Öylesine Geriye Gittik ki...

19 Ekim 2015 Pazartesi

1970’lerin sonuna doğru kimi gazeteciler uluslararası gazeteciler tatil köyü kurma hayaliyle bir araya gelmişlerdi.
Arayıp tarayıp İgneada’da Mert Gölü çevresinde karar kıldılar.
Turizm Bakanlığı’nın gelişme planında, Bulgaristan sınırından başlayıp İstanbul’a ulaşan bir sahil yolu da öngörülüyordu.
Ama Celâl Bayar’ın öncülük ettiği “Bu kış komünizm gelecek” tutturmacası o kadar etkiliydi ki, başta Milli Savunma Bakanlığı’nın çalışmalarında bu yoldan söz edilmiyordu.
Çünkü çok tehlikeliydi!
İgneada, dünyadaki üç subasar orman (longoz) alanından birine sahipti. Kooperatifin aldığı arazinin bir bölümü de sazlıktı.
Proje hazırlıkları sürerken, gençler ayağa kalktılar. Oluşturulacak yerleşim yeri, doğayı tahrip edecekti.
Her hafta İgneada’da gösteriler düzenlendi. Sonra kooperatif işi mayna oldu. Kooperatif hayatta ama çözüm arayışı sürüyor.
Birkaç gün önce geçici seçim hükümetinin bakanı, İgneada’nın üçüncü nükleer santral için seçildiğini büyük bir başarı olarak açıkladı.
Başta Cumhuriyet ve çok az yayın organı yanlışı dile getirdiler ama ayağa kalkan olmadı.
Doğayı yok ederek ülkeyi kalkındıracaklarına inananlar(?) İstanbul’un kuzey ormanlarını talan etmekle yetinmemeyi, aksine Batı’ya doğru uzatmayı yeğlemişlerdi.
Talanı hoşgörüyle seyretmek gibi bir alışkanlık oluşturulmuştu. Talancılar da bu geriye gidişi tepe tepe kullanmaya koyulmuşlardı.

***

İgneada öyküsünü, geriye gidişin son ve en taze örneği diye yazdım. Hangi alanda geriye gitmedik ki...
Alın eğitim alanını.
4+4+4’le başlayıp eğitimin imam hatipleştirilmesi girişimiyle, parlak gençlerimizin kişisel çabaları, kimi örnek eğitim kurumları bile uluslararası eğitim düzeyinde nal toplamamızı engelleyemiyor.
Okullara “ölü yıkama” dersi konması zor, ama ölü yıkama kursları açılırsa şaşırmayın.
Çünkü ileri gittiğimiz tek alan var: Yağcılık.

***

Yasalarda yapılan değişikliklerin tek amacı ve uygulama nedeni var: iktidar karşıtlarını susturmak ve hapisle terbiye etmek!
Son örnek “kuvvetli şüphe”den “makul şüphe”ye dönüş oldu. Yeniden 12 Eylül paşalarının uygulamasına dönüldü. Kimlikleri kontrol etmek ve nüfus kayıtlarına göre makul şüphelilere ulaşmak...
IŞİD’in eylemci üyelerinin, hatta canlı bomba adaylarının aralarındaki telefon konuşmaları bile izleniyor, ama ne hikmetse makul şüpheli bile sayılmıyorlar.
Terör örgütü PKK’ye silah yığınağı yapması için olanak sağlanıyor, görmezden geliniyor. Şehit cenazeleri birbirini izlemeye başlayınca da suç ortaklığını unutturmak için babalanmalar, atıp tutmalar dönemi başlatılıyor.
Kendileri dışındaki herkesi suçlayarak aklanacaklarını sanıyorlar...
Kaç yıl geriye gittiğimizi onlar da biliyor ama söyleyemiyor.

***

Geriye gidişimiz yazdıklarımla sınırlı değil. Ama yerim bitti.  


Yazarın Son Yazıları

Kurtarıcı... 14 Eylül 2017
Gazeteciyi Kim Öldürdü? 17 Haziran 2017