülen hak ve özgürlüğün ve dayanılan anayasa hükümlerinin, ihlal gerekçelerinin, başvuru yollarının tüketilmesine ilişkin aşamaların (...). Başvuru dilekçesine, dayanılan deliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veya kararların aslı ya da örneğinin ve harcın ödendiğine dair belgenin eklenmesi şarttır.”
İşin ilginç yönü ise bireysel başvurunun yasaklandığı üç konudan birinin de “Anayasa Mahkemesi’nin kararları” olması.

***

Hukukçularımız tutukluluğa itiraz ettikleri son dilekçede şunları yazmışlardı:
“Biz üzerimize düşeni yapıyor ve anayasaya, yasalara, AİHS ve AİHM kararlarına aykırı olan tutuklama kararlarına itiraz ediyoruz.
Gerisi sizin bileceğiniz iş.
Tercih ve sorumluluk sizindir.”
Kararla dilekçe yerini bulmuş oldu.

***

Türkiye’nin guguk devleti olduğunu kişisel olarak kanıtlamaya çalışanlara helal olsun... Sıkılmadan hâlâ aynı sözleri yineliyorlar...  


Yazarın Son Yazıları

Kurtarıcı... 14 Eylül 2017
Gazeteciyi Kim Öldürdü? 17 Haziran 2017